Sayfalar

Yıllar Sonra Okul Sıralarında Bir Münazara

 

Bahçeşehir Koleji Eskişehir Kampüsü’nde öğrencilerle birlikte “Genç yetişkinler üzerinde çevrenin mi, yoksa ailenin mi etkisi daha çoktur?” başlıklı anlamlı bir münazara etkinliği gerçekleştirdik.

Etkinlikte hükümet tarafında Bahçeşehir Koleji Eskişehir Kampüsü öğrencileri yer aldı. Öğrencilerimiz, genç yetişkinler üzerinde çevrenin etkisinin daha belirleyici olduğunu savundular. Biz ise muhalefet tarafı olarak ailenin bireyin değerleri, kişiliği, karar verme biçimi ve çevreyle kurduğu ilişki üzerindeki daha derin ve kalıcı etkisini vurgulamaya çalıştık.



İdeal Sağlık Yayıncılığı Nasıl Olmalı?


Bir sağlık haberi okursunuz; ertesi gün doktordan randevu alırsınız.

Bir televizyon programında bir uzmanı dinlersiniz; yıllardır kullandığınız ilacı sorgulamaya başlarsınız.

Sosyal medyada bir video görürsünüz; “Acaba bende de mi var?” diye telaşa kapılırsınız.

Bir yakınız size bir bağlantı gönderir: “Mutlaka oku, çok önemli!” der. Siz de okursunuz. Belki inanırsınız. Belki korkarsınız. Belki umutlanırsınız. Belki de farkında olmadan yanlış bir kararın eşiğine gelirsiniz.

İşte sağlık yayıncılığı bu yüzden sıradan bir yayıncılık alanı değildir.

Çünkü sağlık konusunda verilen bilgi, yalnızca zihnimizde kalmaz; davranışımıza, kararımıza, bedenimize ve bazen hayatımıza dokunur.

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi Etkileşim’in son sayısında yayımlanan “Türkiye’de İdeal Sağlık Yayıncılığı İçin Normatif Bir Çerçeve Önerisi” başlıklı akademik makalemde tam da bu sorunun peşine düştüm:

Türkiye’de sağlık yayıncılığı, insan sağlığını önceleyen daha etik, daha güvenilir ve daha sorumlu bir yapıya nasıl kavuşabilir?

Manas TV’de etkili iletişim üzerine konuştuk


Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğim “Görsel İletişim Çağında Etkili İletişim: Anlamak, Anlaşılmak ve İz Bırakmak” başlıklı konferansın ardından, Manas TV’de keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Manas TV Müdürü Dr. Bülent Namal’ın sorularını yanıtladığım programda; etkili iletişim, dinleme, empati, beden dili, farklı bakış açılarını anlama, sosyal medya çağında gençlerin yaşadığı iletişim baskıları ve yapay zekânın iletişimdeki rolü üzerine değerlendirmelerde bulunduk.

Kırgızistan’da İnsan, Kültür ve İletişim: Neler Farklı?


Kırgızistan denilince aklınıza ne geliyor? Geleneksel kıyafetler, atlar, meralar, Tanrı Dağları, Manas Destanı… Peki, Cengiz Aytmatov’un bu toprakların yetiştirdiği büyük bir yazar olduğunu biliyor musunuz? Onun eserlerinden herhangi birini okudunuz mu mesela? Ya da Türk sinemasının unutulmaz filmlerinden Selvi Boylum Al Yazmalımın, aslında Aytmatov’un Kırmızı Eşarp adlı eserinden uyarlandığını? Hani o filmle hafızalarımıza kazınan “sevgi emektir” sözünü…

Neyse, çok uzatmayayım…

Benim zihnimde de Kırgızistan denildiğinde bu bilgi kırıntıları dışında, yeni, güncel ve bugüne ait pek fazla şey olmadığını itiraf etmeliyim.

Evet, bu kez yolum Kırgızistan’a, Bişkek’e düştü. Bu yazıda orada gördüklerimden, hissettiklerimden, beni düşündüren bazı küçük sahnelerden söz etmek istiyorum.

