“Sosyoloji, Demokrasilerde Yaşanan Zehirlenmelerin Panzehiridir”


Geçtiğimiz hafta Fransa’nın Nice şehrinde uluslararası, disiplinlerarası bir kongreye katıldım. Kongrede dikkatimi çeken sunumlardan biri, ABD’li gazeteci ve Boise State Üniversitesi öğretim üyesi Carissa Wolf’un, gazetecilik uygulamalarında ve eğitiminde sosyolojik yaratıcı yaklaşımlarla eleştirel hikaye anlatımı üzerine yaptığı çalışmaydı.

Wolf’un en çarpıcı cümlesi ise şuydu:

“Sosyoloji eğitimi olmadan gazetecilik eğitimi olmaz. Çünkü sosyoloji, demokrasilerde yaşanan zehirlenmelerin panzehiridir.”

Ardından ABD’de bile gazetecilik müfredatlarında sosyolojinin çoğu zaman göz ardı edildiğinden yakındı.

Wolf’un bu sözü beni derinden düşündürdü.

Çünkü sadece gazetecilikte değil, aslında bütün meslek alanlarında şu soruyu kendimize sormamız gerekiyor:
“Sosyoloji eğitimi olmadan insanı, toplumu ve yaşadığımız dünyayı nasıl anlayacağız?”

EGE ZİRVESİ: 13. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi’nde 30 ülkeden 500’den fazla bildiri sunuldu



İzmir, 13-15 Haziran tarihlerinde sosyal bilimler alanında önemli bir buluşmaya ev sahipliği yaptı. EGE 13. Uluslararası Sosyal Bilimler Kongresi, dünyanın dört bir yanından akademisyenleri bir araya getirdi.

30 ülkeden 500’ü aşkın bildiri, üç gün boyunca çevrim içi ve yüz yüze oturumlarda sunuldu. Türkiye’nin yanı sıra Kanada, Almanya, Fransa, Endonezya, Nijerya, Güney Kore, İtalya, Azerbaycan, Kazakistan ve Meksika’dan gelen bilim insanları, farklı alanlarda güncel çalışmalarını paylaştı.

Kongrede dikkat çeken sunumlar arasında, Anadolu Üniversitesi’nden Prof. Dr. Erkan Yüksel’in başkanlık ettiği oturumda, çağdaş medya çalışmaları ve psikososyol araştırmalar ele alındı. 

Prof. Dr. Yüksel, iki ayrı bildiriyle dijitalleşmenin bireysel ve toplumsal psikolojiye etkileri ile sağlık haberciliğinde etik ve güvenilirlik konularını tartışmaya açtı.


Navigasyon’un Öğrettikleri: “Rota Yeniden Hesaplanıyor”

Bu sabah İstanbul’dan Eskişehir’e doğru yola çıktım. Ne ilginçtir ki, aynı anda üç farklı navigasyon uygulamasını kullanmak gibi tuhaf bir deneyimim oldu. Ve yol boyunca düşündüm: Eğer navigasyon bir yaşam koçu olsaydı, onu nasıl tanımlardık? Hayatımızda nasıl bir rehber olurdu?


İyi Bir İletişimci Olmanın İki Küçük Sırrı…

 

Size iyi bir iletişimci olmanın sırrını anlatmak istiyorum bu yazıda. Düşünsenize, siz de bu iki temel beceriyi öğrendiğinizde, belki çocuklarınıza, öğrencilerinize, arkadaşlarınıza anlatmak istersiniz. 

Belki bir yaz tatilinde iletişim şeklinizde fark yaratabilirsiniz.

Ne dersiniz?

Bıçağın öteki yüzü: "Biz" olmak...

 

Evliliklerinin ilk günüydü. Henüz açılmamış koliler, mutfağın köşesinde duruyordu. Yeni bir hayatın eşiğinde, biraz telaş, biraz da heyecanla yerleşmeye çalışıyorlardı. Eşi bir şeyler hazırlarken o da salata yapmak istedi. Bekâr evinden getirdiği, elinin alışkın olduğu favori bıçağını aradı. Bulamayınca, “Bıçağımı gördün mü?” diye sordu. 

Eşi bir çekmeceyi açtı, bıçağı buldu, ama önce onu kucakladı ve gülümsedi: “Artık senin, benim yok; bizim bıçağımız var.”

Bu kısa sahne, bir ilişkinin ruhunu anlatmak için yeterli: Biz olmak. 

Evlilik, yalnızca iki insanın bir arada yaşaması değil, bir ben ve sen’in yavaş yavaş biz’e dönüşmesi sürecidir. Bu süreç kolay değildir. Tıpkı bir bilgisayar oyununda seviye atlamak gibi: Sahne değişir, kurallar değişir, karakterler gelişir. Yeni araçlar, yeni güçlükler, yeni beceriler gerekir. Ve her yeni aşama, daha çok iş birliği, daha çok empati, daha fazla “biz” bilinci ister.


