Sayfalar

Sayın Macron, Sizi Eskişehir’e Davet Etmek İstiyorum

Sayın Emmanuel Macron,

Dün ailemle birlikte Ankara’daydım.

Trafikte ağır ağır ilerlerken şehrin kalabalığına, yollara, binalara, insan telaşına bakıyordum. Birden aklıma siz geldiniz.

Yakında NATO toplantısı nedeniyle Türkiye’ye geleceksiniz. Eminim Ankara’da oldukça yoğun bir programınız olacaktır. Toplantılar, görüşmeler, tartışmalar, protokol, bürokrasi, güvenlik, sınırlı zamanlar, makyajlı sokaklar, kontrollü güzergâhlar…

Bütün bunlar elbette kendi ciddiyeti içinde ilerleyecek.

Ama Ankara’ya kadar gelmişken, eğer programınız ve gönlünüz uygun olursa, sizi Eskişehir’e davet etmek istiyorum.

Bu, resmî bir davet değil belki.

Ama samimi bir davet.

Bir akademisyenin, bir iletişimcinin, uzun yıllardır Eskişehir’de yaşayan ve şehrini seven bir insanın yürekten çağrısı.

Peki neden siz?

Türkiye ile Fransa’nın yüzyıllara uzanan bir tanışıklığı var. Bazen yakınlaşan, bazen zorlanan ama her zaman konuşacak sözü olan bir ilişki bu. Fransız düşüncesinin, edebiyatının, şehir kültürünün, diplomasi geleneğinin ve sofra inceliğinin bizim dünyamızda da anlamlı izler bıraktığını düşünüyorum.

Şahıs olarak da gelen misafirler arasında sizinle paylaşabileceklerimizin daha fazla olacağına inanıyorum. Sanattan felsefeye, insandan kültüre, siyasetten demokrasiye, eğlenceden eğitime, sağlıktan güvenliğe, sinemadan gazeteciliğe, medyadan yapay zekâya, geçmişten bugüne uzanan farklı ve ortak pek çok konumuz olabilir.

Bu nedenle sizi, Türkiye’nin çok bilinen turistik rotalarının dışında, daha içeriden bir şehirle tanıştırmak istiyorum.

Eskişehir’le…

Ankara’dan hızlı trenle yaklaşık bir buçuk saatlik bir yolculukla Eskişehir’e gelebilirsiniz. Gelir, sizi gardan ben karşılarım. Araçla gelmeyi tercih ederseniz de yolumuz güzel; yaklaşık 325 kilometrelik keyifli bir güzergâh. Yalnız radarlara ve ortalama hız tespitlerine dikkat etmekte yarar var. Onun dışında yolun durumunun gayet iyi olduğunu söyleyebilirim. Hiciv yapmıyorum…

Eskişehir’e geldiğinizde isterseniz evimde misafirim olun.

Başımızın üstünde yeriniz var.

Size evimizin bir odasını açarız. Soframızda yeriniz olur. Çayımızı demler, birlikte oturur, sohbet ederiz. Bizde misafir ağırlamak yalnızca bir gelenek değil, aynı zamanda gönül işidir.

Elbette sizin için böylesi uygun olmazsa, Eskişehir’in en iyi beş yıldızlı otellerinden birinde sizi en güzel şekilde misafir etmekten de memnuniyet duyarız. Tüm otellerimizin kapılarının sizin için açık olacağından kuşkum yok.

Nasıl rahat ederseniz…

Yeter ki gelin.

Siz şehrimizin adının “Eskişehir” olduğuna bakmayın. Adında “eski” geçer ama ruhu gençtir bu şehrin. Türkiye’nin en modern, en canlı, en dinamik şehirlerinden biridir. Üniversiteleriyle, öğrencileriyle, müzeleriyle, parklarıyla, sokaklarıyla, gecesiyle, gündüzüyle ve cana yakın insanıyla sıcak bir şehirdir.