Kırgızistan'ın Başkenti Bişkek'te Uluslararası Kısa Film Festivali'ne konuk olduk

 

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı değerli dostum Prof. Dr. Besim Yıldırım’ın ve Radyo, TV ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Gökçe Yoğurtçu'nun davetiyle çok özel bir kültür-sanat etkinliğine katılma imkânı buldum. 

22 Nisan’da, Bağımsız Devletler Topluluğu, Baltık ve Gürcistan Ülkeleri 14. Uluslararası Kısa Film Festivali kapsamında düzenlenen programa katılmak, benim için yalnızca bir festival deneyimi değil; aynı zamanda sinemanın, kültürün ve akademik dostluğun bir araya geldiği unutulmaz bir hatıra oldu.

Sektör-Akademi Buluşması: Bugün Rotamız Kanal 26


Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'nde Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü, Basın ve Yayına Giriş dersimizi bugün dört duvar arasından çıkardık ve haberin mutfağına, Kanal 26 tesislerine konuk olduk. Medyanın tozunu ve heyecanını yerinde görelim dedik; beklediğimizden çok daha fazlasını bulduk. 

Bizi harika bir enerjiyle karşılayan Medya 26 Grup Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Yıldırım ve Fakültemizin gururu, Milli İrade Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Onur Şentürk, bizleri ağırlamanın ötesinde tecrübeleriyle ufkumuzu ikiye katladılar. 

İletişim fakültelerinde "7+1 eğitim modeli" ne getirir, ne götürür?

 

HABER / Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Danışma Kurulu toplantısında, iletişim eğitiminde gündeme gelen 7+1 modeli değerlendirildi. Farklı üniversitelerden akademisyenler ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda modelin gazetecilik eğitimi açısından uygulanabilirliği tartışıldı.

Okullarımızı Şiddetten Nasıl Koruyacağız?

2000’li yılların başlarıydı. Bir gün aracımı servise bakım için vermiştim. Bir hocamız, “Ben seni çarşıya bırakayım” dedi. Hocamızın bir oğlu kreşte, diğeri ilkokulda öğrenciydi. Kampüste uğrayıp onları aldık. Sonra hocamız, “Şu fırından da iki ekmek alayım” diyerek arabayı yol kenarına park etti. Ben ön koltukta, çocuklar arka koltukta yalnız kaldık. Baktım çocuklar kendi aralarında kavga gürültü ediyor, birbirleriyle boğuşuyorlar. Belki konu değişir diye sordum:

“Büyüyünce ne olacaksınız?”

Biraz soluklanır gibi oldular. Büyük olan, “Ben Polat Alemdar olacağım, bu da Memati” dedi. Sonra yeniden boğuşmaya başladılar.

Daha iyi iletişim ve daha iyi ilişkiler için ‘insanları okumak’ mümkün mü?


Bu yazıda, önce kendimizi tanımanın, sonra başkalarını anlamanın önemini ve iletişim tarzlarımızın ilişkilerimize etkisini ele alıyorum.

Bazen birini görür ve ilk birkaç dakikada yakınlık kurarız. Onu anlamak ve onunla anlaşmak için fazla çabalamaya ihtiyaç duymayız. Bazen de tam tersi olur. Daha ortada hiç bir şey yokken bir huzursuzluk çöker; sesinden, sözünden, üslubundan hatta sessizliğinden bile rahatsız oluruz. Sonra küçük meseleler bile büyük sorunlara dönüşür; biz de söylenip dururuz: Niye bir türlü anlaşamıyoruz?

Yıllardır iletişim üzerine düşünüyorum. Derslerde, seminerlerde, günlük hayatta, aile içinde, kurumlarda, yöneticilerle, öğrencilerle, eşlerle, dostlarla yapılan sohbetlerde aynı manzaraya defalarca şahit oldum. İnsanların önemli bir kısmı aslında kötü niyet yüzünden değil, birbirini yeterince “okuyamadığı” için zorlanıyor diyebilirim.

Ama sorunun en can alıcı noktasının çok da uzakta olmadığını söyleyebilirim.

İnsan, Anladığı ve Anlaşıldığı İnsanla Çiçek Açar

“İnsan, anladığı ve anlaşıldığı insanla çiçek açar” düşüncesinden hareketle, Anadolu Üniversitesi'nde fakülte sekreterleri ve şube müdürlerine yönelik gerçekleştirdiğim seminer üzerinden etkili iletişimin kurumsal yaşam için neden vazgeçilmez olduğunu ele aldım.


