Sayfalar

📚 Tavsiyeler


Bu dünyada en sevdiğim şeylerden biri okumak; bir başka sevdiğim şey ise okuduğum, izlediğim ya da dinlediğim bir şey üzerinde düşünmek…

Kitapların yalnızca bilgi vermediğine inanıyorum. Bazen bir kitap, uzun zamandır adını koyamadığımız bir duyguyu tarif eder. Bazen bir film, yaşadığımız bir ilişkiye başka bir pencereden bakmamızı sağlar. Bazen de yalnızca bir cümle, yıllardır taşıdığımız bir sorunun karşılığını verir.

Bu sayfa bir “en iyi kitaplar” ya da “mutlaka izlenmesi gereken filmler” sıralaması değildir. Burada; beni düşündüren, bazı konuları daha iyi anlamama yardımcı olan, derslerimde, yazılarımda ve gündelik hayatımda iz bırakan eserlerden bir seçki bulacaksınız.

Önerilerimi yalnızca eserlerin konularına göre değil; insana, ilişkilere, iletişime, mesleğe ve hayata dair düşündürdükleri üzerinden değerlendirdim. Herkesin bir eserden çıkaracağı anlam farklı olabilir. Ben de aşağıda, özellikle öne çıkardığım eserleri neden tavsiye ettiğimi kısaca açıklamaya çalıştım.


Kitaplar

 
İletişim, ilişkiler ve insanı anlamak

İletişim yalnızca güzel konuşmak değildir. Dinlemek, anlamak, anlaşılmak, gerektiğinde susmak, gerektiğinde sınır koymak ve farklı insanlarla ilişki kurabilmektir. Bu bölümdeki kitapları, iletişim kazalarını azaltmak ve insan ilişkilerine daha bilinçli yaklaşmak isteyenlere öneriyorum.


  • Kızım Sana Söylüyorum Okurum Sen Anla – Erkan Yüksel

Pandemi sırasında Etkili İletişim Teknikleri dersime kaynak kitap olsun diye yola çıkarak yazmaya başladığım, sonra içeriği giderek genişleyince 'bunu iki kitap mı yapsak' diye düşünmeye başladığım temel iletişim becerilerini konu aldığım kitap...

Bu kitapta önce insanın kendisini tanıması, ardından karşısındaki insanı anlaması ve son olarak kendisini daha doğru ifade edebilmesi üzerinde durdum. 

İletişimi yalnızca teknik bir beceri değil, insanın kendisiyle ve hayatla kurduğu ilişkinin bir parçası olarak değerlendirdiğim için bu kitabı listenin başına koyuyorum.

Kitabın iletişim, ilişkiler, anlamak, anlaşılmak ve anlaşmak için temel bir başlangıç kitabı olduğunu vurgulamalıyım. Eğer tek bir kitap okuyayım diyorsanız, her şeyi bir arada bulabileceğiniz, her şeyin özetini içeren kapsamlı bir kitap olarak bunu tavsiye ederim. 

Kitabı keyifli kılmak adına aralara yerleştirdiğim öyküler, anılar, anlatılar ve anlamlı sözler ise kitabın hem takibini kolaylaştırıyor hem de akılda daha fazla kalmasını sağlıyor.

Bu yüzden beğenerek okuyacağınızı ve bu kitabı başucu kitabı yapacağınızı düşünüyorum.
Çünkü öyle yapanları görüyorum... 


  • Sussan Olmuyor Susmasan Olmaz – Erkan Yüksel

Bu da ikinci kitap... İletişim ve ilişkilerimizdeki engelleri, sorunları, çatışmaları ele aldığım ve çözüm önerilerinde bulunduğum önemli bir kaynak eser. 

Kitabın bence en önemli yönü, 'İçimizdeki Sesler' seminerlerimden de hareketle kitabın Ben, Keyfim ve Kahyası tarafından gerçekleştirilen sohbetlerle ilerlemesi. Transaksiyonel analizin Ebeveyn, Çocuk ve Yetişkin Benlik kavramlarını ele alınan konuya uyarlayarak içsel konuşmalar şeklinde dışa vurduğum bu kitabı keyifle yazdım. Eminim siz de okurken ve özellikle sohbetlerin içimizdeki hangi seslere karşılık geldiğini takip ederken eğlenecek ve bilgi sahibi olacaksınız. 

Bu kitapta da yine öyküler, örnek olaylar, sorular, formlar, güzel sözler ve etkileyici açıklamalar yer alıyor. 

Evet, insan bazen konuştuğu için, bazen de konuşmadığı için sorun yaşar. Bu kitapta çatışma, eleştiri, öfke, tartışma, müzakere ve geçinilmesi zor insanlarla iletişim gibi gündelik hayatın en gerçek meselelerine çözüm aradım. Özellikle sınır koymak ile ilişkiyi korumak arasındaki dengeyi düşünenlere öneriyorum.


  • İletişim Donanımları – Doğan Cüceloğlu

Bir Doğan Cüceloğlu hayranı olarak tüm kitaplarını okudum. Onun kitaplarını tavsiye ederken sorulan sorulardan biri, hangi kitapla başlayayım sorusuydu. Ben de hep İletişim Donanımları yanıtını veriyordum. Bu yüzden onun kitaplarına yönelik önerilerimin en başına bu kitabı koymak istedim. Çünkü bu kitap onun yazdığı kitapların hem başlangıç noktası hem de özeti niteliğinde. Bu kitabı okuyarak diğer kitaplara geçmeniz ve bağlantı kurmanız çok daha kolay olacaktır. 

Cüceloğlu'nun lafı sözü çok dolandırdığı, özlü bilgi aktarmadığı, anlatacağı şeyi bir seyahatle ilişkilendirdiği gibi kimi eleştiriler duyuyorum. Evet, herkes aynı yemeği lezzetli bulmuyor bu dünyada. Ancak Cüceloğlu'nun üsbubunu ve eserlerini özellikle okumaya yeni başlayanlar için anlamlı ve değerli buluyorum. Bu yüzden de tavsiye etmeyi sürdürüyorum. 

Cüceloğlu'nun iletişimi gündelik hayatın içinden örneklerle anlatabilmesini değerli buluyorum. İletişim Donanımları da kullandığımız sözcüklerin ötesinde niyetlerimizin, tutumlarımızın ve insanlara verdiğimiz değerin de iletişimin bir parçası olduğunu hatırlatıyor. Bu yüzden özellikle tavsiye ediyorum. 


  • İnsan İnsana – Doğan Cüceloğlu

Cüceloğlu'nun başka hangi kitabını tavsiye etsem ki? Hepsini söyleyebilirim. Bence hepsi birbirinden kıymetli. O yüzden ikinci önereceğim kitap, İnsan İnsana...

