Sayfalar

İletişim ve İlişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İletişim ve İlişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Şeytan Bunun Neresinde?


Hikâyeyi kayınpederim Aydın Nefesoğlu anlattı…

Şeytanın yolu bir gün bir köye düşer. “Nereden, nasıl bir fesatlık çıkarsam?” diye düşünürken gözü, inek sağan genç bir kadına takılır. Az ötede de ineğin buzağısı, yani yavrusu, bir ağaca bağlı durmaktadır.

Şeytan bir süre onları izler. Sonra usulca gider, buzağının ipini azıcık gevşetir.

Annesinin sütüne hasret kalan buzağı, çekiştire çekiştire sonunda gevşetilmiş olan yularını koparır. Koşarak annesini emmeye giderken süt kovasına çarpar ve kovayı devirir.

Sağdığı süt ziyan olan genç kadın öfkeye kapılır. Eline geçirdiği odunla buzağıya vurur. Buzağı ağır biçimde yaralanır.

Duruma sinirlenen inek, bir tekmeyle kadını yere yıkar. Kadın oracıkta can verir.

Dedikodu Bir Hastalık mı?

“Çikolatalı gofret sevmeyen var mı?”

Çoğumuz severiz herhalde. Tatlıdır, her yerde satılır, ucuzdur, hoşluk yaratır, ikramlıktır. Pek geriye çevireni olmaz.

Ama herkes için aynı sonuçları doğurmaz. Çoğumuz için küçük bir keyif olsa da kimileri için alerji sebebidir. Kendini tutamayan, paket paket yiyenler için kilo problemidir. Şeker sorunu yaşayanlar için de büyük bir tehlikedir.

Aslında dedikodu da biraz böyledir.

İlk anda masum bir sohbet gibi görünür. İnsan merak eder, dinler, anlatır, yorum yapar. Hatta bazen “Ne var canım, konuşuyoruz işte” diye düşünür.

Ama her tatlı şey nasıl masum değilse, her konuşma da zararsız değildir.

Gelin bu yazıda biraz dedikodunun yan etkilerinden söz edelim.


Ne Kadar Zenginsiniz?


Bugüne kadar kaç kitap okudunuz?

Banka hesabınızda ne kadar para var?

Evinizi, arabanızı, birikiminizi ve sahip olduğunuz her şeyi yan yana koysanız toplam servetiniz ne eder?

Peki cep telefonunuzda kayıtlı kaç kişi var?

Bu kişilerden kaçını gerçekten arayabilirsiniz?

Bir sıkıntınız olduğunda, “Beni dinler, bana el verir, beni yargılamadan anlar” diyebileceğiniz kaç insan var hayatınızda?


Hayat Zenginliği Testi: Gerçekten Ne Kadar Zenginsiniz?


Zenginlik yalnızca para, gelir ya da sahip olunan mal varlığıyla ilgili değildir. İnsan; sağlığıyla, kendine verdiği değerle, ilişkileriyle, yaptığı işten ya da uğraştan aldığı doyumla, maddi dengesini yönetebilmesiyle ve hayatında anlam bulabilmesiyle de zenginleşir.

Bu kısa test, yaşamınızı altı temel alanda değerlendirmenize yardımcı olmak amacıyla hazırlanmıştır: sağlık ve iyi oluş, kendilik değeri, ilişkisel zenginlik, üretkenlik ve katkı, maddi denge, yaşam amacı ve içsel doyum.

Aşağıdaki bağlantı üzerinden erişebileceğiniz testte yer alan ifadeleri, kendinizi genel olarak nasıl gördüğünüzü düşünerek yanıtlayınız. Amaç size bir etiket vermek değil; hayatınızdaki güçlü yönleri ve daha fazla özen göstermek isteyebileceğiniz alanları fark etmenize yardımcı olmaktır.

Test formuna yukarıdaki bağlantı üzerinden erişebilirsiniz.


Bu testin sonucu size e-posta yoluyla gönderilecektir. Sonucunuzu değerlendirirken bunun kesin bir yargı, klinik tanı ya da ekonomik durum ölçümü olmadığını; kişisel farkındalık sağlayan kısa bir değerlendirme aracı olduğunu unutmayınız.

Hayat zenginliği; yalnızca sahip olduklarımızla değil, kendimize, ilişkilerimize, emeğimize, sağlığımıza ve anlam dünyamıza ne kadar özen gösterdiğimizle de ilgilidir.

Bir de bu yönünü görelim: Atatürk Nasıl Bir İletişimciydi?




