Uyuşturucuyla Mücadelede Medyanın Rolü Nedir? Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlerimizle uyuşturucu ve medya konusunu konuştuk


Nasrettin Hoca bir akşamüstü, evinin önünde telaşla bir şeyler arar.
Komşusu görür, yaklaşır: “Hoca, hayırdır, ne arıyorsun?”
Hoca der ki: “Anahtarımı kaybettim.”
Komşu da insanlık hâli; eğilir, beraber ararlar.
Ararlar, tararlar… Anahtar yok!
Bir süre sonra komşu sorar: “Hoca, emin misin burada kaybettiğine?”
Hoca hiç bozulmadan cevap verir: “Yok, ahırın orada kaybettim.”
Komşu şaşırır: “E hocam, o zaman niye burada arıyoruz?”
Hoca sakince der ki: “Orası karanlık, burada lamba yanıyor.”

Bazen bir konuyu uzun uzun anlatmak yerine bir fıkra anlatmak, meseleyi daha iyi görünür kılar. Çünkü fıkra, insanın zihnindeki savunma duvarlarını indirir; gerçeği sertleştirmeden söyler.

Uyuşturucuyla mücadelede de benzer bir durum yaşıyoruz. Birçok kişi riskin farkında; “ne yapılabilir?” diye düşünmüş olanlar da az değil. Ama farkındalık ile uygulama arasındaki mesafe bazen açılıyor. Çünkü “ışığın altında” konuşmak kolay; “karanlıkta” çalışmak zor. Oysa anahtar çoğu zaman tam da o “karanlık” yerde duruyor.

Benim derdim “kimse bir şey yapmıyor” demek değil. Sahada emek veren, risk alan, gece gündüz çalışan çok insan var. Derdim şu: "Doğru yerde mi arıyoruz? Enerjimizi en etkili yere mi harcıyoruz?" Bu soruyu sormadan, iyi niyet tek başına “sonuç” üretmiyor.


"UYUŞTURUCU VE MEDYA" SUNUMU

Geçtiğimiz hafta, Emniyet Genel Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Başkanlığı koordinesinde, Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlerimizin katılımıyla yapılan “2025 Yılı Değerlendirme Toplantısı”na katıldığım. 21 Ocak 2026 günü “Uyuşturucu ve Medya” başlıklı bir sunum yaptım.

Sunumumun tek cümlelik özeti şuydu: 
“Medya bir araçtır; doğru kullanılırsa korur, yanlış kullanılırsa risk üretir.”

Bu sunumu daha önce de farklı toplantılarda paylaşmıştım. Yani “yeni, orijinal, daha önce söylenmemiş” hiçbir şey söylemedim. Tekrar ettiğim ve aslında herkesin bir çok noktasını bildiğini de düşündüğüm bazı noktaları hatırlatmak istedim.

Uyuşturucu ile mücadele yalnızca sokakta, okulda, adliyede, hastanede değil; medya alanında da etkin bir şekilde verilmek zorunda…


IŞIĞIN ALTINDA NE ARIYORUZ?

Fıkrada “ışığın altında” aramak, “kolay olanı seçmek” anlamına geliyor. Başka yerlerde kimin ne yaptığını eleştirmiyorum ama medya açısından baktığımızda, her seferinde konu gündeme geldiğinde aynı klişelerin kullanıldığını görüyoruz. Bunları birkaç başlıkta topladığımda şöyle bir manzara karşımıza çıkıyor:

  • Operasyon haberciliği: “X kilo yakalandı”, “Y kişi gözaltı”, “büyük darbe”…
  • Güç gösterisi dili: “Baron yakalandı”, “çökertildi”, “nefes aldırılmadı”…
  • Magazinleşme: Ünlüler, skandallar, ifşa videoları, “şok görüntüler”…
  • Merakı kışkırtan ayrıntılar: yöntem, ritüel, jargon, “altın vuruş” gibi ifadeler…

Bunlar ilgi çekici olduğu kadar, aslında tartışılması gereken ve üzerinde önemle durulması gereken noktalara da işaret ediyor.

