Sayfalar

Bir Sağlık Kurumunda Yaşananların Sorgulattıkları: İnsan Yüreği Giderek Taşlaşıyor mu?



Turgutreis'teyiz. Kızımın bir şikâyetini danışmak üzere misafir hasta olarak yakındaki bir ASM’ye gidelim dedik.

Saat 15.00 civarı...

Dışarısı yaklaşık 35 derece. İçeride klima çalışıyor. Salonda çoğu orta yaşın üzerinde insanlar, emekliler, kadınlar, birkaç genç ve çocuk... Girişte solda bir bilgisayar, önünde kimi yazılar... Ama masada sekreter ya da danışılacak bir görevli yok.

“Ne yapıyoruz?” diye sordum bekleyenlere.

Masanın üzerindeki defterden koparılmış bir kâğıdı gösterdiler:

“Oradaki listeye adınızı yazıyorsunuz.”

Erken Gidenlere Selam Olsun…

Halam Nimet Altun’u kaybettik.

Bir süredir amansız bir hastalıkla mücadele ediyordu. Acı haber, sabah telefonumda gördüğüm kardeşimin cevapsız aramasıyla geldi.

Sabah sabah aradığını görünce içime bir ürperti düştü. Geri aradığımda, hissettiğim gerçeği kulaklarımla duydum:

“Nimet Hala’mızı kaybettik…”

Dün cenazesini kaldırdık.

Sevgi Dilinizi Biliyor musunuz? Ya da Sevmeyi?

Yaz tatilinde kitap raflarını karıştırmaya devam...

Bugünlerde üzerinde konuşmaya değer olduğunu düşündüğüm ilginç ve önemli bir kitap var elimde: Gary Chapman’ın Beş Sevgi Dili...

Belki siz de okumuşsunuzdur. Okumadıysanız da büyük olasılıkla kitabın temel düşüncesini bir yerlerden duymuşsunuzdur. Hatta internette “Sevgi diliniz hangisi?” başlığıyla hazırlanmış testlerden birini çözmüş bile olabilirsiniz.

Peki bulabildiniz mi; sizin sevgi diliniz hangisi?

Neden Hep Aynı Hikâyeyi Yaşıyoruz? Yoksa bugün aslında dün müydü?

Her sabah yatakta gözünüzü açtığınızda, ne yaparsanız yapın her şeyin dün sabahki gibi olduğunu ve aynı güne tekrar tekrar uyandığınızı düşünün…

Aynı oda, aynı saat, aynı sesler, aynı insanlar, aynı konuşmalar ve tekrar eden aynı olaylar…

1993 yapımı “Bugün Aslında Dündü” filmini izlediniz mi bilmiyorum; ancak filmin konusu tam da budur. Filmin kahramanı her gün aynı şeyleri tekrar tekrar yaşar. Kopardığı takvim yaprağı bile ertesi sabah geri gelmiştir. Ne yaparsa yapsın, aynı günü yeniden yaşamaktan kurtulamaz.

Bu komedi filminin başında her şey eğlenceli gibidir. Ancak bir süre sonra hayat onun için dayanılmaz hâle gelir. Bu döngüden kurtulmak için hayatına son vermeyi bile dener; fakat ertesi sabah yine aynı güne uyanır.

Lucifer” dizisinde anlatılan bazı cehennem döngüleri de benzerdir: İnsan, hayatındaki en zor veya en acı verici olayı tekrar tekrar yaşar.

Peki, ne zamana kadar?

Tekrar Eden Düşünce ve İlişki Örüntülerinizi Keşfedin: Şema terapi yaklaşımıyla hazırlanan Kısa Farkındalık Formu ve Yedi Adımlı Kişisel Farkındalık Çalışması

İnsanlar değişir, olaylar değişir, yaşadığımız ortamlar değişir… Fakat bazen içimizde yaşanan şey pek değişmez.

Bir ilişkide yeniden terk edileceğimizden korkarız. İhtiyacımızı söylemekten yine çekiniriz. Başkalarının yükünü tekrar üzerimize alırız. İnsanların niyetlerinden kuşkulanırız. Hata yapmamak için kendimize ağır bir baskı uygularız. Başarılı olduğumuz hâlde yaptığımızı yeterli bulmayız.

Kişiler ve olaylar farklı olsa da benzer düşünceler, duygular ve ilişki biçimleri hayatımızda tekrar ediyor olabilir.

Peki, neden?

DOA Depozito İade Sistemi: Bir Şişeyi İade Etmek Neden Bu Kadar Zor?

   

“Koskoca profesör olmuşum; geri dönüşüm sistemi başlamış, öncülük etmek bana düşmez mi?” dedim kendi kendime.

Yıllardır Kalabak suyu damacanalarının ağzından çıkan plastik parçaları, pet şişe kapaklarını ve kullanılmış pilleri ayrı ayrı biriktirip teslim eden sorumlu bir vatandaş sayılırım.

En azından kendimi öyle görüyorum.

Bu nedenle Depozitosu Olan Ambalajlar, kısa adıyla DOA uygulamasını duyunca kolları sıvadım. Evde kullandığımız pet ve soda şişelerini, alüminyum kutuları biriktirmeye başladım.

Bir Balıkçı Kafede Kütüphane Olur mu?

Sabahları balık tezgâhlarının kurulduğu, gelenin geçenin bir bardak çay içip iki çift söz ettiği, balıkçı barınağının kıyısında mütevazı bir mekân burası.

Turgutreis Meydan’da…

Çayı da harika!

Bu yıl da o güzel çaydan içmek üzere oraya gittim.

Bu kez gözüme hemen içerideki kitaplık çarptı. Daha çayımı yudumlamadan kalkıp raflara baktım. Sonra hikâyesini sordum.

Popüler Yayınlar

© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org