Bugün 19 Mayıs. 

Ülkemizin kuruluş yolculuğunun başlangıç anı diyebileceğimiz tarihî bir gün.

Böyle bir günde Mustafa Kemal Atatürk’ü çoğu zaman büyük komutan, devlet kurucusu, devrimci lider ve fikir adamı olarak anarız. Elbette bunların her biri doğrudur. Ancak bu yazıda Atatürk’ün biraz daha az konuşulan bir yönüne, iletişim ve ilişki ustalığına dikkat çekmek istiyorum.

Çünkü Atatürk’ün hayatına baktığımızda onun yalnızca karar veren, emir veren, yöneten bir lider olmadığını görürüz. O, insanları dinleyen, zamanı okuyan, ortamı çözen, sözü doğru yerde kullanan, gerektiğinde susan, gerektiğinde çok net konuşan, gerektiğinde ikna eden, gerektiğinde de sınır koyan bir liderdir.

Bir liderin büyüklüğü de zaten yalnızca ne söylediğinde değil; kime, ne zaman, hangi dille ve hangi amaçla söylediğinde saklıdır.

Yönetici İletişimi: Sözün Tonu, Kurumun İklimi


Anadolu Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen 2026 yılı İdari Personel Gelişim/Eğitim Programları — Anadolu Üniversitesi İDGEP kapsamında, üniversitemizde şef kadrosunda görev yapan personele yönelik “Etkili İletişim” konulu bir eğitim gerçekleştirdik. 

14 Mayıs Perşembe günü düzenlenen eğitimde, iletişimin günlük iş yaşamındaki yerini, yönetici dilinin çalışanlar üzerindeki etkisini ve kurumsal ilişkilerde güven veren iletişimin önemini birlikte değerlendirdik.

Bir kurumda işler yalnızca yazılarla, talimatlarla ya da süreçlerle yürümez. İşlerin nasıl yürüdüğünü çoğu zaman insanlar arasındaki iletişim belirler. Bir sözün nasıl söylendiği, bir talebin nasıl iletildiği, bir uyarının hangi tonda yapıldığı kurum iklimini doğrudan etkiler.

Eğitimde özellikle anlamak, anlaşılmak ve anlaşmak üçlüsü üzerinde durduk. İyi iletişimin yalnızca kendini ifade etmek değil; karşıdakini dinlemek, ihtiyacı fark etmek, mesajı açık ve sakin biçimde iletmek ve ortak bir çözüm zemini oluşturmak olduğunu vurguladık.

Yönetim Gelişim Zirvesi ’26’daki konuşmamızın videosu yayınlandı: Bir Derin Gelişim Örneği Olarak Hastanede İletişim

Management Centre Türkiye tarafından düzenlenen Yönetim Gelişim Zirvesi ’26 kapsamında gerçekleştirdiğimiz “Bir Derin Gelişim Örneği: Hastanede İletişim” başlıklı konuşmanın video kaydı yayınlandı. 

Güvenlik Personeline İnsan İlişkileri ve İletişim Becerileri Eğitimi

Bir üniversitenin kapısından içeri girdiğinizde sizi ilk kim karşılar?

Çoğu zaman bir güvenlik görevlisi…

Bazen derse yetişmeye çalışan bir öğrenci, bazen yolunu bulmaya çalışan bir veli, bazen aceleyle geçen bir akademisyen, bazen de gergin ya da öfkeli bir ziyaretçi… Hepsinin ilk temas noktalarından biri güvenlik personelidir.

Bu yüzden güvenlik görevi yalnızca kapıyı, binayı ya da alanı korumak değildir. Aynı zamanda huzuru, düzeni, güven duygusunu ve kurumun insanla kurduğu ilk ilişkiyi de korumaktır.

Anadolu Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen 2026 yılı İdari Personel Gelişim/Eğitim Programları — Anadolu Üniversitesi İDGEP kapsamında, 13 Mayıs 2026 tarihinde Koruma ve Güvenlik Müdürlüğü personeliyle bir araya geldik.

Eğitimde, Koruma ve Güvenlik Müdürlüğü personelinin birinci grubuyla “İnsan İlişkileri ve İletişim Becerileri” üzerine konuştuk.

Nedir Bu 'Liyakat Liyakat' Dedikleri?


Hafta sonu bir ilköğretim öğrencisinden beklemediğim kadar ciddi bir röportaj teklifi aldım. Aynı yaşlardayken ben de merhum hâkim amcam Şemsettin Yüksel ile ilk röportajımı gerçekleştirmiştim. O anı hatırladım ve gülümsedim…

Konu ne, diye sordum.

