Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Haberler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yönetici İletişimi: Sözün Tonu, Kurumun İklimi


Anadolu Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen 2026 yılı İdari Personel Gelişim/Eğitim Programları — Anadolu Üniversitesi İDGEP kapsamında, üniversitemizde şef kadrosunda görev yapan personele yönelik “Etkili İletişim” konulu bir eğitim gerçekleştirdik. 

14 Mayıs Perşembe günü düzenlenen eğitimde, iletişimin günlük iş yaşamındaki yerini, yönetici dilinin çalışanlar üzerindeki etkisini ve kurumsal ilişkilerde güven veren iletişimin önemini birlikte değerlendirdik.

Bir kurumda işler yalnızca yazılarla, talimatlarla ya da süreçlerle yürümez. İşlerin nasıl yürüdüğünü çoğu zaman insanlar arasındaki iletişim belirler. Bir sözün nasıl söylendiği, bir talebin nasıl iletildiği, bir uyarının hangi tonda yapıldığı kurum iklimini doğrudan etkiler.

Eğitimde özellikle anlamak, anlaşılmak ve anlaşmak üçlüsü üzerinde durduk. İyi iletişimin yalnızca kendini ifade etmek değil; karşıdakini dinlemek, ihtiyacı fark etmek, mesajı açık ve sakin biçimde iletmek ve ortak bir çözüm zemini oluşturmak olduğunu vurguladık.

Yönetim Gelişim Zirvesi ’26’daki konuşmamızın videosu yayınlandı: Bir Derin Gelişim Örneği Olarak Hastanede İletişim

Management Centre Türkiye tarafından düzenlenen Yönetim Gelişim Zirvesi ’26 kapsamında gerçekleştirdiğimiz “Bir Derin Gelişim Örneği: Hastanede İletişim” başlıklı konuşmanın video kaydı yayınlandı. 

Güvenlik Personeline İnsan İlişkileri ve İletişim Becerileri Eğitimi

Bir üniversitenin kapısından içeri girdiğinizde sizi ilk kim karşılar?

Çoğu zaman bir güvenlik görevlisi…

Bazen derse yetişmeye çalışan bir öğrenci, bazen yolunu bulmaya çalışan bir veli, bazen aceleyle geçen bir akademisyen, bazen de gergin ya da öfkeli bir ziyaretçi… Hepsinin ilk temas noktalarından biri güvenlik personelidir.

Bu yüzden güvenlik görevi yalnızca kapıyı, binayı ya da alanı korumak değildir. Aynı zamanda huzuru, düzeni, güven duygusunu ve kurumun insanla kurduğu ilk ilişkiyi de korumaktır.

Anadolu Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen 2026 yılı İdari Personel Gelişim/Eğitim Programları — Anadolu Üniversitesi İDGEP kapsamında, 13 Mayıs 2026 tarihinde Koruma ve Güvenlik Müdürlüğü personeliyle bir araya geldik.

Eğitimde, Koruma ve Güvenlik Müdürlüğü personelinin birinci grubuyla “İnsan İlişkileri ve İletişim Becerileri” üzerine konuştuk.

Hastanede İletişim En Çok Nerede Kopuyor?



Management Centre Türkiye (MCT) tarafından her yıl düzenlenen Yönetim Gelişim Zirvesi 26’nın bu yılki konuklarından biri de ben oldum. 7 Mayıs’ta gerçekleştirilen webinar’da, MCT Zirve Küratörü ve Danışmanı Ahmet Eryılmaz’ın sorularını yanıtladım. “Bir Derin Gelişim Örneği: Hastanede İletişim” başlıklı bu sohbette, en dikkat çekici sorulardan biri şuydu: “Hastanede iletişim en çok nerede kopuyor?”

Doğrusu, bu soru yalnızca hastaneleri değil, insanın olduğu bütün kurumları ilgilendiriyor. Ama hastane, meselenin en açık hâliyle görülebildiği yerlerden biri. Çünkü orada üç ayrı dünya var: hasta, klinik ekip ve yönetim. Üçünün de dili farklı, önceliği farklı, beklentisi farklı. Ama üçü de birbirine muhtaç. Birinin eksildiği yerde sistem aksıyor; birinin sesinin duyulmadığı yerde güven zedeleniyor.

Yıllar Sonra Okul Sıralarında Bir Münazara

 

Bahçeşehir Koleji Eskişehir Kampüsü’nde öğrencilerle birlikte “Genç yetişkinler üzerinde çevrenin mi, yoksa ailenin mi etkisi daha çoktur?” başlıklı anlamlı bir münazara etkinliği gerçekleştirdik.