Türkiye’nin pek çok yerinden insanlar Eskişehir’e gelir, birkaç saat ya da birkaç gün kalır, çoğu da güzel anılarla ayrılır. Ben sizi aceleyle değil, şehrin tadını duya duya gezdirmek isterim.

Önce Odunpazarı’na gideriz.

Tarihi evlerimizi görürsünüz. Renkli cephelerin, eski kapıların, dar sokakların arasında yürürüz. Evet, biraz turistik bir yer oldu artık; ama yine de aralarda insanın içine dokunan güzel köşeler, hoş mekânlar, küçük duraklar vardır.

Atlıhan’a uğrarız. Kurşunlu Külliyesi’ni gezeriz. Sayısı onu aşan müzelerimizden birkaçına birlikte bakarız. Lületaşımızı gösteririm size. Dünyaca bilinen bu zarif beyaz taştan güzel bir hatıra alırız. Belki bir ustamız sizin küçük bir büstünüzü de lületaşından yapar; kim bilir, Eskişehir’den Fransa’ya güzel bir hatıra olur.

Şahin Tepesi’nden şöyle kuş bakışı bakarız şehre.

Sonra biraz soluklanırız.

Bir çay içeriz.

Ya da Türk kahvesi.

Belki kahvenizin yanında küçük bir lokum ikram ederiz. Belki sadece oturur, şehri seyreder, sohbet ederiz.

Ardından Porsuk Çayı kıyısına ineriz. Renkli köprülerimizden geçeriz. Tramvaylarımızı gösteririz. Şehrin sokaklarında yürürüz. Öğrenciler geçer yanımızdan, insanlar kafelerde oturur, hayat kendi sakin akışı içinde devam eder. Siz de Eskişehir’in makyajsız, sade, olduğu gibi gündelik yüzünü görmüş olursunuz.

Hava sıcak olabilir; ama dilerseniz termal sularımızla bilinen hamamlarımızdan birinde Türk hamamı keyfi de yapabiliriz. Bu şehrin suyla, hamamla, şifayla pek ünlü olmasa da epey bir tanınırlığı vardır.

Ancak hamama gideceksek onu önceden söyleyin ki sabahın erken saatlerinde gidelim. Bizim buralarda hamama erken gitmek hijyen ve sıhhat açısından daha makbul sayılır.

Sonra üniversitelerimizin kampüslerini gösteririm size. Kendi fakültemi, odamı…

Ardından isterseniz Sazova Parkı’na geçeriz.

Masal Şatosu’nu görürsünüz. Türk Dünyası Bilim, Kültür ve Sanat Merkezi’ni gezebiliriz. Vaktimiz olursa akşamüstü Kentpark’a uğrarız. Göletin etrafında yürür, güllerin kokusunu içimize çekeriz. Eskişehir’in akşam serinliği iyi gelir insana.

Ağaç altında piknik yapmayı sever bizim insanımız. Parklar bahçeler o yüzden kimi zaman duman altıdır…

Yemekten söz açılmışken…

Sizi Eskişehir’e getirip de çibörek yedirmeden göndermek olmaz. Sıcak sıcak, çıtır çıtır, yanında ayranla… Sonra balaban köfte tattırmak isterim. Yöresel yemeklerimizden de ikram ederiz. Haşhaşlı çörek mesela…

Canınız kebap, döner, pide isterse, onun için de güzel restoranlarımız var. Hatta “Fransız mutfağı, dünya mutfağı” derseniz, onlar da mevcut bu şehirde…

Ama isterseniz evde de ağırlayabilirim sizi. Hatta bundan bilakis çok memnun olurum.

Samsun’dan annemin gönderdiği, buzlukta özenle sakladığımız su böreklerinden ikram ederim. Annemin sardığı sarmalarımız var. Yerel ot yemeklerinden de hazırlarız. Belki sofrada Eskişehir, Samsun, Anadolu ve biraz da aile sıcaklığımız bir araya gelir.

Uygun görürseniz dostlarımı da davet etmek isterim. Üniversiteden hocalar, şehirden birkaç kişi…

Ne konuşuruz derseniz…

Ben size uzun uzun bir şey anlatmak istemem.