"Her insan biraz çiçek gibidir. Nasıl ki farklı çiçeklerin güneşle, suyla, toprakla ve havayla kurduğu ilişki aynı değilse, insanların da hayalleri, ihtiyaçları, beklentileri ve
duygusal hassasiyetleri birbirinden farklıdır."

Kendinizi ve Başkalarını Tanımaya Hazır mısınız? İletişim ve Davranış Tarzları Testine Katılın



NEDEN bazı insanlarla tek kelime etmeden anlaşırken, bazılarıyla sürekli "frekans hatası" yaşıyoruz? 

İş hayatında neden bazıları sonuca odaklanırken, bazıları sadece sürece ve ilişkilere önem veriyor?

Bu test, bir "etiketleme" aracı değil; sizin ve çevrenizdekilerin dünyayı hangi pencereden gördüğünü anlamanızı sağlayacak bir farkındalık haritasıdır.

🌿 İnsan, kendini tanıdığı kadar özgürdür.


Çok Yönlü Profil: İletişimin "Prizma" Etkisi


Çok yönlü profil, ayrı bir kişilik türü olmaktan çok; birden fazla eğilimin kişide birbirine yakın düzeyde bulunduğunu gösteren yorumlayıcı bir sonuçtur. Bu profil, aslında en "erdemli" ve esnek olmaya aday, ancak içsel çatışması da en yüksek olan profildir. Akademik dilde buna "Durumsal Esneklik" veya "Yüksek Uyumluluk", yaşam koçluğu dilinde ise "Denge Arayışı" diyoruz.

Genel olarak birinci ve ikinci profil arasındaki fark %10’dan azsa “çok yönlü eğilim” sizin için geçerli olabilir. Buna karşılık fark daha açıksa, ilk sırada yer alan profilin daha baskın olduğu düşünülebilir.

🌈 Çok Yönlü Profil: Prizma (Tüm Renkler / Işık)

Her durumun bir rengi, her insanın bir dili vardır. Sen hepsini bir ahenkle yansıtabilen bir denge insanısın.

  • Neden? Prizma, esnekliği ve dengeyi sembolize eder. Bu profile sahip kişiler; durumsal zekalarıyla çatışmaları çözebilir, ekipler arası köprü kurabilir ve her ortamda "dengeleyici güç" olabilirler.

  • Mottosu: "Erdem, hangi durumda hangi tarzı kullanman gerektiğini bilmektir."

  • Senin Tarzın: Koşullara göre şekil alabilen bir "Usta Sentezleyici" veya her enstrümana hakim bir "Orkestra Şefi".

  • Güçlü Yanın: Tek bir kalıba sığmıyorsun. Gerektiğinde bir Sürücü gibi kararlı, bir Analitik gibi titiz, bazen bir Dostçul gibi şefkatli, bazen de bir Ekspresif gibi ilham vericisin. Bu çok yönlülük, seni her türlü karmaşanın doğal "çözüm merkezi" yapıyor.

  • Erdemli Bir Yaşam İçin Koçluk Tavsiyesi: Bu kadar çok role bürünmek seni yoruyor olabilir mi? Başkalarına ve durumlara uyum sağlama yeteneğini kullanırken, kendi "öz sesini" ve ihtiyaçlarını duymayı ihmal etme. Her şeye yetişmeye çalışmak yerine, hangi tarzı ne zaman kullanacağını bilinçli bir seçim (hikmet) haline getir. Bu hafta, dış etkilerden uzaklaşıp sadece kendi değerlerinle baş başa kalmayı dene.

  • Akademik Perspektif: Literatürde "Yüksek Öz-Denetim" (High Self-Monitoring) ve "Durumsal Liderlik" olarak tanımlanan bu yetenek, sosyal zekanın (SQ) en ileri aşamalarından biridir. Öz-farkındalık ve değerler üzerine yapacağın okumalar, bu adaptasyon gücünü kalıcı, etik ve saygın bir liderlik başarısına dönüştürecektir.


© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org