Etkinlikte hükümet tarafında Bahçeşehir Koleji Eskişehir Kampüsü öğrencileri yer aldı. Öğrencilerimiz, genç yetişkinler üzerinde çevrenin etkisinin daha belirleyici olduğunu savundular. Biz ise muhalefet tarafı olarak ailenin bireyin değerleri, kişiliği, karar verme biçimi ve çevreyle kurduğu ilişki üzerindeki daha derin ve kalıcı etkisini vurgulamaya çalıştık.



İdeal Sağlık Yayıncılığı Nasıl Olmalı?


Bir sağlık haberi okursunuz; ertesi gün doktordan randevu alırsınız.

Bir televizyon programında bir uzmanı dinlersiniz; yıllardır kullandığınız ilacı sorgulamaya başlarsınız.

Sosyal medyada bir video görürsünüz; “Acaba bende de mi var?” diye telaşa kapılırsınız.

Bir yakınız size bir bağlantı gönderir: “Mutlaka oku, çok önemli!” der. Siz de okursunuz. Belki inanırsınız. Belki korkarsınız. Belki umutlanırsınız. Belki de farkında olmadan yanlış bir kararın eşiğine gelirsiniz.

İşte sağlık yayıncılığı bu yüzden sıradan bir yayıncılık alanı değildir.

Çünkü sağlık konusunda verilen bilgi, yalnızca zihnimizde kalmaz; davranışımıza, kararımıza, bedenimize ve bazen hayatımıza dokunur.

Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Akademik Dergisi Etkileşim’in son sayısında yayımlanan “Türkiye’de İdeal Sağlık Yayıncılığı İçin Normatif Bir Çerçeve Önerisi” başlıklı akademik makalemde tam da bu sorunun peşine düştüm:

Türkiye’de sağlık yayıncılığı, insan sağlığını önceleyen daha etik, daha güvenilir ve daha sorumlu bir yapıya nasıl kavuşabilir?

Manas TV’de etkili iletişim üzerine konuştuk


Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğim “Görsel İletişim Çağında Etkili İletişim: Anlamak, Anlaşılmak ve İz Bırakmak” başlıklı konferansın ardından, Manas TV’de keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Manas TV Müdürü Dr. Bülent Namal’ın sorularını yanıtladığım programda; etkili iletişim, dinleme, empati, beden dili, farklı bakış açılarını anlama, sosyal medya çağında gençlerin yaşadığı iletişim baskıları ve yapay zekânın iletişimdeki rolü üzerine değerlendirmelerde bulunduk.

Kırgızistan'ın Başkenti Bişkek'te Uluslararası Kısa Film Festivali'ne konuk olduk

 

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı değerli dostum Prof. Dr. Besim Yıldırım’ın ve Radyo, TV ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Gökçe Yoğurtçu'nun davetiyle çok özel bir kültür-sanat etkinliğine katılma imkânı buldum. 

22 Nisan’da, Bağımsız Devletler Topluluğu, Baltık ve Gürcistan Ülkeleri 14. Uluslararası Kısa Film Festivali kapsamında düzenlenen programa katılmak, benim için yalnızca bir festival deneyimi değil; aynı zamanda sinemanın, kültürün ve akademik dostluğun bir araya geldiği unutulmaz bir hatıra oldu.

Sektör-Akademi Buluşması: Bugün Rotamız Kanal 26


Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'nde Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü, Basın ve Yayına Giriş dersimizi bugün dört duvar arasından çıkardık ve haberin mutfağına, Kanal 26 tesislerine konuk olduk. Medyanın tozunu ve heyecanını yerinde görelim dedik; beklediğimizden çok daha fazlasını bulduk. 

Bizi harika bir enerjiyle karşılayan Medya 26 Grup Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Yıldırım ve Fakültemizin gururu, Milli İrade Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Onur Şentürk, bizleri ağırlamanın ötesinde tecrübeleriyle ufkumuzu ikiye katladılar. 

İletişim fakültelerinde "7+1 eğitim modeli" ne getirir, ne götürür?

 

HABER / Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Danışma Kurulu toplantısında, iletişim eğitiminde gündeme gelen 7+1 modeli değerlendirildi. Farklı üniversitelerden akademisyenler ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda modelin gazetecilik eğitimi açısından uygulanabilirliği tartışıldı.