“Liyakat” dedi.

Hani medya dese, haber dese, iletişim ve ilişkiler dese neyse de; liyakat nereden çıktı diye anlık olarak düşündüm.

Yani tarihin ilk çağlarından beri tartışılan bir konuda; ne de olsa “Sussan Olmaz; Susmasan Olmaz” kitabımın adını aklımdan geçirdim.

“Peki” dedim.

Hastanede İletişim En Çok Nerede Kopuyor?



Management Centre Türkiye (MCT) tarafından her yıl düzenlenen Yönetim Gelişim Zirvesi 26’nın bu yılki konuklarından biri de ben oldum. 7 Mayıs’ta gerçekleştirilen webinar’da, MCT Zirve Küratörü ve Danışmanı Ahmet Eryılmaz’ın sorularını yanıtladım. “Bir Derin Gelişim Örneği: Hastanede İletişim” başlıklı bu sohbette, en dikkat çekici sorulardan biri şuydu: “Hastanede iletişim en çok nerede kopuyor?”

Doğrusu, bu soru yalnızca hastaneleri değil, insanın olduğu bütün kurumları ilgilendiriyor. Ama hastane, meselenin en açık hâliyle görülebildiği yerlerden biri. Çünkü orada üç ayrı dünya var: hasta, klinik ekip ve yönetim. Üçünün de dili farklı, önceliği farklı, beklentisi farklı. Ama üçü de birbirine muhtaç. Birinin eksildiği yerde sistem aksıyor; birinin sesinin duyulmadığı yerde güven zedeleniyor.

Yıllar Sonra Okul Sıralarında Bir Münazara

 

Bahçeşehir Koleji Eskişehir Kampüsü’nde öğrencilerle birlikte “Genç yetişkinler üzerinde çevrenin mi, yoksa ailenin mi etkisi daha çoktur?” başlıklı anlamlı bir münazara etkinliği gerçekleştirdik.

Etkinlikte hükümet tarafında Bahçeşehir Koleji Eskişehir Kampüsü öğrencileri yer aldı. Öğrencilerimiz, genç yetişkinler üzerinde çevrenin etkisinin daha belirleyici olduğunu savundular. Biz ise muhalefet tarafı olarak ailenin bireyin değerleri, kişiliği, karar verme biçimi ve çevreyle kurduğu ilişki üzerindeki daha derin ve kalıcı etkisini vurgulamaya çalıştık.



Manas TV’de etkili iletişim üzerine konuştuk


Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğim “Görsel İletişim Çağında Etkili İletişim: Anlamak, Anlaşılmak ve İz Bırakmak” başlıklı konferansın ardından, Manas TV’de keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Manas TV Müdürü Dr. Bülent Namal’ın sorularını yanıtladığım programda; etkili iletişim, dinleme, empati, beden dili, farklı bakış açılarını anlama, sosyal medya çağında gençlerin yaşadığı iletişim baskıları ve yapay zekânın iletişimdeki rolü üzerine değerlendirmelerde bulunduk.

Kırgızistan’da İnsan, Kültür ve İletişim: Neler Farklı?


Kırgızistan denilince aklınıza ne geliyor? Geleneksel kıyafetler, atlar, meralar, Tanrı Dağları, Manas Destanı… Peki, Cengiz Aytmatov’un bu toprakların yetiştirdiği büyük bir yazar olduğunu biliyor musunuz? Onun eserlerinden herhangi birini okudunuz mu mesela? Ya da Türk sinemasının unutulmaz filmlerinden Selvi Boylum Al Yazmalımın, aslında Aytmatov’un Kırmızı Eşarp adlı eserinden uyarlandığını? Hani o filmle hafızalarımıza kazınan “sevgi emektir” sözünü…

Neyse, çok uzatmayayım…

Benim zihnimde de Kırgızistan denildiğinde bu bilgi kırıntıları dışında, yeni, güncel ve bugüne ait pek fazla şey olmadığını itiraf etmeliyim.

Evet, bu kez yolum Kırgızistan’a, Bişkek’e düştü. Bu yazıda orada gördüklerimden, hissettiklerimden, beni düşündüren bazı küçük sahnelerden söz etmek istiyorum.

Kırgızistan'ın Başkenti Bişkek'te Uluslararası Kısa Film Festivali'ne konuk olduk

 

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı değerli dostum Prof. Dr. Besim Yıldırım’ın ve Radyo, TV ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Gökçe Yoğurtçu'nun davetiyle çok özel bir kültür-sanat etkinliğine katılma imkânı buldum. 

22 Nisan’da, Bağımsız Devletler Topluluğu, Baltık ve Gürcistan Ülkeleri 14. Uluslararası Kısa Film Festivali kapsamında düzenlenen programa katılmak, benim için yalnızca bir festival deneyimi değil; aynı zamanda sinemanın, kültürün ve akademik dostluğun bir araya geldiği unutulmaz bir hatıra oldu.

Okullarımızı Şiddetten Nasıl Koruyacağız?

2000’li yılların başlarıydı. Bir gün aracımı servise bakım için vermiştim. Bir hocamız, “Ben seni çarşıya bırakayım” dedi. Hocamızın bir oğlu kreşte, diğeri ilkokulda öğrenciydi. Kampüste uğrayıp onları aldık. Sonra hocamız, “Şu fırından da iki ekmek alayım” diyerek arabayı yol kenarına park etti. Ben ön koltukta, çocuklar arka koltukta yalnız kaldık. Baktım çocuklar kendi aralarında kavga gürültü ediyor, birbirleriyle boğuşuyorlar. Belki konu değişir diye sordum:

“Büyüyünce ne olacaksınız?”

Biraz soluklanır gibi oldular. Büyük olan, “Ben Polat Alemdar olacağım, bu da Memati” dedi. Sonra yeniden boğuşmaya başladılar.

Daha iyi iletişim ve daha iyi ilişkiler için ‘insanları okumak’ mümkün mü?


Bu yazıda, önce kendimizi tanımanın, sonra başkalarını anlamanın önemini ve iletişim tarzlarımızın ilişkilerimize etkisini ele alıyorum.

Bazen birini görür ve ilk birkaç dakikada yakınlık kurarız. Onu anlamak ve onunla anlaşmak için fazla çabalamaya ihtiyaç duymayız. Bazen de tam tersi olur. Daha ortada hiç bir şey yokken bir huzursuzluk çöker; sesinden, sözünden, üslubundan hatta sessizliğinden bile rahatsız oluruz. Sonra küçük meseleler bile büyük sorunlara dönüşür; biz de söylenip dururuz: Niye bir türlü anlaşamıyoruz?

Yıllardır iletişim üzerine düşünüyorum. Derslerde, seminerlerde, günlük hayatta, aile içinde, kurumlarda, yöneticilerle, öğrencilerle, eşlerle, dostlarla yapılan sohbetlerde aynı manzaraya defalarca şahit oldum. İnsanların önemli bir kısmı aslında kötü niyet yüzünden değil, birbirini yeterince “okuyamadığı” için zorlanıyor diyebilirim.

Ama sorunun en can alıcı noktasının çok da uzakta olmadığını söyleyebilirim.

İnsan, Anladığı ve Anlaşıldığı İnsanla Çiçek Açar

“İnsan, anladığı ve anlaşıldığı insanla çiçek açar” düşüncesinden hareketle, Anadolu Üniversitesi'nde fakülte sekreterleri ve şube müdürlerine yönelik gerçekleştirdiğim seminer üzerinden etkili iletişimin kurumsal yaşam için neden vazgeçilmez olduğunu ele aldım.


"Her insan biraz çiçek gibidir. Nasıl ki farklı çiçeklerin güneşle, suyla, toprakla ve havayla kurduğu ilişki aynı değilse, insanların da hayalleri, ihtiyaçları, beklentileri ve
duygusal hassasiyetleri birbirinden farklıdır."

Kendinizi ve Başkalarını Tanımaya Hazır mısınız? İletişim ve Davranış Tarzları Testine Katılın



NEDEN bazı insanlarla tek kelime etmeden anlaşırken, bazılarıyla sürekli "frekans hatası" yaşıyoruz? 

İş hayatında neden bazıları sonuca odaklanırken, bazıları sadece sürece ve ilişkilere önem veriyor?

Bu test, bir "etiketleme" aracı değil; sizin ve çevrenizdekilerin dünyayı hangi pencereden gördüğünü anlamanızı sağlayacak bir farkındalık haritasıdır.

🌿 İnsan, kendini tanıdığı kadar özgürdür.