Çünkü “uyuşturu haberciliği” diğer habercilik türlerine pek de benzemiyor. Çok daha hassas bir takım dengeleri içinde barındırıyor. O yüzden çok daha dikkatli olmayı gerektiriyor. Çünkü böylesine tehlikeli bir konuda yanlış kurulacak bir cümle ya da tek bir kelime bile bazen hiç de istemediğimiz yan etkilere neden olabiliyor.


MEDYA BİR KATALİZÖRDÜR!

Sunumda özellikle vurguladım: “Medya bir katalizördür; sebep değil, hızlandırıcıdır.”
Kimyada katalizör, tepkimeyi hızlandırır. Medya da toplumsal tepkileri hızlandırır.

  • Toplumda bir risk varsa, onu büyütebilir.
  • Toplumda bir direnç varsa, onu güçlendirebilir.

O yüzden meseleye “medyayı suçlamak” açısından kesinlikle bakmıyorum.
Benim sorum şudur: Medya, mücadelenin akıllı bir parçası hâline nasıl gelir?

Çünkü sahada emniyet ve güvenlik güçlerimizin canları pahasına harcadığı emek; ekranda yanlış bir dille aktarılınca, toplumun zihninde bambaşka görüntü ve anlama dönüşebiliyor.


KARANLIKTA KALAN YER NERESİ?

Hoca’nın anahtarı kaybettiği yer “ahırın orasıydı.” Bizim “ahırımız” bugün çoğunlukla dijital/sosyal medyanın içinde:

  • Algoritmaların tekrar tekrar önümüze koyduğu içerikler
  • Kısa video kültürü: hız, tekrar, mizah ambalajı
  • Akran onayı ve “bana bir şey olmaz” zırhı
  • Damgalanma korkusu nedeniyle suskun kalan yardım çağrıları
  • Ailede ve okulda konuşulmayan “erken uyarı” işaretleri

Bunlar uyuşturucuyla mücadelenin en karanlık yanları. Çünkü ölçmesi, anlatması, yönetmesi zor noktalar.
Ama “anahtarı” bulmak istiyorsak, bu karanlığı daha fazla incelemeliyiz.


ÖZENDİRMEDEN BİLGİLENDİRMEK

Uyuşturucu haberlerinde yalnızca iyi niyet yeterli değildir; asıl önemli olan yöntemdir. Çünkü bazı anlatımlar “bilgilendirme” zannedilirken farkında olmadan “öğretme”ye dönüşebiliyor.
Bu yüzden iki kırmızı çizgiyi net koymak gerekiyor:

1) Dil ve üslup

  • Kullanım biçimini, ritüeli, “adım adım” anlatmamak
  • Jargonu öğretmemek (geçecekse kısa, nötr, bağlam içinde, tekrar etmeden)
  • Merak uyandıran başlıklarla “tık tuzağı” kurmamak

2) Görüntü ve görseller

  • Estetikleştiren, romantize eden, “cool” imaj üreten görsellerden kaçınmak
  • Ünlü/çekici figürlerle “kullanım iması” veren kadrajlar üretmemek
  • Mesajı tersine çeviren dramatik ambalajlara dikkat etmek

Hipokrat Yemini'nde ilk ilke: “Önce zarar verme!
Dolayısıyla habercilikte de ilk kuralın bu olması gerekiyor. Kaş yaparken göz çıkarmamak…
Haber yaptığımızı, başarılı haberlere imza attığımızı zannederken, zarar vermediğimizden kesinlikle emin olmak…


OPERASYON HABERLERİ NEYİ EKSİK BIRAKIYOR?

Operasyon haberi elbette kamu yararı taşıyor. Ancak tek başına bırakıldığında üç riski büyütebiliyor:

  1. Sıradanlaştırma/normalleştirme: “Demek ki her gün oluyor” algısı,
  2. Pazar/piyasa algısı: miktar/para vurgusuyla “büyük iş” hissi,
  3. Yanlış kahramanlık: suç dünyasını “güç estetiğiyle” parlatma riski.

