Sayfalar

Kişisel Paylaşımlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kişisel Paylaşımlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

DOA Depozito İade Sistemi: Bir Şişeyi İade Etmek Neden Bu Kadar Zor?

   

“Koskoca profesör olmuşum; geri dönüşüm sistemi başlamış, öncülük etmek bana düşmez mi?” dedim kendi kendime.

Yıllardır Kalabak suyu damacanalarının ağzından çıkan plastik parçaları, pet şişe kapaklarını ve kullanılmış pilleri ayrı ayrı biriktirip teslim eden sorumlu bir vatandaş sayılırım.

En azından kendimi öyle görüyorum.

Bu nedenle Depozitosu Olan Ambalajlar, kısa adıyla DOA uygulamasını duyunca kolları sıvadım. Evde kullandığımız pet ve soda şişelerini, alüminyum kutuları biriktirmeye başladım.

İHTİYAR BİR DELİKANLIYLA SOHBETLER: İnsan İlla İz Bırakmak Zorunda mı?

“Macron’a Eskişehir’i gezdiremedin ama,” dedi Kemal amca, “sanıyorum bana, ona göstereceğinden daha fazla yer gösterdin…”

Gülüştük.

Geçen yaz o bizi Frankfurt’ta oradan oraya gezdirmişti. Bu yaz da biz onu Eskişehir’de misafir etmek, şehrimizi elimizden geldiğince tanıtmak istedik.

Kayınpederimin kuzeni Mustafa Kemal Özdemir, emekli bir Türkçe öğretmeni. Kendisine Mustafa Kemal ya da kısaca Kemal denilmesinden hoşlanıyor. Dedesi İbrahim Çavuş, Atatürk’e duyduğu sevgi nedeniyle ona bu adı vermiş.

Seksen yaşına merdiven dayamış olmasına rağmen maşallahı var; nazar değmesin, hâlâ hareketli, dinamik ve yorulmak bilmeyen bir delikanlı gibi…

Eskişehir’de “Burası müze, şurası hamam, ilerisi park, ötesi üniversite” diye dolaşırken yalnızca şehri gezmedik. Sohbet ettikçe onun hayatının farklı duraklarına da uğradık.

YKS’de İstediğimiz Olmadıysa Her Şey Bitti mi?

“Kaç puan aldın?”

Belki de bugünlerde gençler arasında en çok sorulan soru bu.

Kimilerinin gururla yanıtladığı, kimilerinin ise duyulmasından bile endişe ettiği bir soru…

Yalnızca gençler değil, ebeveynler de birbirlerine soruyor:

“Seninki kaç puan aldı?”

Liseler kaç öğrencisinin dereceye girdiğini duyuruyor. Üniversiteler başarılı öğrencileri kendilerine çekmek, yeni bölümlerini tanıtmak ve tercih döneminden pay almak için reklam yarışına giriyor.

Bu yazıda kazananları değil, istediği sonucu alamayanları anlatmak istiyorum.

Sayın Macron, Sizi Eskişehir’e Davet Etmek İstiyorum

Sayın Emmanuel Macron,

Dün ailemle birlikte Ankara’daydım.

Trafikte ağır ağır ilerlerken şehrin kalabalığına, yollara, binalara, insan telaşına bakıyordum. Birden aklıma siz geldiniz.

Yakında NATO toplantısı nedeniyle Türkiye’ye geleceksiniz. Eminim Ankara’da oldukça yoğun bir programınız olacaktır. Toplantılar, görüşmeler, tartışmalar, protokol, bürokrasi, güvenlik, sınırlı zamanlar, makyajlı sokaklar, kontrollü güzergâhlar…

Bütün bunlar elbette kendi ciddiyeti içinde ilerleyecek.

Ama Ankara’ya kadar gelmişken, eğer programınız ve gönlünüz uygun olursa, sizi Eskişehir’e davet etmek istiyorum.