Çok Yönlü Profil: İletişimin "Prizma" Etkisi


Çok yönlü profil, ayrı bir kişilik türü olmaktan çok; birden fazla eğilimin kişide birbirine yakın düzeyde bulunduğunu gösteren yorumlayıcı bir sonuçtur. Bu profil, aslında en "erdemli" ve esnek olmaya aday, ancak içsel çatışması da en yüksek olan profildir. Akademik dilde buna "Durumsal Esneklik" veya "Yüksek Uyumluluk", yaşam koçluğu dilinde ise "Denge Arayışı" diyoruz.

Genel olarak birinci ve ikinci profil arasındaki fark %10’dan azsa “çok yönlü eğilim” sizin için geçerli olabilir. Buna karşılık fark daha açıksa, ilk sırada yer alan profilin daha baskın olduğu düşünülebilir.

🌈 Çok Yönlü Profil: Prizma (Tüm Renkler / Işık)

Her durumun bir rengi, her insanın bir dili vardır. Sen hepsini bir ahenkle yansıtabilen bir denge insanısın.

  • Neden? Prizma, esnekliği ve dengeyi sembolize eder. Bu profile sahip kişiler; durumsal zekalarıyla çatışmaları çözebilir, ekipler arası köprü kurabilir ve her ortamda "dengeleyici güç" olabilirler.

  • Mottosu: "Erdem, hangi durumda hangi tarzı kullanman gerektiğini bilmektir."

  • Senin Tarzın: Koşullara göre şekil alabilen bir "Usta Sentezleyici" veya her enstrümana hakim bir "Orkestra Şefi".

  • Güçlü Yanın: Tek bir kalıba sığmıyorsun. Gerektiğinde bir Sürücü gibi kararlı, bir Analitik gibi titiz, bazen bir Dostçul gibi şefkatli, bazen de bir Ekspresif gibi ilham vericisin. Bu çok yönlülük, seni her türlü karmaşanın doğal "çözüm merkezi" yapıyor.

  • Erdemli Bir Yaşam İçin Koçluk Tavsiyesi: Bu kadar çok role bürünmek seni yoruyor olabilir mi? Başkalarına ve durumlara uyum sağlama yeteneğini kullanırken, kendi "öz sesini" ve ihtiyaçlarını duymayı ihmal etme. Her şeye yetişmeye çalışmak yerine, hangi tarzı ne zaman kullanacağını bilinçli bir seçim (hikmet) haline getir. Bu hafta, dış etkilerden uzaklaşıp sadece kendi değerlerinle baş başa kalmayı dene.

  • Akademik Perspektif: Literatürde "Yüksek Öz-Denetim" (High Self-Monitoring) ve "Durumsal Liderlik" olarak tanımlanan bu yetenek, sosyal zekanın (SQ) en ileri aşamalarından biridir. Öz-farkındalık ve değerler üzerine yapacağın okumalar, bu adaptasyon gücünü kalıcı, etik ve saygın bir liderlik başarısına dönüştürecektir.


Sevecen Profil: İletişimin "Güvercin" Huzuru


Bu profile yakın kişiler insan ilişkilerinde uyum, sıcaklık, kabul ve iş birliğini önemser.

🕊️ Sevecen: Güvercin (Yeşil / Toprak)

Barışın, uyumun ve sadakatin sembolüdür.

  • Neden? Güvercin barışı, uyumu ve sadakati sembolize eder. Bu profile sahip kişiler; çatışmadan kaçınır, insanları bir arada tutar ve her ekibin görünmez "vicdanı" veya birleştirici tutkalı olurlar.

  • Mottosu: Huzur bağ kurmakla, güven sabırla başlar.

  • Senin Tarzın: Güvenilir bir liman, harika bir dinleyici ve vefalı bir dost.

  • Güçlü Yanın: İnsanlar arasındaki çatışmaları yumuşatma ve aidiyet hissi yaratma konusundaki doğal yeteneğin. Sabrın, sadakatin ve insanları yargılamadan karşılıksız destekleme gücün en büyük hazinen.

  • Erdemli Bir Yaşam İçin Koçluk Tavsiyesi: Başkalarını kırmamak için kendi sınırlarını ihlal ediyor olabilir misin? "Hayır" demek, karşı tarafa yapılan bir saldırı değil, kendine duyduğun bir saygıdır. Bu hafta, içine sinmeyen bir teklife nazikçe ama net bir "Hayır" demeyi dene.

  • Akademik Perspektif: Sosyal psikolojide "uyum odaklılık" olarak tanımlanan bu tarz, toplumsal barışın temelidir. Öz-şefkat (self-compassion) üzerine yapacağın okumalar, vericiliğini dengelemeni ve kendini korumanı sağlayacaktır.


© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org