Sayfalar

Bu bayram hangi kurdu besliyoruz?


Yaşlı bir Kızılderili, bir gün torunuyla birlikte yürürken biri siyah, diğeri beyaz iki kurdun kavgasına tanık olur. Bir süre sessizce izlerler.

Sonra bilge adam torununa döner ve şöyle der:

“İnsanın içinde de iki kurt yaşar. Bu iki kurt sürekli birbiriyle kavga eder. Birinin içinde öfke, kin, kıskançlık, kaygı, korku, hırs, kibir, bencillik ve kötülük vardır. Diğerinin içinde ise sevgi, umut, barış, tevazu, anlayış, merhamet, cömertlik, doğruluk, iyilik ve inanç…”

Çocuk merakla sorar: “Peki dede, hangisi kazanır?”

Yaşlı adamın cevap verir: “Sen hangisini beslersen, o kazanır.”

İçimizde iki ses vardır. Biri bize kırgınlıkları, yorgunlukları, endişeleri, eksikleri ve geçmişte söylenmiş ağır sözleri hatırlatır. Diğeri ise umudu, sevinci, merhameti, affı, paylaşmayı ve yeniden başlamayı fısıldar.

Hangisini beslersek, bayramımız da ona benzer.

Elbette kolay zamanlardan geçmiyoruz. İnsan bazen ülkesine, dünyaya, çevresine, hatta kendi hayatına bakınca içinin daraldığını hissediyor. Yorgunluklar, belirsizlikler, geçim kaygıları, eksilen sofralar, azalan umutlar, özlemler, kırgınlıklar, kıskançlıklar, gönül yorgunlukları, sahtelikler, avuntular, mesafeler ve aramızdan ayrılan sevdiklerimiz…

Hepsi hayatın içinde.

Ama bugün bayram…

İşte bütün bunları düşününce bayram, her şeye rağmen “insan” kalabilme çabasıdır diyebilir miyiz?

Belki de bu bayram biraz daha merhameti, vefayı, nezaketi, anlayışı, tahammülü, sabrı, şükrü, cömertliği, umudu, affetmeyi ve erdemi büyütmeyi deneyebilir miyiz?

Bir bayrama daha erişmenin, bir bayram daha hayatta olmanın şükrüyle, geçmişte olup bitenleri, gelip geçenleri de düşünerek “bu da geçer” diyebilmek değil midir biraz da bayram?

Hepsi geçmez mi?

Dert geçer, öfke geçer, kızgınlık geçer, kırgınlık geçer, yokluk geçer; bolluk ve zenginlik de geçer.

Ama ne kalır?

İnsanın insana bıraktığı iz kalır.

Bir bayram sabahı çalınan kapı kalır. Bir çocuğun avucuna konan harçlık, ikram edilen şeker, uzatılan çikolata kalır. Bir büyüğün gülen yüzü, hatırası, duası kalır. Bir sofraya eklenen tabak, paylaşılan muhabbet, gösterilen güler yüz kalır. Bir “iyi bayramlar”, bir “hayırlı bayramlar”, bir “Allah tekrarını nasip etsin”, bir “hakkını helal et” cümlesi kalır.

Bugün çocuklara bırakacağımız en güzel bayram hediyesi, belki de onlara bırakacağımız asıl miras, iyi insan olmanın hâlâ değerli olduğunu gösterebilmektir.

Büyüklerin unutulmadığı, küçüklerin sevindirildiği, yoksulun gözetildiği, kırgınlıkların büyütülmediği, sofraların paylaşıldığı bir bayram kültürü bırakabilmektir.

Çünkü insan, beslediği hasletlerle yücelir.

Merhameti besleyen merhametle büyür.

Vefayı besleyen yalnız kalmaz.

Şükrü besleyen huzur bulur.

Affı besleyen hafifler.

Umudu besleyen geleceğe yol açar.

Sevgiyi besleyen ise hem kendine hem başkasına iyi gelir.

Bayram belki de içimizde iyi olanı besleme fırsatıdır. Bir tebessümle, bir ziyaretle, bir telefonla, bir dua ile, bir ikramla, bir helalleşmeyle…

Belki dünya bir bayram sabahı değişmez. Ama bir kalp yumuşarsa, bir evin havası değişir. Bir ev değişirse, bir sokakta umut çoğalır. Umut çoğalırsa, insan geleceğe biraz daha güvenle bakar.

Dilerim bu bayram; gönüllerimize sevinç, evlerimize huzur, sofralarımıza bereket, çocuklarımıza neşe, büyüklerimize sağlık, hepimize umut getirsin.

Bayramımız mübarek olsun.

Prof. Dr. Erkan YÜKSEL

Yorum Gönder

Görüş, katkı ve sorularınızı paylaşabilirsiniz. Yorumlar, nezaket ve içerik bütünlüğünü korumak amacıyla onaylandıktan sonra yayımlanır.

© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org