Eskişehir’de Başka Gezilecek Yer Yok mu?

1989’dan beri Eskişehir’deyim.

Özel yetenek sınavlarına girmek için geldiğim o ilk günden bu yana bu şehirde öğrencilik yaptım, gazetecilik yaptım, radyoculuk yaptım, televizyonculuk yaptım. Hocalık yaptım, yöneticilik yaptım, dostluklar biriktirdim. Sokaklarında yürüdüm, kahvelerinde oturdum, fakültelerinde yaşlandım.

Eskişehir Kent Ltd.Ş. ve Belkent A.Ş. çalışanlarına kurumsal iletişim eğitimi

Eskişehir Kent A.Ş. ve Belkent A.Ş. çalışanları, Prof. Dr. Erkan Yüksel tarafından verilen kurumsal iletişim ve etkili iletişim eğitiminde bir araya geldi. Programda, kurum içi iletişimin güçlendirilmesi, hizmet kalitesinin artırılması ve vatandaşla daha sağlıklı iletişim kurulması hedeflendi.

Belkent Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Kerim Banar’ın davetiyle düzenlenen programa, Kentaş Genel Müdürü Gökhan Durmaz da eşlik etti. Eğitimde kurum içi iletişim, davranış tarzları, etkili dinleme, empati, geri bildirim, çatışma yönetimi ve çalışma yaşamında iletişim becerileri konuları ele alındı.

En büyük zenginlik: Bir İpin Hesabı Nasıl Verilir?


Yaz kapıya dayanınca insanın içinde tuhaf bir toparlanma isteği beliriyor.

Dolapları topluyoruz. Bavulları çıkarıyoruz. Evin eksiklerine bakıyoruz. Arabaya bakım yaptırıyoruz. Gideceksek yol planı yapıyoruz. Kalacaksak evin serin köşelerini düşünüyoruz. Bir yerlere yetişme telaşı biraz azalsın, takvim biraz seyrelsin, telefon biraz sussun istiyoruz.

Ama galiba insan bazen eşyasını toplarken içini toplamayı unutuyor.

Tam da böyle bir zamanda, şöyle bir hikaye çıktı karşıma…

Rivayet odur ki çok eski zamanlarda epey zengin bir adam varmış.

Bu bayram hangi kurdu besliyoruz?


Yaşlı bir Kızılderili, bir gün torunuyla birlikte yürürken biri siyah, diğeri beyaz iki kurdun kavgasına tanık olur. Bir süre sessizce izlerler.

Sonra bilge adam torununa döner ve şöyle der:

“İnsanın içinde de iki kurt yaşar. Bu iki kurt sürekli birbiriyle kavga eder. Birinin içinde öfke, kin, kıskançlık, kaygı, korku, hırs, kibir, bencillik ve kötülük vardır. Diğerinin içinde ise sevgi, umut, barış, tevazu, anlayış, merhamet, cömertlik, doğruluk, iyilik ve inanç…”

Çocuk merakla sorar: “Peki dede, hangisi kazanır?”

Yaşlı adamın cevap verir: “Sen hangisini beslersen, o kazanır.”

İçimizde iki ses vardır. Biri bize kırgınlıkları, yorgunlukları, endişeleri, eksikleri ve geçmişte söylenmiş ağır sözleri hatırlatır. Diğeri ise umudu, sevinci, merhameti, affı, paylaşmayı ve yeniden başlamayı fısıldar.

Hangisini beslersek, bayramımız da ona benzer.

Yıllar Sonra Okul Sıralarında Bir Münazara

 

Bahçeşehir Koleji Eskişehir Kampüsü’nde öğrencilerle birlikte “Genç yetişkinler üzerinde çevrenin mi, yoksa ailenin mi etkisi daha çoktur?” başlıklı anlamlı bir münazara etkinliği gerçekleştirdik.

Etkinlikte hükümet tarafında Bahçeşehir Koleji Eskişehir Kampüsü öğrencileri yer aldı. Öğrencilerimiz, genç yetişkinler üzerinde çevrenin etkisinin daha belirleyici olduğunu savundular. Biz ise muhalefet tarafı olarak ailenin bireyin değerleri, kişiliği, karar verme biçimi ve çevreyle kurduğu ilişki üzerindeki daha derin ve kalıcı etkisini vurgulamaya çalıştık.



Manas TV’de etkili iletişim üzerine konuştuk


Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğim “Görsel İletişim Çağında Etkili İletişim: Anlamak, Anlaşılmak ve İz Bırakmak” başlıklı konferansın ardından, Manas TV’de keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Manas TV Müdürü Dr. Bülent Namal’ın sorularını yanıtladığım programda; etkili iletişim, dinleme, empati, beden dili, farklı bakış açılarını anlama, sosyal medya çağında gençlerin yaşadığı iletişim baskıları ve yapay zekânın iletişimdeki rolü üzerine değerlendirmelerde bulunduk.

Kırgızistan’da İnsan, Kültür ve İletişim: Neler Farklı?


Kırgızistan denilince aklınıza ne geliyor? Geleneksel kıyafetler, atlar, meralar, Tanrı Dağları, Manas Destanı… Peki, Cengiz Aytmatov’un bu toprakların yetiştirdiği büyük bir yazar olduğunu biliyor musunuz? Onun eserlerinden herhangi birini okudunuz mu mesela? Ya da Türk sinemasının unutulmaz filmlerinden Selvi Boylum Al Yazmalımın, aslında Aytmatov’un Kırmızı Eşarp adlı eserinden uyarlandığını? Hani o filmle hafızalarımıza kazınan “sevgi emektir” sözünü…

Neyse, çok uzatmayayım…

Benim zihnimde de Kırgızistan denildiğinde bu bilgi kırıntıları dışında, yeni, güncel ve bugüne ait pek fazla şey olmadığını itiraf etmeliyim.

Evet, bu kez yolum Kırgızistan’a, Bişkek’e düştü. Bu yazıda orada gördüklerimden, hissettiklerimden, beni düşündüren bazı küçük sahnelerden söz etmek istiyorum.

Kırgızistan'ın Başkenti Bişkek'te Uluslararası Kısa Film Festivali'ne konuk olduk

 

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı değerli dostum Prof. Dr. Besim Yıldırım’ın ve Radyo, TV ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Gökçe Yoğurtçu'nun davetiyle çok özel bir kültür-sanat etkinliğine katılma imkânı buldum. 

22 Nisan’da, Bağımsız Devletler Topluluğu, Baltık ve Gürcistan Ülkeleri 14. Uluslararası Kısa Film Festivali kapsamında düzenlenen programa katılmak, benim için yalnızca bir festival deneyimi değil; aynı zamanda sinemanın, kültürün ve akademik dostluğun bir araya geldiği unutulmaz bir hatıra oldu.

Sektör-Akademi Buluşması: Bugün Rotamız Kanal 26


Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'nde Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü, Basın ve Yayına Giriş dersimizi bugün dört duvar arasından çıkardık ve haberin mutfağına, Kanal 26 tesislerine konuk olduk. Medyanın tozunu ve heyecanını yerinde görelim dedik; beklediğimizden çok daha fazlasını bulduk. 

Bizi harika bir enerjiyle karşılayan Medya 26 Grup Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Yıldırım ve Fakültemizin gururu, Milli İrade Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Onur Şentürk, bizleri ağırlamanın ötesinde tecrübeleriyle ufkumuzu ikiye katladılar. 

Bugün 2025’in son günü…

 

Bugün 2025’in son günü…

Ne çabuk da geçti bu yıl; sanki hiç anlayamadım…

Ama biraz düşününce aklıma geliyor yaşadıklarım…

Öğrendiğim ise şu: Neyi ne kadar bilirsen bil, bildiklerinle hayata dokunabildiğinde yaşamak çok daha anlamlı…

Hayat, öyle değil mi zaten; yaşadığımız anlardan ve biriktirdiğimiz anılardan ibaret…

Anlamak, anlaşılmak ve anlaşmak…

Hep buna gayret…

Bu yüzden mottomu bu yeni yıla da not düşeyim: 

Bilimle yol aç, eğitimle el ver, rehberlikle iz bırak ve her adımda bireye ve topluma değer kat…

Yeni yılda daha çok üretmek değil dileğim; daha çok fayda üretmek…

Herkese neşe, mutluluk, huzur, saygı, sevgi, sağlık, afiyet ve güzellikten yana ne varsa insanlık için bunlarla dolu bir yıl diliyorum…

Tüm dileklerimizin gerçekleştiği bir yıl olsun…

İyi yıllar✨

Prof. Dr. Erkan YÜKSEL

Ortak Akıl'dan Yol Haritasına: İTÜ'nün hedefi Dünya'da ilk 100 arasına girmek!


Bazı buluşmalar vardır; konuşulur, not alınır, iyi niyetli cümleler havada kalır ve sonra herkes kendi gündemine döner. Bazıları ise daha ilk anda şunu hissettirir: “Burada yalnızca konuşmuyoruz; geleceğe yön veriyoruz.”

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde 26–28 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen Arama Konferansı benim için bu ikinci kategoriye girdi. 

Üstelik hemen ertesi gün yapılan ve YouTube üzerinden canlı yayınlanan Sorumluluk ve Etki Odaklı Araştırma Üniversitesi – 2025 Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı ile birlikte düşünülünce, sürecin değeri daha da netleşti: Üç gün, güçlü bir ortak akıl zemini kurdu; ertesi gün ise bu zemin 2026 stratejik planının içine yerleşti, hedefe, projeye ve takvime bağlandı.

Bu sürece, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal hocamızın davetiyle katıldım. Üç gün boyunca İTÜ’yü daha yakından tanıma, İTÜ’lülerle kaynaşma, onları dinleme ve anlama fırsatı buldum. Yeri geldikçe de bir iletişimci akademisyen, gazeteci ve medya temsilcisi olarak farklı bir pencereden gördüğüm noktaları paylaşmaya çalıştım. Son oturumda ise “ekosistem ve iletişim” başlığındaki grubumuzun sözcüsü olarak İTÜ’lü Oğuzhan Öztürk ile birlikte sunum yapmak benim adıma ayrıca anlamlıydı.

Bu yazıda bir toplantı tutanağı gibi ortaya çıkan tüm görüşleri değil ama bir üniversitenin kendi pusulasını netleştirdiği o “tasarım ve karar” hâlini kişisel izlenimlerimle anlatmak istiyorum.

 


Van Gezimizin Ardından: Canavar Yok Ama “Can” Var


"Van" denilince aklıma eskiden ne gelirdi?

Ortasından işlek bir mecburiyet caddesi geçen, “klasik küçüğün büyüğü” bir Doğu Anadolu şehri…

Yanılmışım.
Van kesinlikle bu tarife uyan bir şehir değil. Büyükşehir adının hakkını veren, hatta doğunun metropol kentlerinden biri diyebilirim. Hatta biraz “reklamı yapılsa”, birçok kişinin gidip görmek isteyeceği, farklı açılardan “gizli/saklı” güzellikler barındıran nadide bir şehir.

İtiraf edeyim, bu gezi benim için sadece bir yolculuk değil, bir önyargı testi oldu.

Nasıl mı böyle bir izlenime kapıldım?
Anlatayım…

Ama baştan söyleyeyim; bu Van’a ilişkin önyargılarımı yıkan, beni şaşırtan pek çok anıyla dolu, Van’ın hak ettiği gibi uzun bir yazı.

