Sayfalar

Gazetecilik Bölümlerinin Adı Değişmeli mi?

Önceki yazımda “Gazetecilik Ölüyor mu?” diye sormuştum.

Vardığım nokta kabaca şuydu:

Gazetecilik ölmüyor. Ama gazete kan kaybediyor; haberin üretildiği, dağıtıldığı ve tüketildiği mecralar değişiyor.

Şimdi de bu noktadan hareketle, başka bir soruyu gündeme getirmek istiyorum:

Üniversitelerdeki “Gazetecilik” bölümlerinin adı, bugün verdiğimiz eğitimi ve mezunlarımızın yaptığı işi hâlâ doğru anlatıyor mu?

Yoksa artık “Medya ve Habercilik”, “Gazetecilik ve Medya” ya da benzeri daha geniş isimleri tartışmanın zamanı geldi mi?


GAZETE İLE GAZETECİLİK AYNI ŞEY Mİ?

Burada dilin yarattığı ilginç bir durum var.

İngilizcede basılı gazete için newspaper deniyor. Journalism ise gazeteden daha geniş bir mesleki faaliyeti anlatıyor; haber toplama, yazma, yayımlama ve yayınlamayı kapsıyor.

Türkçede ise journalism karşılığı olarak yerleşmiş sözcüğümüz gazetecilik.

Ve “gazetecilik” dediğimiz anda kelimenin kökü bizi doğrudan gazeteye götürüyor.

Bu bana yıllar önce duyduğum bir olayı hatırlatıyor.

Sakarya gazetesinin merhum yayın yönetmeni Önder Baloğlu gençliğinde kız istemeye gitmiş. Evdeki yaşlı nine sormuş:

“Oğlan ne iş yapıyor?”

“Gazeteci” demişler.

Nine biraz durmuş, sonra sormuş:

“Günde kaç gazete satıyor?”

Gülümseten bir hikâye…

Ama kavramların zihnimizde nasıl yer ettiğini göstermesi bakımından da düşündürücü.

Gazeteci elbette gazete satan kişi değil. Fakat Türkçede sözcüğün kendisi hâlâ bizi gazeteye götürüyor.

Belki gazete kan kaybettikçe “gazetecilik de ölüyor” algısının güçlenmesinde bunun da küçük bir payı vardır.

Oysa gazete başka, haber başka, gazetecilik başka.

Haber bugün televizyonda, internet sitesinde, YouTube’da, podcast’te, sosyal medyada, mobil uygulamada…

Yarın belki henüz adını bilmediğimiz başka mecralarda olacak.

Gazete küçülebilir ama haber ihtiyacı ortadan kalkmayacak.


BÖLÜMÜN ADI ÖĞRENCİNİN TERCİHİNİ ETKİLER Mİ?

Bence tartışılması gereken bir başka soru da bu.

Gazeteciliğin gençler açısından zaman zaman basılı gazete, daralan bir sektör ve çalışma olanakları sınırlı bir meslek alanıyla özdeşleştirildiğini görüyoruz.

Bunun elbette birçok nedeni var: Mesleğin çalışma koşulları, ücretler, işsizlik, basın özgürlüğü, sektörün ekonomik durumu…

Ama bölüm adının yarattığı algının hiç etkisi olmadığını söyleyebilir miyiz?

On sekiz yaşındaki bir genç için “Gazetecilik” sözcüğü daha geleneksel bir mesleği çağrıştırırken, “Yeni Medya ve İletişim” dijital, teknolojik ve geleceğe dönük bir alan izlenimi verebilir.

Nitekim Türkiye’de bazı gazetecilik ya da yeni medya-gazetecilik programlarının adlarının zaman içinde “Yeni Medya ve İletişim” gibi daha geniş isimlere dönüştürüldüğünü görüyoruz.

Daha da ilginci, kimi örneklerde bölüm adı değişse de haber yazımı, dijital habercilik, medya etiği ve benzeri gazetecilik dersleri devam ediyor; akademik kadrolarda da gazetecilik alanından gelen öğretim üyeleri görev yapmayı sürdürüyor.

Bu durumda şu soruyu da sormak gerekiyor:

Yeni bir akademik alan mı oluşturuyoruz, yoksa gazeteciliği yeni bir ad altında yeniden mi tanımlıyoruz?

Aynı şekilde bazı “Yeni Medya ve İletişim” programlarının adaylardan daha yüksek ilgi gördüğü de gözlenebiliyor. Ancak bundan doğrudan “isim değişince puan yükseliyor” sonucu çıkaramayız. Üniversitenin itibarı, kontenjanı, şehri, burs oranı ve eğitim dili gibi başka değişkenler de tercihleri etkiliyor.