İnsan, Anladığı ve Anlaşıldığı İnsanla Çiçek Açar

“İnsan, anladığı ve anlaşıldığı insanla çiçek açar” düşüncesinden hareketle, Anadolu Üniversitesi'nde fakülte sekreterleri ve şube müdürlerine yönelik gerçekleştirdiğim seminer üzerinden etkili iletişimin kurumsal yaşam için neden vazgeçilmez olduğunu ele aldım.


"Her insan biraz çiçek gibidir. Nasıl ki farklı çiçeklerin güneşle, suyla, toprakla ve havayla kurduğu ilişki aynı değilse, insanların da hayalleri, ihtiyaçları, beklentileri ve
duygusal hassasiyetleri birbirinden farklıdır."

Liselilerle Bir Söyleşi: Medya Dedektifliği Yapmak İster Misiniz?

Eskişehir Bahçeşehir Koleji'nde “Meslek Uzmanları ile Kariyer Söyleşileri” kapsamında lise öğrencileriyle çok keyifli ve gerçekten “canlı” bir buluşma gerçekleştirdik: Medya Dedektifliği.

Başlık ilginç değil mi?

Bazen bir kavramın kendisi bile insanı düşünmeye çağırıyor. 

“Dedektiflik” deyince akla suç, gizem, ipuçları geliyor. Oysa bugün, sosyal medyada ve gündelik hayatta karşımıza çıkan içerikler için de benzer bir şeye ihtiyacımız var: İpucu toplamak, kanıt aramak, kaynak sorgulamak ve acele karar vermemek.


Gündem Belirleme Kuramı Dijital Çağda Nasıl Güncellenmeli: Algoritmalar Gündemi Yönetirken Ortak Gerçekliğimizi Nasıl Korumalıyız?

  

O videoları siz de görmüşsünüzdür.

Bir insanın sesini alıp, hiç söylemediği cümleleri “kendi ağzından” söyletmek artık birkaç dakikalık iş.

Görüntüyü de ekleyince, o kişi hiç bulunmadığı bir yerde, hiç yapmadığı bir şeyi yapıyormuş gibi karşımıza çıkabiliyor.

Eskiden “fotoğraf yalan söylemez” derdik. Şimdi fotoğraf da video da ses kaydı da; tek başına, eskisi kadar güçlü bir kanıt değil.

Daha tuhafı şu: Gerçekle gerçek dışı arasındaki çizgi, her yeni dijital teknoloji hamlesiyle biraz daha bulanıklaşıyor. Hatta zaman zaman, yapay zekâ bile bu ayrımı yapmakta zorlanıyor.

Bu yeni medya düzeninde artık herkes birer yayıncı.
Algoritmalar da her birimize ayrı bir “dünya” gösteriyor.
Geleneksel medyaya dair bildiklerimiz bu ortamı açıklamakta giderek yetersiz kalıyor.
O yüzden iletişim bilimi olarak biriktirdiklerimizi yeniden gözden geçirmek, yeni koşullara göre yeniden yorumlamak zorundayız.

Tam da bu ihtiyaçla, Prof. Dr. Süleyman Karaçor, Prof. Dr. Zeynep Karaçor ve Burcu Güvenek’in editörlüğünde yayımlanan “Blockchain ve Nesnelerin İnterneti Ekseninde Dijital Ekosistemler” kitabında bir bölüm kaleme aldım: 

“Gündem Mühendisliği:
Dijital Çağda Gündem–Algı–Gerçeklik Döngüsü Üzerine Bir Model Önerisi.”

Bu bölümde iki şey yaptım: Birincisi, “gündem mühendisliği” kavramını tartışmaya açtım.
İkincisi, uzun yıllar daha çok doğrusal bir çizgi gibi anlatılan gündem belirleme sürecini, dijital çağın ruhuna daha uygun döngüsel bir modelle düşünmeyi önerdim.

 

TÜBİTAK 1001 Projeleri neden reddediliyor?



Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü'ndeki arkadaşlarımızla 21 Kasım 2025 günü gerçekleştirdiğimiz söyleşide "TÜBİTAK 1001 Projeleri Neden Reddediliyor?" sorusuna kişisel değerlendirmelerim çerçevesinde yanıt vermeye çalıştım. 

Seminerin öğrencilerimize ve başka akademisyen arkadaşlarımıza da ulaşması için video kaydını kişisel YouTube kanalıma ekledim. 