Bu eser, karşımızdakini yalnızca dinlemenin değil, onu ayrı bir dünya olarak kabul etmenin önemini anlatıyor. İnsan ilişkilerindeki pek çok sorunun, birbirimizi gerçekten görmemekten kaynaklandığını düşündüren temel kitaplardan biri olarak öne çıkıyor. Bu yüzden bu kitabı da mutlaka diyerek tavsiye ediyorum.


  • Şiddetsiz İletişim – Marshall Rosenberg

Kızım Sana Söylüyorum kitabımı yazerken ne yazık ki bu kitabı okumamıştım. Ancak kitabın sonuna eklediğim 'Algı+Duygu+İstek' şeklindeki formülümün bu kitapta doğrulandığını, hatta bir yönüyle de eksik kaldığını söyleyebilirim: İhtiyaçlarımızın ifadesi...

Kavram olarak 'şiddetsiz iletişim' ifadesi benim pozitif düşünce anlayışımla pek uyumlu durmuyor. Bu yüzden 'şefkatli, erdemli, merhametli, olumlu, pozitif iletişim' gibi farklı bir takım kavramların daha uygun olabileceğini düşünüyorum. Şiddet kavramının anılması ve ardından gelen olumsuzluk eki yaptığı çağrışımlar nedeniyle acaba bu değiştirilebilir mi diye düşünüyorum. Ancak Rosenberg'in literatüre kazandırdığı bu kavramın artık giderek yaygınlaştığını da görüyorum. 

Kitap en temelde kendimizi nasıl ifade edebileceğimizi bizlere anlatıyor. Çünkü biliyoruz ki, suçlamadan konuşmak, ihtiyaçlarımızı açıkça ifade etmek ve karşımızdakinin duygusunu anlamak çoğu insan için sanıldığından daha zordur. Kitabı, özellikle tartışmaların hızla kırıcı bir hâl aldığı ilişkilerde yeni bir iletişim dili arayanlara önemle öneriyorum.

Bu arada kendini ifade formülünü günümüzde 'gözlem+duygu+ihtiyaç+istek/rica' ve araya giren diğer değişkenlerle birlikte anlatmaya devam ediyorum. 


  • Beş Sevgi Dili – Gary Chapman

Bu kitabı bir arkadaşım tavsiye etmişti. İlk okuduğumda oldukça ilgimi çekmişti. Kitabın sonundaki test, kendi sevgi dilimizi bulmamız için önemli bir rehberlik sunuyor. 

Kitap, insanların sevgiyi aynı şekilde göstermediğini ve aynı davranışlardan etkilenmediğini anlaşılır bir modelle anlatıyor. Modelin her ilişkiyi bütünüyle açıklayamayacağını düşünsem de eşlerin, aile bireylerinin ve yakın ilişkideki insanların beklenti farklılıklarını konuşabilmesi için yararlı bir başlangıç sunuyor.

Öte yandan sevgimizi ifade etmenin yolunun bu beş biçimle sınırlı kalmadığını da düşünüyorum. Kitapta onay sözcükleri, güzel sözler duymak, övülmek ve takdir edilmek, birlikte kaliteli zaman geçirmek, hediyeleşmek, hizmet eylemelerinde bulunmak ve fiziksel temasta bulunmak gibi beş ana kategoriden söz ediliyor. Peki, sevgimizi ifade etmenin ya da sevildiğimizi anlamanın daha başka yolları da yok mu? Geniş bir zamanda bu konuyu da ele alacağım inşallah... 

Ancak ondan önce bu kitabı size tavsiye etmeleyim. Bakın bakalım, bu kitap size neler düşündürecek? Belki sevdiğiniz kişiyle birlikte bu kitabı okur ve kitabın sonundaki test sonuçlarınızı karşılaştırırsınız. Keyifli okumalar...


  • İletişim Çatışmaları ve Empati – Üstün Dökmen
Burada anmasam eksik kalacak en önemli kitaplardan biri... Benim Sussan Olmuyor kitabımda adını andığım, iletişim çatışmaları ve empati konusunu ele alırken en çok yararlandığım eser. Transaksiyonel analize ilgi duymama neden olan önemli bir başlangıç kitabı. Anmadan geçmek olmaz!

  • Dost Kazanma ve İnsanları Etkileme Sanatı – Dale Carnegie

İlköğretimdeki öğrencilerimiz için özellikle tavsiye edeceğim, bizim kuşağın önemli bir kısmının okuduğuna inandım en temel iletişim ve ilişkilerimizi konu alan kitap olduğnu düşünüyorum. Benim çocukluğumdan bugüne hala sattığı düşünülürse, neden alanın en önemli eserlerinden bir olduğu değerlendirilebilir.

Kitapta insan ilişkilerine dair pratik ipuçları ve akılda kalıcı, atasözü niteliğinde anlatımlar yer alıyor.

Bu yüzden herkesin okuması gerektiğini düşünüyorum. 


Diğer Önerilerim

  • Üzüntüyü Bırak Yaşamaya Bak – Dale Carnegie
  • ’Mış Gibi Yaşamlar – Doğan Cüceloğlu
  • Kendine İyi Davran Güzel İnsan – Beyhan Budak
  • Beden Dili – Allan Pease

Kendini tanıma, psikoloji ve iç dünyamız

İnsan çoğu zaman başkalarını çözmeye çalışırken kendisini ihmal ediyor. Oysa davranışlarımızın, tepkilerimizin, korkularımızın ve ilişki seçimlerimizin önemli bir bölümü kendi iç dünyamızla bağlantılıdır. Bu bölümdeki kitapları bir teşhis ya da tedavi aracı olarak değil, kişisel farkındalığı geliştiren yol arkadaşları olarak görüyorum. 


  • İnsan Olmak – Engin Geçtan
Üniversitede psikoloji dersi hocamız tavsiye etmişti ilk olarak. İnsanı teorik kavramların içine hapsetmeden; yalnızlığı, yakınlığı, korkuyu, sevgiyi ve varoluş arayışını sade bir dille ele alıyor. Kendisine ve çevresindeki insanlara daha dürüst bir gözle bakmak isteyenler için güçlü bir başlangıç kitabı diyebilirim. Bu yüzden en başka bunu yazıyorum.

  • İyi Hissetmek – David Burns

Alanda okunabilecek ya da okunması gereken en önemli kitap diye düşünüyorum. Kitap okumaktan sıkılmayanların oldukça yararlanabileceğine inandığım en temel eser. Sıkılanlar ise mutlaka bu kitabın özetine bir şeklide göz atsınlar.