Dolayısıyla, uyuşturucuyla mücadele “sadece” yakalama değildir. Önleme, erken uyarı, tedaviye yönlendirme ve damgayı azaltma olmadan, toplum “mücadeleyi” sadece ekran görüntüsünden ibaret sanabilir.

Yakalama önemlidir ama tek başına talebi bitirmez.


MEDYANIN OLUMLU ETKİLERİ

Sunumda olumlu etkiyi dört hedefle özetledim:

  1. Önleme: İlk kullanımı geciktirmek/engellemek
  2. Erken uyarı: Risk işaretlerini görünür kılmak (abartmadan)
  3. Tedaviye yönlendirme: Başvuru yollarını ve umudu göstermek
  4. Damga azaltma: İnsanı sorundan ayıran, onarıcı bir dil kurmak

Bunlar “ışığın altında” hızlıca tüketilen cümleler değil; mücadelenin omurgası olarak değerlendirilebilir.
Ve bu noktada, kritik bir kavramdan daha söz etmek gerekiyor: Segmentasyon!

Uyuşturucu haberciliğini ya da uyuşturucu alanındaki stratejik iletişim planlamasını diğerlerinden ayıran en önemli nokta işte burası…

Uyuşturucuyla mücadele, tütünle mücadeleye benzemez. Uyuşturucuyla mücadelede “tek mesaj” herkese uymaz. Çocuğa söylenecek söz ayrı, üniversite öğrencisine ayrı, aileye ayrı, medya çalışanına ayrı olmalıdır.


ÜNİVERSİTE GENÇLİĞİ

Üniversite gençliği özel bir hedef gruptur. Çünkü bu grupta özgürlük alanı genişler, denetim azalır, akran etkisi artar. Bir de algoritmalar “benzer içerik”i sürekli önüne koyarsa, mesele iyice çığırından çıkabilir.
Burada işe yarayan bazı çerçeveler şunlardır:

  • “Korkutma” değil, beceri kazandırma
  • “Aşağılama” değil, alternatif sunma
  • “Damgalama” değil, yardım aramayı normalleştirme

Kampüslerde akran danışmanlığı, görünür destek mekanizmaları, “utanılacak gizli mesele” yerine “sağlık meselesi” çerçevesi…
Bunlar, anahtarı kaybettiğimiz yere doğru yürümek anlamına gelecektir.


AİLELER

Ailelerin çoğu şunu soruyor: “Nasıl konuşacağız?”
Haklılar. Çünkü yanlış bir cümle, çocuğu kapıyı kapatmaya götürebilir.

Aileye önerilecek dil için şunlar önerilebilir:

  • Suçlayıcı değil, merak eden
  • Sorgulayan değil, anlamaya çalışan
  • “Sen bizi rezil ettin” değil, “Ben endişeleniyorum” dili

Erken uyarı işaretlerini konuşmak, profesyonel destek kanallarını bilmek ve “yardım istemenin zayıflık olmadığını” ev içinde hissettirmek…
Bunlar karanlık alanı aydınlatan lambalardır.


MEDYA PROFESYONELLERİ

Bu alanda en çok ihtiyaç duyduğumuz şeylerden biri, editoryal rehber eksikliği. “Ne yapılır, ne yapılmaz?” sorusuna yanıt veren bir kılavuzun yanında, üç şey daha gerekiyor:

  • Yetkin uzman havuzu: Konuşan kişinin gerçekten ehil olması
  • Teyit ve editoryal disiplin: Dil–başlık–görsel için kısa kontrol adımları
  • Kurumsal rutin: İyi niyetin sürdürülebilir standarda dönüşmesi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti gibi meslek örgütleriyle, RTÜK/TÜBİM gibi paydaşlarla, yerel medya temsilcileriyle ortak toplantılar ve eğitimlerin düzenli hâle gelmesi de bu standardı güçlendirir.