Yine de şu soru araştırılmaya değer:

Bir bölümün adı, gençlerin o mesleğin geleceğini nasıl hayal ettiğini etkiliyor olabilir mi?


DÜNYADA NE YAPIYORLAR?

Dünyada “journalism” adı ortadan kalkmış değil.

Columbia gibi köklü okullar bu adı koruyor. Üstelik gazetecilik eğitimini yazı, ses, video, fotoğraf, veri ve dijital yayıncılık gibi farklı üretim biçimleriyle birlikte yürütüyor.

Ama başka bir eğilim de dikkat çekiyor:

Gazeteciliğin yanına “media” kavramı ekleniyor.

Cardiff Üniversitesi’nde Media, Journalism and Culture, Leicester Üniversitesi’nde Journalism and Media programları bulunuyor. Cardiff gazeteciliği medya ve kültürle birlikte daha geniş bir toplumsal bağlama yerleştirirken, Leicester uygulamalı gazetecilik becerilerini çağdaş medya ortamını ve küresel haber endüstrisini anlamayla birleştiriyor.

Northwestern Üniversitesindeki fakültenin tam adı ise Medill School of Journalism, Media, Integrated Marketing Communications. Medill’de öğrenciler temel habercilik becerilerinin yanında video, ses, web ve sosyal medya gibi farklı platformlarda üretim yapıyor; yeni teknolojileri, değişen içerik biçimlerini ve izleyici ilişkilerini de öğreniyor.

Bu örnekler “journalism” kavramının terk edildiğini değil, gazeteciliğin daha geniş ve çok mecralı bir medya ekosistemi içinde yeniden konumlandırıldığını gösteriyor.


PEKİ BİZ NEYİ ÖĞRETİYORUZ?

Bugünkü gazetecilik eğitimi zaten yalnızca gazete çıkarmayı öğretmiyor.

Öğrenci video üretiyor, internet haberciliği yapıyor, sosyal medya için içerik hazırlıyor, podcast yapıyor, veriyle çalışıyor, doğrulama ve yapay zekâyı öğreniyor.

İş tanımı çoktan gazetenin dışına çıktı.

O hâlde şu soruyu sormak meşru: Bölümün adı, verdiğimiz eğitimin kapsamını yeterince yansıtıyor mu?

“Medya ve Habercilik” bir seçenek olabilir.

“Gazetecilik ve Medya” olabilir.

“Medya ve Gazetecilik” olabilir.

Belki başka bir isim…

Ama burada başka bir tehlike de var.

“Medya” çok geniş bir kavram. Haber dışında reklamı, eğlenceyi, sinemayı, dijital içerik üretimini ve daha pek çok alanı kapsıyor. Dolayısıyla gazetecilik bölümünün adını genişletirken mesleğin kendine özgü kimliğini belirsizleştirmemek gerekiyor.

Çünkü gazetecilik yalnızca içerik ya da haber üretmek değildir.

Doğrulama, etik, editoryal bağımsızlık, kamu yararı, hesap sorma ve güçlü olanı denetleme gibi köklü mesleki değerleri de taşır.

Bu nedenle mesele yalnızca “gazetecilik” sözcüğünden kurtulmak olmamalı.

Belki asıl mesele gazeteciliği gazeteden ibaret düşünmekten kurtulmak.


SON SÖZ

İsim tek başına hiçbir şeyi çözmez.

İsmi değiştirip aynı eğitimi vermeye devam ediyorsak fazla bir şey değişmez.

Ama meslek değişmişse, mecralar değişmişse, öğrencinin algısı ve çalışma alanları değişmişse bölüm adlarının da bu yeni dünyayı ne kadar yansıttığını tartışabiliriz.

Dünyada farklı modeller var.

Bizim de konuşmamız gerekiyor.

Bugünün gazeteciliğini, dünün bölüm adı hâlâ yeterince anlatıyor mu?

Ne dersiniz?


Prof. Dr. Erkan YÜKSEL



25 Eylül 2026 tarihinde şurada da yayınlanmıştır:

https://www.akademikakil.com/gazetecilik-bolumlerinin-adi-degismeli-mi/erkanyuksel/



Yorum Gönder

Görüş, katkı ve sorularınızı paylaşabilirsiniz. Yorumlar, nezaket ve içerik bütünlüğünü korumak amacıyla onaylandıktan sonra yayımlanır.

Popüler Yayınlar

© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org