Düşüncelerimizle duygularımız arasındaki ilişkiyi somut örnekler üzerinden göstermesi kitabın en güçlü yönünü oluşturuyor. Özellikle zihnin olumsuz genellemeler, felaket senaryoları ve katı yargılarla insanı nasıl yanıltabildiğini fark etmek isteyenlere öneriyorum. 

Ben de hem yazılarımla hem de hayatımda bu kitaptan oldukça yararlandım; hala da yararlanıyorum.


  • Hayatı Yeniden Keşfedin – Jeffrey Young & Janet Klosko

Bu kitabı yıllar önce sosyal medya hesaplarımda paylaşarak tavsiye etmiştim. Hala da tavsiye etmeyi özellikle sürdürüyorum. 

İnsanların neden benzer ilişkilere girdiğini, aynı kırgınlıkları yaşadığını ve değiştirmek istediği hâlde bazı davranışları tekrar ettiğini anlamaya yardımcı olan en temel eser. 

Şema yaklaşımını gündelik hayat örnekleriyle anlattığı için kendini tanıma çalışmalarında yararlı bir başvuru kaynağı diyebilirim.

Web sitemdeki testlerde özellikle yararlandığım ve tasviye ettiğim bir eser olduğunun da altını çizmeliyim.


  • İnsanın Anlam Arayışı – Viktor E. Frankl

Bu alanın en önemli kitaplarından biri...

Kitabın temel yönü, insanın en ağır koşullarda bile hayatıyla kurduğu anlam ilişkisinin önemini göstermesi... 

Kitap, yazarın toplama kampındaki acı dolu günlerini ve buradan çıkardığı logoterapi (anlam odaklı psikoterapi) kuramını anlatıyor. İnsanı hayatta tutan en büyük gücün yaşamın anlamını bulmak olduğunu savunuyor. 

Zorluklar karşısında bile insanın kendi tutumunu seçme özgürlüğü vardır diyebileceğimiz bir kitap...

Acıyı yüceltmeden, insanın tutumunu ve içsel yönünü nasıl koruyabileceği üzerine düşünmek isteyenlere öneriyorum.


  • Hayat En Çok İyileri Kırar – Acar Baltaş
İyi niyetli, sorumluluk sahibi ve fedakâr insanların neden daha fazla yorulabildiğini düşündüren bir eser. Özellikle yardım etmek ile kendini tüketmek, anlayışlı olmak ile sınırsız davranmak arasındaki farkı görmek açısından değerlidir.

  • Vücudunuz Hayır Diyorsa – Gabor Maté
Beden ile duygusal yaşam arasındaki ilişkiye dikkat çekmesi bakımından önemli bir kitap olarak görüyorum. Her sağlık sorununu psikolojik nedenlere bağlamadan okunması gerekir; buna karşılık bastırılan duyguların, kronik stresin ve sınır koyamamanın insan üzerindeki yükünü düşünmeye yardımcı olur.

Diğer Önerilerim

  • Akılsız Duyguların Cezasını Kararlar Çeker – Acar Baltaş
  • Stres ve Başa Çıkma Yolları – Zuhal Baltaş & Acar Baltaş
  • Mutluluk Psikolojisi ve Stresle Başa Çıkma – Nevzat Tarhan
  • Hayır Diyebilme Sanatı – Müthiş Psikoloji
  • Sevme Kusurları – Müthiş Psikoloji
  • Seni Yoran Her Şeyi Bırak – Müthiş Psikoloji
  • Hayat Acemileri İçin Yaşam Rehberi – Beyhan Budak
  • Zihin Tuzakları – Serhat Yabancı
  • İyi Düşün – Serhat Yabancı
  • Bensiz Biz Olmaz – Serhat Yabancı
  • Mindfulness: Bilinçli Farkındalık – Zümra Atalay
  • Şefkat – Zümra Atalay
  • Bilinçaltının Gücü – Joseph Murphy

Kariyer, alışkanlıklar ve hayat

Kariyer yalnızca bir meslek ya da unvan seçmek değildir. İnsan nasıl çalıştığını, neyi ertelediğini, hangi ortamda verimli olduğunu ve nasıl bir hayat kurmak istediğini de düşünmelidir. Bu bölümdeki kitapları hazır başarı reçeteleri olarak değil, kişinin kendi çalışma sistemini sorgulamasına yardımcı olacak kaynaklar olarak öneriyorum. 


  • Etkili İnsanların 7 Alışkanlığı – Stephen R. Covey

Gençliğimde üniversitede bir hocamın tavsiye ettiği, alanın en önemli kitaplarından biri... Her okuduğumda yeni bir şeylerin farkına vardığım, özellikle gençler için tavsiye edebileceğim temel bir eser. Ancak ilk okunuşta sanıyorum anlaşılması o kadar kolay olmuyor...

Kitabın en değerli yanı, başarıyı yalnızca hız, kazanç ya da görünür sonuçlarla açıklamaması. Sorumluluk almak, öncelikleri belirlemek, karşılıklı yararı gözetmek ve önce anlamaya çalışmak gibi ilkeleri hem iş hem de özel yaşam için bizlere rehberlik sunuyor.


  • Alışkanlıkların Gücü – Charles Duhigg
Davranışların yalnızca irade meselesi olmadığını; işaretler, rutinler ve ödüllerden oluşan döngüler içinde geliştiğini anlatıyor. Tekrarlanan davranışlarını değiştirmek isteyenlerin önce bu davranışların nasıl çalıştığını anlamasına yardımcı olabilir.

  • Ye O Kurbağayı – Brian Tracy
Adı biraz tiksinç gelse de söylemek istediği şey en zor olduğunu düşündüğün şeyi hemen şimdi yapman! Kitap, erteleme ve önceliklendirme sorununu basit, uygulanabilir önerilerle ele alıyor. Kitabın bütün önerileri herkes için aynı ölçüde geçerli olmayabilir; ancak güne en önemli ve zor işle başlama fikri, çalışma disiplinini geliştirmek isteyenler için yararlı olabilir.

  • Her Şey Seninle Başlar – Mümin Sekman

Türkiye'de 'Başarı' kavramının özdeşleştiğini düşündüğüm en önemli isim Mümin Sekman'dır sanıyorum. Onun bütün eserlerine bir göz atmakta yarar var.

Bu kitap ise insanın kendi hayatındaki sorumluluğunu hatırlatan, motive edici bir anlatı sunuyor. Yalnızca istemenin yeterli olmadığını; hedeflerin emek, yöntem ve süreklilikle desteklenmesi gerektiğini düşünerek okunmasını öneriyorum.


