Sayfalar

Gazetecilik Bölümlerinin Adı Değişmeli mi?

Önceki yazımda “Gazetecilik Ölüyor mu?” diye sormuştum.

Vardığım nokta kabaca şuydu:

Gazetecilik ölmüyor. Ama gazete kan kaybediyor; haberin üretildiği, dağıtıldığı ve tüketildiği mecralar değişiyor.

Şimdi de bu noktadan hareketle, başka bir soruyu gündeme getirmek istiyorum:

Üniversitelerdeki “Gazetecilik” bölümlerinin adı, bugün verdiğimiz eğitimi ve mezunlarımızın yaptığı işi hâlâ doğru anlatıyor mu?

Hep Şikayet Etmek Yerine Ne Yapabiliriz?

Yeni bir eğitim-öğretim yılının telaşı başlamışken sonbaharın kaçınılmaz sürprizi erkenden benim de kapımı çaldı: Grip oldum.

Öyle olunca da insanın oturup uzun uzun düşünmeye, derin meseleleri tahlil etmeye pek mecali kalmıyor.

İnsan yavaşlıyor.

Söyleyecek sözüm bile gramla çıkıyor ağzımdan.

Ama içim içimi de yemiyor değil:

Bu hafta ne yazsam?

Bu arada yatakta terlemeye çalışırken sosyal medyada şöyle bir söze takıldı gözüm:

“Ya sevdiğini al, ya aldığını sev ya da oradan ayrıl.”

Hazır bugün ağır konulara girecek hâlim yokken bu sözün bana hatırlattığı bir hikâyeyi sizinle paylaşmak istedim.

Belki benim gibi biraz yorulanlara da iyi gelir.

12 Eylül’ü Nasıl Hatırlıyoruz? Medya Bize Nasıl Anlattı?

İlkokulun ilk yıllarında bir çocuktum.

O gün sokaklar boştu. Dükkânlar kapalıydı. Her zamankinden farklı, tuhaf bir sessizlik vardı.

Biz yine sokakta oynuyorduk.

Sonra birileri “Haydi, artık içeri girin!” dedi.

"Sokağa çıkma yasağı" ilan edilmişti.

Gazetecilik Ölüyor mu?

“Gazetecilik de öldü be hocam!” 

Tatilde yeni tanıştığım biri, gazetecilik bölümü öğretim üyesi olduğumu öğrenince ilk olarak bunu söyledi.

Gülümsedim. 

Ama cümle aklımda kaldı.

“Niye?” Deyip Geçmeyin: Bir Kelimeyle Kavga Çıkar mı?


Masum gibi görünen tek bir kelime, çok büyük bir tartışmanın fitilini ateşleyebilir mi?

Tek bir soru, güzel başlayan bir sohbeti bir anda başka bir yere götürebilir mi?

Ağzımızdan düşünmeden çıkan küçücük bir sözcük, karşımızdaki insanın yüzünü düşürebilir, sesinin tonunu değiştirebilir, onu savunmaya geçirebilir; hatta bir anda karşı cepheye itebilir mi?

Hayat Otobüsünüzün Direksiyonunda Kim Var?

Onun için kötü bir pazartesi sabahı...

İşler yolunda gitmiyor, işyerinde sorunlar bitmiyor, evlilikte işler bağırıp çağırma noktasına gelmiş; öfke, karamsarlık ve mutsuzluk birbirine karışmış. Tam bir kaosun ortasında, bir girdaba kapılmış gibi giderek daha derine çekildiğini, kimi zaman nefessiz kaldığını hissediyor.

Çok teşekkür ederim...

Bugün bizim için özel bir gün…

Yıllar önce başlayan hikâyemizde ne çok şey biriktirmişiz. Güzel günler, zor zamanlar, telaşlar, susmalar, kahkahalar, kırgınlıklar, yeniden birbirimizi bulmalar… Eskişehir’den Bodrum’a uzanan bir hayat ve hepsinin ortasında büyüttüğümüz bir yuva, kızımız, anılarımız…

Popüler Yayınlar

© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org