İyileştirici bir ilaç: Nezaket...

 

“Bir kurumda nezaket yoksa, diğerlerinin bir önemi yoktur.”

— İsimsiz ama unutulmaz bir rapor cümlesi

Bir Hatıradan Hayatın Kalbine

Yıllar önce, ülkemizin köklü kamu sanayi kuruluşlarından birini tanıtım gezisi için ziyaret etmiştim. Orada görevli bir arkadaşımın anlattığı bir hatıra, yıllardır zihnimin bir köşesinde durur.

Kalite süreçlerini geliştirmek amacıyla kurum, yurt dışından bir dış değerlendirmeci davet eder. Bu uzman kişi, tesisi en ince ayrıntısına kadar gezer, çalışanlarla konuşur, üretim süreçlerini izler. Yaklaşık bir ay süren gözlemlerin ardından, heyecanla beklenen rapor günü gelir. Yönetim Kurulu, uzunca bir toplantıda anlatılması beklenen kalın bir rapor bekler. Ancak raportör kürsüye çıkar, derin bir sessizlikte tek bir cümle kurar:

“Bir kurumda nezaket yoksa, diğerlerinin bir önemi yoktur.”

Başka da bir şey söylemez. Verdiği rapor işte bu tek cümleden ibarettir.

O an bu sözün anlamını tam kavrayamamış olsam da bir kenara not etmiştim.

Yıllar geçtikçe, özellikle günümüzü, değişen yaşamlarımızı, kurumlarımızı ve hele de sağlık kurumlarını düşündüğümde, bu cümle çok daha derin anlamlar taşımaya başladı.


Bunu Konuşmamız Gerekiyor: Cinsel Sağlık Konusunda Tehlike Büyüyor

 Birinin bunu yazması gerekiyordu. 

Yazıyorum!

Maalesef son zamanlarda gençler arasında cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusundaki farkındalık ve bilgi eksikliği sessizce büyüyen ciddi bir soruna işaret ediyor. Bu eksiklik, artık bir halk sağlığı sorununa dönüşmüş durumda.

Geçtiğimiz gün üroloji uzmanı bir arkadaşımla konuşuyorduk. Bana şöyle dedi:

“Gençler arasında cinsel yolla bulaşan hastalıklar salgın düzeyine ulaştı ve hızla yayılıyor. Hatta gençlerin çoğu ne yaşadığının farkında bile değil ve doktora başvurmaları gerektiğini bile bilmeden bu hastalıkları taşıyorlar. Tedavi olmayanlar başkalarına da bu rahatsızlıkları bulaştırıyor ve salgın hızla ilerliyor.”

 

Kanal 26’da medya, manipülasyon, etik ve yapay zekayı konuştuk

Jülide Aykut’un hazırlayıp sunduğu Misafir Köşesi programında derin bir sohbete daldık!  

🔍 Programda neler konuştuk? 

• Medyanın gücü: "Gündem belirleme" ve kitleleri yönlendirme etkisi nasıl işliyor? 

• Demokraside medyanın rolü: Tarafsızlık mümkün mü? Yoksa yeni kriterimiz şeffaflık mı? 

• Yapay Zeka Devrimi: Matbaa kadar köklü bir değişim kapıda! Peki etik sorunlara hazır mıyız? 

• Dijital dolandırıcılık: Sahte web sayfaları, tehlikeler ve korunma yolları…  


📌 Programı şurada izleyebilirsiniz: 

https://www.youtube.com/watch?v=_nplkwvQhl0

Akademik Dünyanın Yeni Tehlikesi: Sahte Konferans Dolandırıcılığı ve Nasıl Korunabilirsiniz?

 

Geçtiğimiz ay, Dubai’de düzenlenecek “International Conference on Media and Film Studies (ICMFS-25)” adlı akademik toplantıdan sözlü bildiri sunmak üzere kabul aldım. Resmi işlemler için üniversitemin BAP birimine başvurumu ilettim. Önceki gün, sürecin tamamlandığı bilgisini alınca, uçak ve otel rezervasyonlarına başlamak üzereyken; nedendir bilmem, içime bir kuşku düştü…

Otelden Gelen Şok Yanıt: “Böyle Bir Etkinlik Yok!”

Konferansın yapılacağı iddia edilen otelin resmi e-posta adresine “özel bir indirim olup olmadığına ilişkin” bir soru gönderdim.

Aldığım yanıt çarpıcıydı: “Belirttiğiniz tarihlerde otelimizde böyle bir organizasyon planlanmamıştır. Dolandırıcılık vakasıyla karşı karşıya olabilirsiniz.” 

