Yaz tatilinde kitap raflarını karıştırmaya devam...
Bugünlerde üzerinde konuşmaya değer olduğunu düşündüğüm ilginç ve önemli bir kitap var elimde: Gary Chapman’ın Beş Sevgi Dili...
Yaz tatilinde kitap raflarını karıştırmaya devam...
Bugünlerde üzerinde konuşmaya değer olduğunu düşündüğüm ilginç ve önemli bir kitap var elimde: Gary Chapman’ın Beş Sevgi Dili...
Her sabah yatakta gözünüzü açtığınızda, ne yaparsanız yapın her şeyin dün sabahki gibi olduğunu ve aynı güne tekrar tekrar uyandığınızı düşünün…
Aynı oda, aynı saat, aynı sesler, aynı insanlar, aynı konuşmalar ve tekrar eden aynı olaylar…
1993 yapımı “Bugün Aslında Dündü” filmini izlediniz mi bilmiyorum; ancak filmin konusu tam da budur. Filmin kahramanı her gün aynı şeyleri tekrar tekrar yaşar. Kopardığı takvim yaprağı bile ertesi sabah geri gelmiştir. Ne yaparsa yapsın, aynı günü yeniden yaşamaktan kurtulamaz.
İnsanlar değişir, olaylar değişir, yaşadığımız ortamlar değişir… Fakat bazen içimizde yaşanan şey pek değişmez.
Bir ilişkide yeniden terk edileceğimizden korkarız. İhtiyacımızı söylemekten yine çekiniriz. Başkalarının yükünü tekrar üzerimize alırız. İnsanların niyetlerinden kuşkulanırız. Hata yapmamak için kendimize ağır bir baskı uygularız. Başarılı olduğumuz hâlde yaptığımızı yeterli bulmayız.
Kişiler ve olaylar farklı olsa da benzer düşünceler, duygular ve ilişki biçimleri hayatımızda tekrar ediyor olabilir.
Peki, neden?
“Koskoca profesör olmuşum; geri dönüşüm sistemi başlamış, öncülük etmek bana düşmez mi?” dedim kendi kendime.
Yıllardır Kalabak suyu damacanalarının ağzından çıkan plastik parçaları, pet şişe kapaklarını ve kullanılmış pilleri ayrı ayrı biriktirip teslim eden sorumlu bir vatandaş sayılırım.
Sabahları balık tezgâhlarının kurulduğu, gelenin geçenin bir bardak çay içip iki çift söz ettiği, balıkçı barınağının kıyısında mütevazı bir mekân burası.
Turgutreis Meydan’da…
Çayı da harika!
“Macron’a Eskişehir’i gezdiremedin ama,” dedi Kemal amca, “sanıyorum bana, ona göstereceğinden daha fazla yer gösterdin…”
Gülüştük.
Geçen yaz o bizi Frankfurt’ta oradan oraya gezdirmişti. Bu yaz da biz onu Eskişehir’de misafir etmek, şehrimizi elimizden geldiğince tanıtmak istedik.
“Kaç puan aldın?”
Belki de bugünlerde gençler arasında en çok sorulan soru bu.
Kimilerinin gururla yanıtladığı, kimilerinin ise duyulmasından bile endişe ettiği bir soru…
Yalnızca gençler değil, ebeveynler de birbirlerine soruyor:
“Seninki kaç puan aldı?”
Liseler kaç öğrencisinin dereceye girdiğini duyuruyor. Üniversiteler başarılı öğrencileri kendilerine çekmek, yeni bölümlerini tanıtmak ve tercih döneminden pay almak için reklam yarışına giriyor.
Bu yazıda kazananları değil, istediği sonucu alamayanları anlatmak istiyorum.