  • Asla Yalnız Yeme – Keith Ferrazzi & Tahl Raz

Bir kez okunmakla yetinilmeyecek, arada göz gezdirilmesi gereken kitaplardan biri daha...

İş ilişkilerinin yalnızca kartvizit toplamaktan ibaret olmadığını, güvene ve karşılıklılığa dayanması gerektiğini anlatıyor. Kariyerin sadece bireysel başarıyla değil, insanlarla kurulan nitelikli bağlarla da şekillendiğini göstermesi bakımından değerli buluyorum. 


Diğer Önerilerim

  • Kişisel Ataleti Yenmek – Mümin Sekman
  • Atomik Alışkanlıklar – Müthiş Psikoloji
  • Var mısın? – Doğan Cüceloğlu
     

Hayat, insanlık hâlleri ve edebiyat

İnsanı anlamak için her zaman psikoloji kitabı okumak gerekmez. Bazen iyi bir roman ya da masal; iktidarı, yalnızlığı, sevgiyi, adaleti ve insanın kendi içindeki çelişkileri bilimsel bir metinden daha görünür hâle getirebilir. 


  • Simyacı – Paulo Coelho

Etkili İletişim Teknikleri ve Kariyer Planlaması derslerimin ilk haftasında genellikle sözünü ettiğim en temel eser. Pek çok öğrencimin de artık okumuş olduğunu görmek beni mutlu ediyor. Ancak hala okumamış olanlar varsa, önemle tavsiye ederim. 

Kitap, insanın kendi yolunu bulması, hayallerinin peşinden giderken karşılaştığı işaretleri anlamlandırması ve aradığı şeyin bazen başlangıç noktasında olduğunu fark etmesi üzerine sade bir anlatı sunuyor. Kolay okunmasına rağmen üzerinde uzun süre düşünülebilecek kitaplardan biri olarak görüyorum. 

Benim pek çok hikayemin ve köşe yazımın da esin kaynağı olan bir eser.


  • Hayvan Çiftliği – George Orwell

Çocukluğumda filmini izlediğim; hayatı, toplumu, dünyayı anlamamıza yardımcı olabilecek önemli eserlerden biri...

Gücün nasıl toplandığını, dilin nasıl değiştirildiğini ve eşitlik vaadiyle başlayan bir düzenin nasıl yeni bir baskıya dönüşebildiğini çarpıcı bir alegoriyle anlatıyor. 

Medya, siyaset, propaganda ve yönetim ilişkilerini düşünenlere özellikle öneriyorum.


  • 1984 – George Orwell
Gözetim, propaganda, hafıza, dil ve hakikat üzerindeki iktidarı ele alan güçlü bir roman. Yalnızca totaliter yönetimleri değil, gerçeğin sürekli yeniden üretildiği günümüz iletişim ortamını anlamak bakımından da düşündürücü diyebilirim.

  • Küçük Prens – Antoine de Saint-Exupéry

Neredeyse herkesin okuduğu, benim ise çocuk kitabı diyerek geçtiğim ancak değerini sonradan anladığım bir kitap. 

Çocuk kitabı görünümünün altında sevgi, sorumluluk, bağlılık, yalnızlık ve yetişkinlerin dünyasına ilişkin güçlü sorular barındırıyor. Farklı yaşlarda yeniden okunduğunda farklı anlamlar veren nadir eserlerden biri...

Siz olsanız bu kitabın sonunu nasıl bitirirdiniz? Benim en önemli sorularımdan biri...


  • Masumiyet Müzesi – Orhan Pamuk

Orhan Pamuk henüz yeni Nobel ödülünü almıştı ki, Amerika'daki hocamla bir akşam yemeğinde buluşmuştuk. Eşi, bu kitabı okuduğunu, beğendiğini uzun uzun anlattı. Pamuk, kitapları ve bu kitaptan sorular sordu. 

Pamuk'un o güne dek inat ederek okuduğum Kara Kitap dışında sanırım bir de Beyaz Kale ve Yeni Hayat kitaplarını almıştım ama bitirememiştim. 
O akşam yaşadığım utançla, Türkiye'ye döndüğümde ilk alıp okuduğum kitaplardan biri Masumiyet Müzesi oldu. 

Pamuk'un zevkle okuduğum ve en beğendiğim kitabı diyebilirim. 
Nobel ödüllü yazarımızın bir kitabını okumadıysanız hala kesinlikle bu kitabı tavsiye ederim. 
Zevkler ve renkler tartışılmaz elbette...


Diğer Önerilerim

  • Şu Çılgın Türkler – Turgut Özakman
  • Fahrenheit 451 – Ray Bradbury
  • Bülbülü Öldürmek – Harper Lee
     

Şiir

Sanırım bizim kuşağın ortaokul ve lise yıllarında şiir, hayatımızın önemli bir parçasıydı. Pek çok şiir kitabı yayınlanır, neredeyse herkes şiir ya da benzeri şeyler yazardı. Benim de yazdıklarım vardı ama pek çoğu kayboldu. Bir tek hatırladığım, Sakarya gazetesinin salı akşamları gece nöbetçisi olarak çarşamba gün yayımlanan Kültür&Sanat sayfasında açık yer kaldığında daktilo başına geçip yazdığım şiirimsi yazılar kaldı. 

Sazlı, sözlü, şiirli akşamlarımızı hatırlıyorum gençliğimden. Şiir kitaplarımızı çıkarıp karşılıklı okuduğumuz şiirleri...

Şiir, bazı duygulara açıklayarak değil, hissettirerek ulaşır. Birkaç dize bazen uzun bir anlatının veremediği anlamı taşıyabilir. Bu nedenle şiiri yalnızca edebî bir tür olarak değil, insanın kendisiyle kurduğu özel bir iletişim biçimi olarak görüyorum. 


  • Orhan Veli Bütün Şiirleri
En sevdiğim şair Orhan Veli... Neden deseniz, bilmem... 
Ama onun şiirini her yerde hatırlarım... 
En sevdiğim şiiri: Neredeyse hepsi. 
Konya'da Üniversite radyosunda pazar sabahları yaptığım şiir programlarında da onun şiirlerini okumaktan büyük bir zevk alırdım.
Orhan Veli, gündelik hayatın sıradan görünen anlarını yalın ve sahici bir şiir diline dönüştürür. Şiirin mutlaka ağır, süslü ve anlaşılması zor olması gerekmediğini görmek isteyenlere öneriyorum.


  • Çağdaş Türk Şiiri Antolojisi – Mehmet Fuat

Kitapçılarda artık pek antoloji kitapları görmüyorum ya da benim gözüme çarpmıyor. En sevdiğim şiirlerin içinde bulunduğu önemli bir kitap olarak bu antolojiyi tavsiye ediyorum. 