Seminerin lisans üstü öğrencilerimize tez araştırması süreçlerinde, bilimsel araştırma projesi hazırlayan öğretim üyelerine proje yazma süreçlerinde ve TÜBİTAK projesi yazmak isteyenlere bu süreçte yardımcı olabilecek bazı püf noktalarını içerdiğini düşünüyorum. 

Hem derslerdan hem projelerden hem de yaptığım hakemliklerden hareketle önemli bazı hususların altını çizmeye çalıştım. 

Video kaydına şurada erişebilirsiniz: TÜBİTAK 1001 PROJELERİ NEDEN REDDEDİLİYOR?

Seminerin ilk bölümü "biraz sıkıcı" gelebilir. Ancak soru-yanıt bölümündeki kişisel deneyimlerim ve görüşlerimi ifade ettiğim bölüm sanırım daha fazla ilgi çekecektir. 

Burada aktardığım bilgiler kişisel görüş, değerlendirme ve önerilerimdir. Dolayısıyla, doğrudan TÜBİTAK'ı ve TÜBİTAK proje süreçlerini tanımlamak ve bağlamaz. Güncel ve kesin bilgi ve hükümler için TÜBİTAK web sayfasını ve TÜBİTAK'ın resmi bilgilendirmelerini takip ediniz.

Araştırma ve projelerinizde başarılar dilerim.


Gazetecilik Bölüm Başkanımız Prof. Dr. İncilay Cangöz,
seminer dolayısıyla teşekkür belgesi takdim ederken...

Bugün 2025’in son günü…

 

Bugün 2025’in son günü…

Ne çabuk da geçti bu yıl; sanki hiç anlayamadım…

Ama biraz düşününce aklıma geliyor yaşadıklarım…

Öğrendiğim ise şu: Neyi ne kadar bilirsen bil, bildiklerinle hayata dokunabildiğinde yaşamak çok daha anlamlı…

Hayat, öyle değil mi zaten; yaşadığımız anlardan ve biriktirdiğimiz anılardan ibaret…

Anlamak, anlaşılmak ve anlaşmak…

Hep buna gayret…

Bu yüzden mottomu bu yeni yıla da not düşeyim: 

Bilimle yol aç, eğitimle el ver, rehberlikle iz bırak ve her adımda bireye ve topluma değer kat…

Yeni yılda daha çok üretmek değil dileğim; daha çok fayda üretmek…

Herkese neşe, mutluluk, huzur, saygı, sevgi, sağlık, afiyet ve güzellikten yana ne varsa insanlık için bunlarla dolu bir yıl diliyorum…

Tüm dileklerimizin gerçekleştiği bir yıl olsun…

İyi yıllar✨

Prof. Dr. Erkan YÜKSEL

Ortak Akıl'dan Yol Haritasına: İTÜ'nün hedefi Dünya'da ilk 100 arasına girmek!


Bazı buluşmalar vardır; konuşulur, not alınır, iyi niyetli cümleler havada kalır ve sonra herkes kendi gündemine döner. Bazıları ise daha ilk anda şunu hissettirir: “Burada yalnızca konuşmuyoruz; geleceğe yön veriyoruz.”

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde 26–28 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen Arama Konferansı benim için bu ikinci kategoriye girdi. 

Üstelik hemen ertesi gün yapılan ve YouTube üzerinden canlı yayınlanan Sorumluluk ve Etki Odaklı Araştırma Üniversitesi – 2025 Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı ile birlikte düşünülünce, sürecin değeri daha da netleşti: Üç gün, güçlü bir ortak akıl zemini kurdu; ertesi gün ise bu zemin 2026 stratejik planının içine yerleşti, hedefe, projeye ve takvime bağlandı.

Bu sürece, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal hocamızın davetiyle katıldım. Üç gün boyunca İTÜ’yü daha yakından tanıma, İTÜ’lülerle kaynaşma, onları dinleme ve anlama fırsatı buldum. Yeri geldikçe de bir iletişimci akademisyen, gazeteci ve medya temsilcisi olarak farklı bir pencereden gördüğüm noktaları paylaşmaya çalıştım. Son oturumda ise “ekosistem ve iletişim” başlığındaki grubumuzun sözcüsü olarak İTÜ’lü Oğuzhan Öztürk ile birlikte sunum yapmak benim adıma ayrıca anlamlıydı.

Bu yazıda bir toplantı tutanağı gibi ortaya çıkan tüm görüşleri değil ama bir üniversitenin kendi pusulasını netleştirdiği o “tasarım ve karar” hâlini kişisel izlenimlerimle anlatmak istiyorum.