Dünyanın en zengin insanlarından birinin ilkelerine göz atmaya ne dersiniz?

 

Bodrum’da banka müdürü arkadaşım Umut Tezgin’in yaklaşık iki yıl önce tavsiye ettiği bir kitaptan söz etmek istiyorum: Ray Dalio’nun “İlkeler” kitabı… Onun tavsiye ettiği harika birkaç kitabı hemen okuyup bitirmiştim ama bu kitaba nedense sıra gelemedi bir türlü. Sonra iki kez okudum. Okurken sayfalarını en çok renklendirdiğim kitaplardan biri oldu. Kitaptaki en çarpıcı cümlelerden biri belki de şu: “Hayatınızın kalitesi, verdiğiniz kararların kalitesine bağlıdır.”

İletişimciler için farklı bir kariyer kapısı...

Yeni Rektörümüz, eski mezunumuz Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel, bugün fakültemizin konuğu oldu.  “Gönüllü Olmak Kendini Bilmek” konusunda bir seminer verdi. 

Öğrencilerimize, “Kariyerini bir sivil toplum kuruluşunda sürdürmek isteyen var mı?” diye sordu. Hiçbir öğrencimizden yanıt çıkmadı. Belki de bugüne kadar hiç de düşündüğümüz ya da hedef tahtasına koyduğumuz bir alan değildi. Gerçi çeşitli sivil toplum kuruluşlarında görev yapan mezunlarımız vardı ama STK’ların kariyer kapısı olabileceği fikri bizde pek de uyanmamıştı.

Bilimsel araştırma nasıl başlar?

Makale, bildiri, tez ya da proje yazmaya başlamadan önce atılması gereken ilk adım, bir araştırma konusu, sorunu, herhangi bir güçlük ya da meselenin bulunmasıdır.

Araştıracağız ama kimi, neyi ya da nereyi, nasıl ele almamız gerekiyor sorusuna yanıt vermemiz gerekir.

Araştırma konusu gökten zembille bize inmez ya da masa başında oturarak ilham gelmesini beklersek daha çok bekleriz…

Sağlık Bakanlığı için "Sağlık Haberciliği Kılavuzu" hazırladık

Sağlık haberciliğinde daha iyiye nasıl ulaşılabilir? Bunun için neler yapabiliriz? Bizim de bir katkımız nasıl olabilir? Daha iyisi nasıl mümkün olabilir?

Yaklaşık 15 yıldır bu alanda epey yol kat ettik, pek çok öğrenci, muhabir, akademisyen yetiştirdik. Onlarca yayın, makale, bildiri ve kitap ürettik. Hatta bir de uzaktan eğitim programı geliştirdik. Ve elimizden geldiğince koşmaya devam ediyoruz. 

SAĞLIK MUHABİRLİĞİ EĞİTİMİ

Sağlık Bakanı Prof. Dr. Kemal Memişoğlu’nun katılımlarıyla, Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü ile Basın ve Halkla İlişkiler Müşavirliğinin koordinasyonunda, Anadolu Ajansı Haber Akademisi’nin de katkılarıyla gerçekleştirilen “Sağlık Muhabirliği Eğitim Programı” oldukça verimli geçti. 

Toplantının açılışında Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Doç. Dr. Muhammed Atak, “Dünyada Sağlığın Geliştirilmesi ve Sağlık İletişimi” hakkında açıklamalarda bulundu.  

Ben de “Sağlık Haberciliğinin Dili, Sağlık Haberciliğinde Etik ve Hukuki Boyut” üzerine bir konuşma yaptım.  



Üsküdar Üniversitesi Gazetecilik Bölümü Danışma Kurulu...

Değerli hocalarım, Üsküdar Üniversitesi Rektörü Prof Dr Nazife Güngör ve İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü Başkanı Prof Dr Süleyman İrvan'a teşekkür ediyorum. 

📰 Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü, akademik müfredatın geliştirilmesi, gazetecilik eğitiminin kalitesinin artırılması ve medya sektörüyle ilişkilerin güçlendirilmesi amacıyla Gazetecilik Bölümü Danışma Kurulu’nu oluşturdu.

Mutluluğu seçiyorum...

Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof Dr Öznur Özdoğan ile Ankara'daki Bağımlılıkla Mücadelede Önleyici Adımlar Çalıştayı'nda iki gündür beraberiz. 

Pek çok konuda sohbet etme fırsatı bulduk.

Hocam diyor ki, 'Vicdan en önemli meseledir. Vicdan, içimizdeki sestir. Herkes kendi vicdanının sesini dinlesin. Mutluluk vicdanını dinlemektir. Vicdanına uygun yaşamaktır.'

Hocamızın çok güzel çalışmaları var.