Türk şiirinin farklı dönemlerini, yönelimlerini ve seslerini bir arada görme olanağı sunuyor. Tek bir şairin dünyasına girmekten önce şiirimizdeki çeşitliliği tanımak isteyenler için iyi bir başlangıç kaynağı olabilir.


  • Son Yüzyıl Büyük Türk Şiiri Antolojisi – Ataol Behramoğlu

Modern Türk şiirinin geçirdiği değişimi ve farklı kuşakların duyarlılıklarını geniş bir seçki üzerinden izlemeyi mümkün kılıyor. Şiiri yalnızca tek tek metinler olarak değil, toplumsal ve kültürel bir hafıza olarak okumaya yardımcı oluyor.

Behramoğlu'nun sizce en güzel şiiri hangisi? Bence 'Yaşadıklarımdan öğrendiğim bir şey var.'



Medya, habercilik, ikna ve algı

İletişim bilimleri fakültesi ve gazetecilik bölümü öğretim üyesi olarak burada pek çok kitabı tavsiye edebilirim. Başta kendi yazdığım kitaplar olmak üzere bu tür kitapları zaten öğrencilerime fazlasıyla öneriyorum. Ancak burada daha çok halka yönelik kimi kitap önerilerimi dile getirmek istedim. 

Malum, medya yalnızca dünyada olup bitenleri aktaran daz ya da tarafsız bir ayna değildir.

Hangi olayların seçildiği, hangi sözcüklerin kullanıldığı, kimlerin konuşturulduğu ve hangi görüntülerin gösterildiği, gerçeği algılama biçimimizi etkiler. 

Bu bölümdeki eserleri medya okuryazarlığını geliştirmek isteyenlere öneriyorum.


  • Medya ve Habercilik – Erkan Yüksel

Üniversitede idari görevlerim başlayana kadar çeşitli yayın organlarında medya, habercilik, iletişim, kamuoyu, siyaset, ekonomi ve pek çok konuda köşe yazıları yazdım. Daha sonra yazdığım bu yazılardan bir seçki oluşturarak bu kitabı çıkardım. 

Bu kitabı daha çok gazetecilik mesleğinin temel kavramlarını, haber üretim sürecini ve medyanın toplumsal rolünü bir arada değerlendirmek amacıyla hazırladım. Haberin yalnızca yazılan metinden değil; seçme, eleme, doğrulama ve sunma süreçlerinden oluştuğunu anlamak isteyenler için temel bir kaynak olarak öneriyorum.

Peki hocam, daha sonra neden ara verdin ya da yazmadın diyorsanız; artık yazmadığım bir şey kalmamıştı, yazılmayanlar dışında yeni bir şey olmadığını, örnek olayların değiştiğini ama konunun aynı kaldığını gördüm. 

Gerisini de seminerlerimde sorun anlatayım...


  • İknanın Psikolojisi – Robert B. Cialdini
İnsanların hangi koşullarda ve hangi tekniklerle ikna edilebildiğini anlaşılır örneklerle açıklıyor. Kitabı yalnızca başkalarını ikna etmek için değil, günlük hayatta bize yöneltilen ikna girişimlerini fark edebilmek için de okumak gerekir.

  • Medya Denetimi – Noam Chomsky
Demokratik toplumlarda kamuoyunun nasıl yönlendirilebildiğine ilişkin eleştirel bir çerçeve sunan önemli bir eser. Medyanın yalnızca iktidarı denetleyen bir kurum değil, kimi zaman siyasal ve ekonomik güç ilişkilerinin parçası olabileceğini tartışmak açısından önemlidir.


  • Rızanın İmalatı – Edward S. Herman & Noam Chomsky
Haberlerin hangi yapısal filtrelerden geçerek üretildiğini açıklayan etkili bir medya eleştirisi sunan alanın en önemli eserlerinden biri. 
Her ülkeye ve her medya kuruluşuna aynı biçimde uygulanmaması gerekse de mülkiyet, reklam, kaynak bağımlılığı ve ideolojik baskı ilişkilerini düşünmek için güçlü bir model sunar.

  • Televizyon: Öldüren Eğlence – Neil Postman
Kamusal meselelerin giderek eğlence formatına dönüştürülmesini eleştiriyor. Televizyon döneminde yazılmış olmasına rağmen, siyaset ve haberin sosyal medya çağında nasıl kısa, dikkat çekici ve gösteriye dayalı içeriklere dönüştüğünü anlamaya da yardımcı oluyor.

  • Görme Biçimleri – John Berger
Yine bir başka baş eser. Görmenin doğal ve tarafsız bir eylem olmadığını; kültürün, sınıfın, toplumsal cinsiyetin ve temsil biçimlerinin bakışımızı etkilediğini gösteriyor. Görselleri yalnızca estetik açıdan değil, taşıdıkları anlam ve güç ilişkileri üzerinden değerlendirmek isteyenlere öneriyorum.

  • İletişime Giriş – Nazife Güngör
Nazife hocanın yazdığı, alandaki en kapsamlı kaynaklardan biri. Bu alana ilgi duyanların en geniş çerçevede okuyabileceği temel bir başvuru kaynağı.

  • Medya Ninnileri - Nurdoğan Rigel
Nurdoğan hocamızın güçlü anlatımıyla, aynen hikaye tadında bir medya eleştirisi okumak ister misiniz? Yıllar oldu bu kitap çıkalı ama medya eleştirisi olarak göz atılmasını dilerim. Zaten elinize alırsanız, okumadan bırakamazsınız. 

Diğer Önerilerim

  • Kitleler Psikolojisi – Gustave Le Bon
  • Görünenin Ötesi - Ed. Ömer Özer
  • Medyada Şiddet Kültürü - Ömer Özer
  • İletişim Kuramları - Ed. Erkan Yüksel


Filmler

Bazı filmler yalnızca bir hikâye anlatmaz; bir kararın, bir cümlenin ya da bir bakışın insan hayatını nasıl değiştirebildiğini gösterir. Bu bölümdeki filmleri empati, önyargı, öfke, sabır, dayanışma ve hayatın anlamı üzerine düşünmek isteyenlere öneriyorum.


İletişim, ilişkiler ve insan
 

  • 12 Öfkeli Adam (12 Angry Men) – Sidney Lumet
Bir insan hakkında karar vermeden önce kanıtları, önyargılarımızı ve grup baskısını sorgulamamız gerektiğini gösteren güçlü bir film. İletişim, liderlik, ikna, eleştirel düşünme ve adalet kavramlarını aynı masa etrafında buluşturması bakımından değerlidir.

