Yeni bir eğitim-öğretim yılının telaşı başlamışken sonbaharın kaçınılmaz sürprizi erkenden benim de kapımı çaldı: Grip oldum.
Öyle olunca da insanın oturup uzun uzun düşünmeye, derin meseleleri tahlil etmeye pek mecali kalmıyor.
İnsan yavaşlıyor.
Söyleyecek sözüm bile gramla çıkıyor ağzımdan.
Ama içim içimi de yemiyor değil:
Bu hafta ne yazsam?
Bu arada yatakta terlemeye çalışırken sosyal medyada şöyle bir söze takıldı gözüm:
“Ya sevdiğini al, ya aldığını sev ya da oradan ayrıl.”
Hazır bugün ağır konulara girecek hâlim yokken bu sözün bana hatırlattığı bir hikâyeyi sizinle paylaşmak istedim.
Belki benim gibi biraz yorulanlara da iyi gelir.