Siz Ankara’da nasıl olsa bol bol siyaset, dünya, savaşlar, ekonomi ve daha birçok konuyu konuşacaksınız.

Benim asıl merakım sizin anlatacaklarınız.

Fransa’yı dinlemek isterim mesela.

Kendi şehirlerinizi…

Sizde olup bizde olmayanı…

Bizde görüp sizde farklı bulduğunuzu…

Avrupa’yı nasıl gördüğünüzü…

Dünyanın nereye doğru gittiğini…

Türkiye hakkında ne düşündüğünüzü…

Eskişehir’e dair izlenimlerinizi paylaşırsanız, bu benim için ayrıca kıymetli olur.

Tek bir soru bile sormam size, siz istemedikçe.

Çünkü bu davetin asıl anlamı konuşmak değil belki de.

Dinlemek.

Anlamak.

Birbirine biraz daha yakından bakmak.

Sonra da öğrencilerime anlatırım hatıralarımızı, konuştuklarımızı…

Bize bu kadarı bile yeter de artar fazlasıyla…

Giderken sizi küçük hediyelerle uğurlamak isterim.

Dedim ya, lületaşı meşhur Eskişehir’de.

Belki Eskişehir’e özgü küçük bir armağan.

Belki Yazılıkaya’dan, Midas Anıtı’ndan bir iz. Çünkü orası için pek vaktimiz kalmayacak anlaşılan…

Ama bol bol fotoğraf tabii, hatırlamak için…

Kim bilir, belki bir gün siz de bizi Fransa’ya davet edersiniz. Kızım Paris’i görmeyi çok istiyor. Ben daha önce kısa süreliğine Fransa’ya gelmiştim; ama ülkenizi yeterince gezme fırsatı bulamamıştım.

İnsan gezip gördükçe, sokaklara karıştıkça, sofralara oturdukça, insanlara dokundukça birbirini daha iyi anlıyor diye inanıyorum. Gittiğim her yerde aile hayatını merak ediyor, evleri görmekten ve insanlarla sohbet etmekten büyük zevk alıyorum.

Kim bilir belki siz de öylesinizdir…

Ve belki siz de bir sonraki sefere ailenizle birlikte gelmek istersiniz ülkemize.

Ama o zaman biraz daha fazla vakit ayırın. İstanbul’un görmediğiniz yerlerini, Efes’i, Kapadokya’yı, Urfa’yı, Göbeklitepe’yi, Nemrut’u, Çanakkale’yi, Pamukkale’yi, Karadeniz’i, yaylaları, Sümela’yı, Akdeniz kıyılarını gezdirebileyim size…

Sayın Macron,

Sizi Eskişehir’e davet etmek istiyorum.

Bunu içtenlikle söylüyorum.

Hem eminim, Eskişehirliler de böyle bir ziyaretten büyük memnuniyet duyarlar.

Daha fazlasını geldiğinizde konuşuruz inşallah.

Kapımız açık.

Soframız hazır.

Gönlümüz de öyle.

Eskişehir’e bekliyoruz.

Siz “he” deyin, o bile yeter bize…


Prof. Dr. Erkan YÜKSEL


03.07.2026 tarihinde şurada da yayınlanmıştır:

https://www.akademikakil.com/sayin-macron-sizi-eskisehire-davet-etmek-istiyorum/erkanyuksel/


Yorumlar

  1. Hocam güzel bir yazı olmuş. Uygun düşerse ben de Macron'la sohbetinize bir kaç soruyla katılmak isterim. Şimdiden teşekkürler...

    YanıtlaSil
  2. Adınızı ve sorularınızı da yazarsanız, yayınlayalım..

    YanıtlaSil

Görüş, katkı ve sorularınızı paylaşabilirsiniz. Yorumlar, nezaket ve içerik bütünlüğünü korumak amacıyla onaylandıktan sonra yayımlanır.

© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org