  • Kadın Kokusu (Scent of a Woman) – Martin Brest

Üniversite öğrencisiyken Başyazarlık dersinde Sakarya gazetesi Yayın Yönetmeni Önder Baloğlu bizi sinemaya bu filmi izlemeye götürmüş ve ardından yazı yazmamızı istemişti. 
Benim yazdığım yazı, filmin tango sahnesiyle başlıyordu. 
Yazı için rahmetli Önder abi gazetedeki bir sohbette "120 versem az" demişti...
Bu yüzden benim için ayrı bir yere sahip güzel bir film öneriyrum sizlere...

Yalnızlık, onur, dostluk ve hayata yeniden tutunma üzerine etkileyici bir hikâye anlatıyor. Özellikle finaldeki konuşma; doğru bildiğini savunmak, çoğunluğa rağmen sesini yükseltmek ve genç bir insanın yanında durmak bakımından unutulmaz diyebilirim.


  • Umudunu Kaybetme (The Pursuit of Happyness) – Gabriele Muccino
Başarıyı kolay ve romantik bir yolculuk olarak göstermeden, insanın sorumlulukları ve belirsizlikleri içinde verdiği mücadeleyi anlatıyor. Umudu yalnızca iyi düşünmek değil, zor koşullarda çalışmayı sürdürebilmek olarak ele alması nedeniyle öneriyorum.

  • Ters Yüz (Inside Out) – Pete Docter
Duyguları “iyi” ve “kötü” olarak ayırmanın ne kadar eksik olduğunu hem çocuklara hem yetişkinlere anlatabiliyor. Üzüntünün, korkunun ve öfkenin de insanın hayatında bir işlevi bulunduğunu sade ve yaratıcı bir dille göstermesi bakımından önemli diye düşünüyorum.

  • Patch Adams – Tom Shadyac
Sağlık hizmetlerinde hastalığı değil, hastayı görmenin önemini anlatıyor. Mizahın ve insan sıcaklığının iyileştirici gücünü vurgularken, sağlık çalışanı ile hasta arasındaki ilişkinin yalnızca teknik bilgiye dayanamayacağını hatırlatıyor.

  • Can Dostum – Olivier Nakache ve Éric Toledano
Yakın zaman önce Türkiye uyarlaması da çekildi...
Birbirinden çok farklı iki insanın kurduğu ilişki üzerinden dostluk, bakım, bağımsızlık ve önyargı konularına dokunuyor. Bir insana acıyarak değil, onu hayatın içinde eşit bir birey olarak görerek yaklaşmanın değerini göstermesi nedeniyle öneriyorum.

  • Ölü Ozanlar Derneği (Dead Poets Society) – Peter Weir
Yine gençlik yıllarımdan bir film...
Eğitimin yalnızca bilgi aktarmak değil, insanın kendi sesini bulmasına yardım etmek olduğunu düşündürüyor. Öğretmenlik, otorite, aile beklentileri ve bireysel özgürlük arasındaki gerilimi güçlü biçimde ele alıyor.

  • Issız Adam - Çağan Irmak

Bakıyorum da seçtiğim filmlerin önemli bir kısmı Çağan Irmak imzasını taşıyor. Bu da onlardan ilki...
Hem müzikleriyle hem konusuyla hem de beniz ele aldığım konularla yakından ilişkili bulduğum, derslerimde örnek verdiğim ıssız bir adamın filmi...
Bağlanma kuramı açısından güzel bir örnek... Bir de bu açıdan bakmak lazım: Sizce karakterlerden hangisi kaygılı-kaçıngan, hangisi güvenli bağlanan? Konuşalım...


Diğer Önerilerim

  • Terminal (The Terminal) – Steven Spielberg
  • Yeşil Yol (The Green Mile) – Frank Darabont
  • Yeni Hayat (Cast Away) – Robert Zemeckis
  • Forrest Gump – Robert Zemeckis
  • Zoraki Kral (The King’s Speech) – Tom Hooper
  • Stajyer (The Intern) – Nancy Meyers
  • Şeytan Marka Giyer (The Devil Wears Prada) – David Frankel
  • Gezginler (Voyagers) – Neil Burger
  • Eşkıya – Yavuz Turgul
  • Babam ve Oğlum – Çağan Irmak
  • Adile Naşit – Çağan Irmak
  • Dedemin İnsanları – Çağan Irmak

Sağlık, hayat ve insan

Hastalık dönemleri insanın yalnızca bedenini değil, kimliğini, ilişkilerini ve geleceğe bakışını da etkiler. Bu filmleri sağlık çalışanlarının, hastaların ve hasta yakınlarının birbirlerini daha iyi anlayabilmesine katkı sağlayan anlatılar olarak önemsiyorum.
 
  • Doktor (The Doctor) – Randa Haines
Sağlık iletişimi alanında örnek verdiğim bir film. 
Başarılı fakat hastalarına mesafeli bir doktorun kendisi hasta olduğunda sağlık sistemini diğer taraftan deneyimlemesini anlatıyor. Sağlık çalışanlarının empati kurabilmesi ve hastanın yaşadığı belirsizliği anlayabilmesi açısından çok güçlü bir film. 
Üzerine yazılmış bir sağlık iletişimi tezi olduğunu da hatırlatayım. 

  • Zeka (Wit) – Mike Nichols
Ağır bir hastalık sürecinde insanın bilgiye, ilgiye, mahremiyete ve şefkate duyduğu ihtiyacı çarpıcı biçimde gösteriyor. Tıbbi başarı ile insani bakım arasındaki farkı görmek isteyen sağlık çalışanları ve öğrenciler için özellikle önemli denilebilir.

  • Guguk Kuşu (One Flew Over the Cuckoo’s Nest) – Miloš Forman
Ruh sağlığı kurumları, otorite, normal kabul edilen davranışlar ve bireysel özgürlük üzerine rahatsız edici sorular soruyor. Filmi izlerken anlatıldığı dönemin koşullarını dikkate almak gerekir; buna rağmen kurumların insan üzerindeki gücünü sorgulatması bakımından hâlâ değerli.

  • Uyanış (Awakenings) – Penny Marshall
Hasta ile sağlık çalışanı arasındaki ilişkinin umut, sorumluluk ve belirsizlik boyutlarını etkileyici biçimde ele alıyor. Tıbbın her zaman kesin sonuçlar üretemediğini, buna rağmen bir insanın hayatına dokunmanın başlı başına değer taşıdığını gösteriyor.

