Bu hafta tam da bu yazıyı yazmaya hazırlanıyordum. Bölüm başkanımızın odasına uğradım. Elindeki bir kâğıdı bana uzattı.
Bir öğrencinin ders talebiyle ilgili dilekçesi…
Telli bir defterden koparılmış sarı, kareli bir sayfa. Üzerine güçlükle okunan birkaç cümle karalanmıştı. Ne bildiğimiz anlamda bir dilekçe düzeni vardı ne de resmî bir makama sunulacak yazının gerektirdiği özen.
Bölüm Başkanımız Prof. Dr. İncilay Cangöz, yarı şaka yarı ciddi sordu:



