seminer dolayısıyla teşekkür belgesi takdim ederken...
TÜBİTAK 1001 Projeleri neden reddediliyor?
seminer dolayısıyla teşekkür belgesi takdim ederken...
Bugün 2025’in son günü…
Bugün 2025’in son günü…
Ne çabuk da geçti bu yıl; sanki hiç anlayamadım…
Ama biraz düşününce aklıma geliyor yaşadıklarım…
Öğrendiğim ise şu: Neyi ne kadar bilirsen bil, bildiklerinle hayata
dokunabildiğinde yaşamak çok daha anlamlı…
Hayat, öyle değil mi zaten; yaşadığımız anlardan ve biriktirdiğimiz
anılardan ibaret…
Anlamak, anlaşılmak ve anlaşmak…
Hep buna gayret…
Bu yüzden mottomu bu yeni yıla da not düşeyim:
Bilimle yol aç,
eğitimle el ver, rehberlikle iz bırak ve her adımda bireye ve topluma değer
kat…
Yeni yılda daha çok üretmek değil dileğim; daha çok fayda üretmek…
Herkese neşe, mutluluk, huzur, saygı, sevgi, sağlık, afiyet ve güzellikten
yana ne varsa insanlık için bunlarla dolu bir yıl diliyorum…
Tüm dileklerimizin gerçekleştiği bir yıl olsun…
İyi yıllar✨
Prof. Dr. Erkan YÜKSEL
Anadolu Üniversitesi, İletişim Bilimleri
Fakültesi
Gazetecilik Bölümü, Eskişehir, TÜRKİYE
Ortak Akıl'dan Yol Haritasına: İTÜ'nün hedefi Dünya'da ilk 100 arasına girmek!
Bazı buluşmalar vardır; konuşulur, not alınır, iyi niyetli cümleler havada kalır ve sonra herkes kendi gündemine döner. Bazıları ise daha ilk anda şunu hissettirir: “Burada yalnızca konuşmuyoruz; geleceğe yön veriyoruz.”
İstanbul Teknik Üniversitesi’nde 26–28 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen Arama Konferansı benim için bu ikinci kategoriye girdi.
Üstelik hemen ertesi gün yapılan ve YouTube üzerinden canlı
yayınlanan “Sorumluluk ve Etki
Odaklı Araştırma Üniversitesi – 2025 Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı”
ile birlikte düşünülünce, sürecin değeri daha da netleşti: Üç gün, güçlü bir ortak akıl zemini kurdu; ertesi gün ise bu
zemin 2026 stratejik
planının içine yerleşti, hedefe, projeye ve takvime bağlandı.
Bu sürece, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal hocamızın davetiyle katıldım. Üç gün boyunca İTÜ’yü daha yakından tanıma, İTÜ’lülerle kaynaşma, onları dinleme ve anlama fırsatı buldum. Yeri geldikçe de bir iletişimci akademisyen, gazeteci ve medya temsilcisi olarak farklı bir pencereden gördüğüm noktaları paylaşmaya çalıştım. Son oturumda ise “ekosistem ve iletişim” başlığındaki grubumuzun sözcüsü olarak İTÜ’lü Oğuzhan Öztürk ile birlikte sunum yapmak benim adıma ayrıca anlamlıydı.
Bu yazıda bir toplantı tutanağı gibi ortaya çıkan tüm görüşleri değil ama bir üniversitenin kendi pusulasını netleştirdiği o “tasarım ve karar” hâlini kişisel izlenimlerimle anlatmak istiyorum.