  • Akıl Oyunları (A Beautiful Mind) – Ron Howard
Zekâ, başarı, ruhsal zorluklar ve yakın ilişkilerin destekleyici gücü üzerine düşündürüyor. Özellikle damgalama ve insanın hastalığıyla birlikte yaşama mücadelesini görünür kılması önemli.

  • Unutma Beni (Still Alice) – Richard Glatzer ve Wash Westmoreland 
Bellek kaybının yalnızca hatırlama becerisini değil, insanın kimlik algısını, aile ilişkilerini ve bağımsızlığını nasıl etkilediğini gösteriyor. Hastanın iç dünyasını merkeze alması nedeniyle sağlık iletişimi açısından oldukça değerli bir film.

Diğer Önerilerim

  • Her Çocuk Özeldir (Taare Zameen Par) – Aamir Khan
  • İçimdeki Deniz (The Sea Inside) – Alejandro Amenábar
  • Sevda Mecburi İstikamet (Mecburi İstikamet Sevda) – Çağan Irmak
  • Koro (Les Choristes) – Christophe Barratier

Bilim kurgu sevenlere 

Çocukluğumdan beri en sevdiğim filmler genellikle macera ve bilim kurgu eserler. 
Bilim kurgu yalnızca uzay, teknoloji ya da gelecekle ilgili görülmemeli. 

İnsanın sınırlarını, korkularını, seçimlerini ve kurduğu düzenleri başka ihtimaller üzerinden göstermesi de önemli...

İzleyin, konuşalım.


  • Yerçekimi (Gravity) – Alfonso Cuarón
İnsanın uzaydaki fiziksel yalnızlığı üzerinden kayıp, korku ve hayata tutunma duygularını anlatıyor. Görsel gücünün yanında, insanın en çaresiz anda bile yaşama yönelmesini konu edinmesi nedeniyle öneriyorum. Müzikleri de bir başka...

  • Marslı (The Martian) – Ridley Scott
Bilimin, sabrın, planlamanın ve mizahın zor koşullar karşısındaki gücünü gösteriyor. Sorunlar karşısında paniğe kapılmak yerine problemi parçalara ayırarak çözme yaklaşımı, filmi aynı zamanda iyi bir çalışma ve dayanıklılık hikâyesine dönüştürüyor.

  • Yıldızlararası (Interstellar) – Christopher Nolan
Zaman, sevgi, insanlığın geleceği ve bilimsel sorumluluk gibi büyük soruları bir aile hikâyesiyle birleştiriyor. Bazı bilimsel konuları tartışmalı ya da karmaşık olsa da insanın bilinmeyen karşısındaki merakını güçlü biçimde yansıtıyor.

  • Matrix (The Matrix) – Wachowski kardeşler
Üç seri film...
Gerçeklik olarak kabul ettiğimiz şeyin nasıl kurulduğunu sorgulayan önemli bir filmdir. Medya, teknoloji, bilinç, özgür irade ve sistem kavramları üzerine düşündürmesi, filmi yalnızca bir aksiyon yapımı olmaktan çıkarıyor.

  • Azınlık Raporu (Minority Report) – Steven Spielberg
Bir insanın henüz işlemediği bir suç nedeniyle cezalandırılıp cezalandırılamayacağı sorusu üzerinden özgür irade, gözetim ve adalet kavramlarını tartışıyor. Yapay zekâ ve öngörü sistemlerinin geliştiği günümüzde daha da güncel hâle gelen etik sorular içeriyor.

  • Avatar – James Cameron
Üç boyutlu ve uzun metrajlı film olarak görsel bir şölen sunuyor. Bunun dışında insanlar, ilişkiler, toplum, kapitalist yaşam ve üzerinde konuşacak daha çok şey var. İlk film çok özeldi. Ancak iki ve üç için tekrar filmi olmanın ötesinde ana hikaye olarak pek de farklı bir konu olmadığını düşünüyorum.

  • Yüzüklerin Efendisi (The Lord of the Rings) – Peter Jackson
Hem görsel şölen hem de güçlü bir hikaye. Yalnızca şiddet ve gösterilen yaratıklar bazıları için uygun olmayabilir. Güç, iktidar, insanlığın en temel arzuları, insan ilişkileri, dostluk, görev, iyilik ve kötülüğün kavgası ve iyilerin kazanması başka açılardan da yorumlanabilecek noktalar. 
İçimizdeki sesler konuşmalarımda Gollum'un görüntüsü ve sözlerine atıfta bulunduğumu da belirtmeliyim. Hepimizin içinde bir yerlerde fısıldayan belki de bir Gollum vardır. Ne dersiniz?

Medya, habercilik ve hakikat

Gazetecilik filmleri, haber üretiminin yalnızca teknik bir süreç olmadığını gösterir. Gazeteciler; kamu yararı, doğruluk, iktidar baskısı, meslek etiği ve ekonomik kaygılar arasında zor kararlar vermek durumunda kalabilir. 

  • The Post – Steven Spielberg
Basın özgürlüğü, kamu yararı ve devlet sırrı arasındaki gerilimi ele alıyor. Bir medya kuruluşunun siyasal ve ekonomik baskılara rağmen yayın kararı verebilmesinin demokrasi açısından neden önemli olduğunu göstermesi bakımından değerlidir.

  • Şebeke (Network) – Sidney Lumet
Haberin nasıl bir gösteriye, öfkenin ise nasıl bir reyting aracına dönüştürülebileceğini sert bir dille anlatıyor. Yıllar önce çekilmiş olmasına rağmen televizyon ve sosyal medyadaki dikkat ekonomisini anlamak açısından şaşırtıcı ölçüde günceldir.

  • İyi Geceler, İyi Şanslar (Good Night, and Good Luck) – George Clooney
Gazetecinin güçlü siyasal aktörler karşısında nasıl bir sorumluluk taşıdığını gösteriyor. Meslek etiğinin yalnızca doğru bilgi vermekten değil, korku ortamında gerçeği savunabilmekten de oluştuğunu hatırlatıyor.

  • Başkan'ın Adamları (Wag the Dog) – Barry Levinson
Kamuoyunun dikkatini başka yöne çekmek amacıyla yapay bir gündemin nasıl üretilebileceğini hiciv yoluyla anlatıyor. Siyasal iletişim, kriz yönetimi, propaganda ve medya manipülasyonu konularını tartışmak için oldukça elverişli bir filmdir.

  • Başkanın Bütün Adamları (All the President’s Men) – Alan J. Pakula
Araştırmacı gazeteciliğin sabır, kaynak kontrolü, belge takibi ve editoryal destek gerektirdiğini gösteren temel filmlerden biridir. Büyük bir hikâyenin tek bir ihbarla değil, küçük bilgilerin dikkatle birleştirilmesiyle ortaya çıkarılabileceğini anlatıyor.