 


Girişimciliği konuştuk...


Kariyer Planlaması dersimizde bu hafta Osmangazi Üniversitesi Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Gökçe Mehmet AY'ı konuk ettik.

Bize girişimcilik, girişimcilik ruhu ve kendi girişimleri hakkında bilgi verdi.

Biraz cesaret, çokca plan, esnek dönüşüm, dijitalleşme, yapay zeka, amaç ve hedeften sapmama temel unsurlar...

Girişimcilik derslerinin üniversitelerde yaygınlaştırılması gerektiğini düşünüyorum.

Değerli hocamıza katkıları için çok teşekkür ediyorum.

hashtaggirişimcilik hashtagmedyayönetimi hashtagdijitalleşme hashtagekonomi hashtagyönetimveorganizasyon

Dünya'da ve Türkiye'de Yozlaşma: Nedir, Nedendir? Çıkış Var mı?



Sabahları televizyon izleme şansım neredeyse hiç olmuyor. Gün, dersler, yazılar, toplantılar… Bir bakmışım akşam olmuş. Ama bugün, gündemdeki konularla ilgili olarak eşim “Bir bak, Hakan Ural’ın yorumları çok yerinde” deyince merak ettim. Kanal D’deki Neler Oluyor Hayatta programını geriye alıp izledim. Üçüncü sayfa haberleri ya da “marazi” diye etiketlediğimiz olayları konuşurlarken Ural’ın bir cümlesi bende bu yazının kıvılcımını çaktı:

“Artık her şey yozlaştı… Her konuyu insanın yozlaşık olduğunu bilerek değerlendirelim.”

Sert bir cümle. Hatta biraz “düşürücü” bir cümle. İnsan, böyle bir cümleyi duyunca ya savunmaya geçiyor ya da içinden “Evet, galiba haklı” deyip bir tür yorgun kabullenişe kayıyor. Ben ikisinin ortasında kaldım. Çünkü uzun süredir ana haber bültenlerinde bu tür olayları özellikle izlemiyordum. Toplumun “bu kadar” yozlaştığı tespiti bana ağır geliyordu. Çoğu kişinin yaptığı gibi, belki de görmezden gelmeyi tercih ediyordum.

Ama bugün izlediklerim şunu düşündürdü: Biz neyi konuşuyoruz? Sadece olayları mı, yoksa bir “yeni normal”i mi?


"İletişim ve İlişkiler" seminerlerinin ardından...

 

İŞKUR Gençlik Projesi kapsamında 22 Aralık Pazartesi ve 24 Aralık Çarşamba günleri, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Frig Salonu’nda dört ayrı oturumda “İletişim ve İlişkiler” üzerine konuştuk, tartıştık, denedik, uyguladık.

Kişiler arası ilişkiler ve etkili iletişim tekniklerini; ilk oturumda teknik çerçeve, ikinci oturumda uygulama, son oturumlarda ise kişisel deneyim ve görüş paylaşımı üzerinden ele aldık.

Oturumlarda; kendini tanıma, başkalarını anlama, ilk izlenim, aktif dinleme, kendini ifade etme, ben dili, iletişim engelleri, düşünce kusurları, çatışmalı durumlarda duraklama tekniği ve nihayetinde anlamak–anlaşılmak–anlaşmak hattında iletişimin nasıl güçlendirilebileceği üzerinde durduk.

Kısa testler ve uygulamalar, örnek olay çözümlemeleri ve soru–yanıtlarla çok canlı bir öğrenme atmosferi oluştu. Katılan, katkı veren ve bu süreci birlikte güzelleştiren herkese teşekkür ederim.

 


Büyük umut ve heyecanlarla: Sağlıkta İletişim ve Motivasyon Çalıştayı'nın ardından...


Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürlüğü tarafından 17–18 Aralık tarihlerinde düzenlenen Sağlıkta İletişim ve Motivasyon Çalıştayı, Ankara’da tamamlandı.

İki gün süren çalıştay boyunca, altı tematik masada ve 100’ü aşkın akademisyen, uzman ve profesyonelin katkılarıyla; sağlık hizmet sunumunda iletişimin güçlendirilmesi ve sağlık çalışanlarının motivasyonunu artırmaya dönük kapsamlı değerlendirmeler yapıldı. 

Kapanış gününde ise süreç boyunca ortaya çıkan çıktılar, masa temsilcileri tarafından tüm katılımcılarla paylaşıldı.

© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org