 


Van ekibimiz: Prof Dr Erkan Yüksel, Meyra Çetinkuş, Öğr Gör Nuray Pelin İlkyaz,
Öğr Gör Hilal Sarıkaya Arslantaş,Habibe-Ceyhun Çetinkuş.

20 Ağustos: Bugün benim doğum günüm!

 

Bugün benim doğum günüm.
Her yıl bana sorduklarında; “Yaşın kaç?”
Aklıma ilk gelen sayıyı söylüyorum.
Bazen 23 geliyor aklıma, bazen 33…

Çünkü yaş dediğimiz şey, yalnızca takvimdeki sayılardan ibaret değil.
İnsanın hayata kaç kere yeniden doğduğuyla da ilgili.

İlki, elbette dünyaya gözlerimizi açtığımız o an…
Ama sonra hayat bize yeniden doğmayı öğretiyor.

Üniversite Tercihi Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli? Hayalini Kur, Gerçeği Gör, Kararını Ver!



Merhaba genç arkadaşım,

Üniversite sınavı geride kaldı. Şimdi tercih zamanı.

Peki, bu tercih nasıl yapılmalı?
Puana bakarak mı? Sıralamaya göre mi?
Yoksa biraz hayal, biraz gözlem, biraz da kendini tanıma gerekir mi?

"Ben zaten hangi bölümü istediğimi biliyorum" diyor olabilirsin, demiyor da olabilirsin.

Ben bir öğretim üyesiyim. Bu soruları yıllardır hem sizlerden hem de anne babalardan alıyorum. Bu kez hem bir abi hem de bir yol arkadaşı olarak görüş ve önerilerimi paylaşmak istedim.

Şimdi gel, tercih yolculuğuna birlikte çıkalım.

Pişman olmayacaksın...

Kanal 26’da medya, manipülasyon, etik ve yapay zekayı konuştuk

Jülide Aykut’un hazırlayıp sunduğu Misafir Köşesi programında derin bir sohbete daldık!  

🔍 Programda neler konuştuk? 

• Medyanın gücü: "Gündem belirleme" ve kitleleri yönlendirme etkisi nasıl işliyor? 

• Demokraside medyanın rolü: Tarafsızlık mümkün mü? Yoksa yeni kriterimiz şeffaflık mı? 

• Yapay Zeka Devrimi: Matbaa kadar köklü bir değişim kapıda! Peki etik sorunlara hazır mıyız? 

• Dijital dolandırıcılık: Sahte web sayfaları, tehlikeler ve korunma yolları…  


📌 Programı şurada izleyebilirsiniz: 

https://www.youtube.com/watch?v=_nplkwvQhl0

Sağlık Bakanlığı için "Sağlık Haberciliği Kılavuzu" hazırladık

Sağlık haberciliğinde daha iyiye nasıl ulaşılabilir? Bunun için neler yapabiliriz? Bizim de bir katkımız nasıl olabilir? Daha iyisi nasıl mümkün olabilir?

Yaklaşık 15 yıldır bu alanda epey yol kat ettik, pek çok öğrenci, muhabir, akademisyen yetiştirdik. Onlarca yayın, makale, bildiri ve kitap ürettik. Hatta bir de uzaktan eğitim programı geliştirdik. Ve elimizden geldiğince koşmaya devam ediyoruz. 

SAĞLIK MUHABİRLİĞİ EĞİTİMİ

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun katılımlarıyla, Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü ile Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinin koordinasyonunda, Anadolu Ajansı Haber Akademisi’nin de katkılarıyla gerçekleştirilen “Sağlık Muhabirliği Eğitim Programı” oldukça verimli geçti. 

Toplantının açılışında Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Atak, “Dünyada Sağlığın Geliştirilmesi ve Sağlık İletişimi” hakkında açıklamalarda bulundu.  

Ben de “Sağlık Haberciliğinin Dili, Sağlık Haberciliğinde Etik ve Hukuki Boyut” üzerine bir konuşma yaptım.  



Popüler Yayınlar

© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org