  • Truman Show (The Truman Show) – Peter Weir
Bir insanın bütün hayatının eğlence içeriğine dönüştürülmesi üzerinden mahremiyet, gözetim ve medya gerçekliği kavramlarını sorguluyor. Bugünün sosyal medya kültürü düşünüldüğünde filmin ortaya koyduğu sorular daha da anlamlı hâle geliyor.

  • Gece Vurgunu (Nightcrawler) – Dan Gilroy
Şiddet, suç ve acının haber değeri adına nasıl metalaştırılabildiğini gösteriyor. İzleyici talebi, rekabet ve reyting baskısının etik sınırları nasıl aşındırabileceğini son derece rahatsız edici fakat etkili bir anlatımla ortaya koyuyor.

  • Spotlight – Tom McCarthy
Araştırmacı gazeteciliğin yalnızca bireysel kahramanlığa değil, ekip çalışmasına, belge toplamaya ve kurumsal sorumluluğa dayandığını gösteriyor. Gazetecinin görevinin yalnızca olayları değil, bu olayların sürmesine imkân veren sistemleri de araştırmak olduğunu hatırlatıyor.

  • Zoraki Kahraman (Hero) – Stephen Frears 
Başyazarlık dersinde izlediğimiz ve üzerine yazı yazdığımız bir başka film. Bu film için yazdığım yazı da "120" almaya hak kazanmıştı. 
Filmde medyanın nasıl sıradan birini kahraman haline getirdiği konu alınır. 
Medya rezil de eder, vezir de eder...

Diğer Önerilerim

  • Sosyal Ağ (The Social Network) – David Fincher

Belgesel sevenlere

Belgeseller de bütünüyle tarafsız değildir; onlar da belirli bir bakış açısı, kurgu ve anlatım dili taşır. Buna rağmen iyi bir belgesel, bildiğimizi sandığımız bir konuyu yeniden düşünmemize ve gözden kaçırdığımız insanlarla karşılaşmamıza yardımcı olabilir.
 
  • Benim Cici Silahım (Bowling for Columbine) – Michael Moore
Doçentlik sınavında sözlü yapıldığı dönemde, benim sınav sorularımdan biri de bu filmdi. Tesadüfen izlediğim bu filmden soru sorulmasına ve tesadüfen izlemiş olmaya hayret etmeyi sürdürüyorum.
Film silah kültürü, korku, medya ve toplumsal şiddet arasındaki ilişkiyi sorguluyor. Yönetmenin tartışmalı ve müdahaleci anlatım tarzı ayrıca değerlendirilebilir; ancak ortaya koyduğu sorular medya ve toplum ilişkisini düşünmek açısından önemlidir.

  • Sosyal İkilem (The Social Dilemma) – Jeff Orlowski
Sosyal medya platformlarının yalnızca iletişim araçları olmadığını; dikkat, veri ve davranışlar üzerinden çalışan ekonomik sistemler olduğunu anlatıyor. Bazı noktaları dramatize edilmiş olsa da dijital medya okuryazarlığı için yararlı bir başlangıç sunuyor.

  • Komşum Olmaz mısın? (Won't You Be My Neighbor?) – Morgan Neville
Kızımla birlikte izlediğimiz harika bir film... Sonra öğrendim ki, şarkısı epey meşhurmuş...
Çocuklarla saygılı, açık ve şefkatli bir iletişim kurmanın önemini Fred Rogers’ın hayatı üzerinden anlatıyor. Yavaşlığın, nezaketin ve gerçekten dinlemenin medya dünyasında da güçlü bir karşılığı olabileceğini gösteriyor.
Tabi, tüm filmlerini izlediğim Tom Hanks'in bir filmi olduğunu da belirtmeliyim.

  • Ahtapottan Öğrendiklerim (My Octopus Teacher) – Pippa Ehrlich, James Reed
İlginç bir yapıt... İnsan ile doğa arasında kurulan beklenmedik bir ilişki üzerinden dikkat, sabır, bağlılık ve fanilik üzerine düşündürüyor. Doğayı yalnızca kullanılacak bir kaynak değil, öğrenilecek ve saygı duyulacak bir yaşam alanı olarak görmeye davet ediyor.


  • İnsan Beyni (BBC Human Brain)
Beynimizi anlamak üzerine pek çok kitap okudum. O kitaplardan bu sayfada söz etmedim. Ancak özellikle öğrencilerime bu belgeseli tavsiye ediyorum. Keşke daha kapsamlı ve güncel olarak yeniden çekilse...
Bu belgesel serisi algı, hafıza, karar verme ve davranışlarımızın ardındaki zihinsel süreçleri anlaşılır biçimde ele alıyor. İnsan iletişimini ve davranışlarını anlamak isteyenlerin beynin çalışma biçimine ilişkin temel bir çerçeve edinmesine yardımcı olabilir.

Son Söz

Bu sayfadaki kitaplar, filmler ve belgeseller benim için birer “doğru cevap” değil; yeni soruların başlangıç noktalarıdır.

Bir kitabı bitirdiğimizde yazarın söylediği her şeyi kabul etmek zorunda değiliz. Bir filmi beğenmesek bile onun bize düşündürdüğü bir konu olabilir. Önemli olan yalnızca okumak ya da izlemek değil; karşılaştığımız düşünceyi kendi hayatımız, değerlerimiz ve tecrübelerimizle yeniden değerlendirebilmektir.

Bu nedenle önerilerimi bir sıralama ya da zorunlu okuma listesi olarak değil, farklı kapılara açılan küçük davetler olarak görün.

Sizin de bende ve hayatınızda iz bıraktığını düşündüğünüz kitap, film ya da belgesel önerileriniz varsa paylaşabilirsiniz. Uygun bulduklarımı okuyup izledikçe bu sayfaya eklemeye devam edeceğim.

Okumak, insanın kendisiyle ve hayatla kurduğu en zarif ilişkilerden biridir.


Prof. Dr. Erkan YÜKSEL

 

Anadolu Üniversitesi / Anadolu University

İletişim Bilimleri Fakültesi / Faculty of Communication Sciences

Gazetecilik Bölümü / Department of Journalism

Eskişehir, TÜRKİYE

Ofis: +90 222 335 0580 / 5260

GSM: +90 545 245 2655

 

Erkan Yüksel Logo

Yorum Gönder

Görüş, katkı ve sorularınızı paylaşabilirsiniz. Yorumlar, nezaket ve içerik bütünlüğünü korumak amacıyla onaylandıktan sonra yayımlanır.

Popüler Yayınlar

© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org