MEDYA İÇİN KONTROL LİSTESİ

Uyuşturucu haberlerini yayına vermeden önce kısa bir kontrol listesi nasıl olabilir?
İşte, haberciler için 6 sorudan oluşan o kontrol listesi:

  1. Masumiyet karinesi korundu mu? (Kesin hüküm dili var mı?)
  2. Merak tetikleyen detay var mı? (Yöntem/ritüel/jargon ima ediliyor mu?)
  3. Normalleştirme üreten bir ton var mı? (“Her yerde” hissi besleniyor mu?)
  4. Görsel özendiriyor mu? (Romantizasyon, estetikleştirme, ‘cool’ kadraj?)
  5. Çözüm ve yönlendirme var mı? (Önleme, erken uyarı, yardım arama vurgusu?)
  6. Uzman görüşü gerçekten ehil kişiden mi? (Popüler yorum mu, yetkin uzman mı?)

Bu 6 soru, uyuşturucu haberciliğinde daha iyiye ulaşmada önemli bir kontrol mekanizması sağlayabilir.


DEMEÇ VERENLER

Uyuşturucu gibi bir konuda, mikrofon uzatılan herkesin dili önemlidir. Çünkü yanlış kurulan bir cümle; merak üretir, normalleştirmeyi besler, damgalamayı artırır, yardım arama davranışını zayıflatır.

Demeç verenler için çok basit bir çerçeve yeterli olabilir:

  • Kesin hüküm değil, süreç dili
  • Merak değil, çözüm vurgusu
  • Yöntem değil, risk ve korunma dili
  • Damga değil, yönlendiren ve onarıcı ton


SON SÖZ

Uyuşturucuyla mücadele yalnızca “yakalama” ile değil; "anlam üretme, dil kurma ve doğru mesajı doğru kitleye ulaştırma" becerisiyle de kazanılır. Medya bu süreçte kimi zaman risk üretebilir; kimi zaman da hayat kurtaran bir köprüye dönüşebilir.

Bu konuda, 2021 yılında Sağlık Bakanlığı Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü için Prof. Dr. Hüseyin Altunbaş ile birlikte hazırladığımız 10 modüllük uzaktan eğitim programında; ortak bir dilin geliştirilmesi, farklı illerde farklı kurumlar tarafından yürütülen çalışmalar arasında birlik sağlanması, stratejik iletişim planının nasıl kurulacağı, sürecin takibi ve değerlendirilmesi gibi birçok başlıkta kapsamlı içerikler sunmuştuk. Sanıyorum bugüne kadar yüzlerce kişi bu programdan yararlandı.

Uygun görülürse, söz konusu programın güncellenerek daha yaygın bir eğitim programına dönüştürülmesi hususu ayrıca değerlendirilebilir.

Yazımı, sunumdaki son cümleyle bağlayayım:
“Özendirmeden bilgilendir, damgalamadan yönlendir.”

Bu cümle bir slogan değil; bir etik pusula. Ve o pusula, anahtarı bulacağımız yeri işaret ediyor.


Prof. Dr. Erkan YÜKSEL


NOT:

Uyuşturucuyla mücadele konusunda daha önce yazdığım bazı yazıları şu bağlantı üzerinden okuyabilirsiniz: https://www.erkanyuksel.org/search?q=uyu%C5%9Fturucu

Danışmanlığımda tamamlanan lisansüstü tezler de konuya ışık tutucu nitelikte bulunabilir. Tezlere şu adreste erişilebilir: https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/

  • Alper Erdem Turan (2025). Uyuşturucu-uyarıcı madde ve madde kullanım bozukluğu konulu haber kılavuzlarının analizi ve Türkiye için bir medya ve habercilik kılavuzu önerisi.
  • Fatma Nur Alada (2022). Uyuşturucu kullanıcılarının medya ile ilişkileri, medya okuryazarlığı ve sağlık okuryazarlığı düzeyleri.
  • Havva Şekercioğlu (2019). Basında uyuşturucu haberlerinin sunumu.

 

*

26.01.2026 tarihinde ayrıca şurada yayınlanmıştır:

https://www.akademikakil.com/uyusturucuyla-mucadelede-medyanin-rolu-nedir-narkotik-suclarla-mucadele-sube-mudurlerimizle-uyusturucu-ve-medya-konusunu-konustuk/erkanyuksel/