Eğitim ve seminerler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Eğitim ve seminerler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yönetici İletişimi: Sözün Tonu, Kurumun İklimi


Anadolu Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen 2026 yılı İdari Personel Gelişim/Eğitim Programları — Anadolu Üniversitesi İDGEP kapsamında, üniversitemizde şef kadrosunda görev yapan personele yönelik “Etkili İletişim” konulu bir eğitim gerçekleştirdik. 

14 Mayıs Perşembe günü düzenlenen eğitimde, iletişimin günlük iş yaşamındaki yerini, yönetici dilinin çalışanlar üzerindeki etkisini ve kurumsal ilişkilerde güven veren iletişimin önemini birlikte değerlendirdik.

Bir kurumda işler yalnızca yazılarla, talimatlarla ya da süreçlerle yürümez. İşlerin nasıl yürüdüğünü çoğu zaman insanlar arasındaki iletişim belirler. Bir sözün nasıl söylendiği, bir talebin nasıl iletildiği, bir uyarının hangi tonda yapıldığı kurum iklimini doğrudan etkiler.

Eğitimde özellikle anlamak, anlaşılmak ve anlaşmak üçlüsü üzerinde durduk. İyi iletişimin yalnızca kendini ifade etmek değil; karşıdakini dinlemek, ihtiyacı fark etmek, mesajı açık ve sakin biçimde iletmek ve ortak bir çözüm zemini oluşturmak olduğunu vurguladık.

Yönetim Gelişim Zirvesi ’26’daki konuşmamızın videosu yayınlandı: Bir Derin Gelişim Örneği Olarak Hastanede İletişim

Management Centre Türkiye tarafından düzenlenen Yönetim Gelişim Zirvesi ’26 kapsamında gerçekleştirdiğimiz “Bir Derin Gelişim Örneği: Hastanede İletişim” başlıklı konuşmanın video kaydı yayınlandı. 

Güvenlik Personeline İnsan İlişkileri ve İletişim Becerileri Eğitimi

Bir üniversitenin kapısından içeri girdiğinizde sizi ilk kim karşılar?

Çoğu zaman bir güvenlik görevlisi…

Bazen derse yetişmeye çalışan bir öğrenci, bazen yolunu bulmaya çalışan bir veli, bazen aceleyle geçen bir akademisyen, bazen de gergin ya da öfkeli bir ziyaretçi… Hepsinin ilk temas noktalarından biri güvenlik personelidir.

Bu yüzden güvenlik görevi yalnızca kapıyı, binayı ya da alanı korumak değildir. Aynı zamanda huzuru, düzeni, güven duygusunu ve kurumun insanla kurduğu ilk ilişkiyi de korumaktır.

Anadolu Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından yürütülen 2026 yılı İdari Personel Gelişim/Eğitim Programları — Anadolu Üniversitesi İDGEP kapsamında, 13 Mayıs 2026 tarihinde Koruma ve Güvenlik Müdürlüğü personeliyle bir araya geldik.

Eğitimde, Koruma ve Güvenlik Müdürlüğü personelinin birinci grubuyla “İnsan İlişkileri ve İletişim Becerileri” üzerine konuştuk.

Hastanede İletişim En Çok Nerede Kopuyor?



Management Centre Türkiye (MCT) tarafından her yıl düzenlenen Yönetim Gelişim Zirvesi 26’nın bu yılki konuklarından biri de ben oldum. 7 Mayıs’ta gerçekleştirilen webinar’da, MCT Zirve Küratörü ve Danışmanı Ahmet Eryılmaz’ın sorularını yanıtladım. “Bir Derin Gelişim Örneği: Hastanede İletişim” başlıklı bu sohbette, en dikkat çekici sorulardan biri şuydu: “Hastanede iletişim en çok nerede kopuyor?”

Doğrusu, bu soru yalnızca hastaneleri değil, insanın olduğu bütün kurumları ilgilendiriyor. Ama hastane, meselenin en açık hâliyle görülebildiği yerlerden biri. Çünkü orada üç ayrı dünya var: hasta, klinik ekip ve yönetim. Üçünün de dili farklı, önceliği farklı, beklentisi farklı. Ama üçü de birbirine muhtaç. Birinin eksildiği yerde sistem aksıyor; birinin sesinin duyulmadığı yerde güven zedeleniyor.

Manas TV’de etkili iletişim üzerine konuştuk


Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi’nde gerçekleştirdiğim “Görsel İletişim Çağında Etkili İletişim: Anlamak, Anlaşılmak ve İz Bırakmak” başlıklı konferansın ardından, Manas TV’de keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Manas TV Müdürü Dr. Bülent Namal’ın sorularını yanıtladığım programda; etkili iletişim, dinleme, empati, beden dili, farklı bakış açılarını anlama, sosyal medya çağında gençlerin yaşadığı iletişim baskıları ve yapay zekânın iletişimdeki rolü üzerine değerlendirmelerde bulunduk.

Kırgızistan’da İnsan, Kültür ve İletişim: Neler Farklı?


Kırgızistan denilince aklınıza ne geliyor? Geleneksel kıyafetler, atlar, meralar, Tanrı Dağları, Manas Destanı… Peki, Cengiz Aytmatov’un bu toprakların yetiştirdiği büyük bir yazar olduğunu biliyor musunuz? Onun eserlerinden herhangi birini okudunuz mu mesela? Ya da Türk sinemasının unutulmaz filmlerinden Selvi Boylum Al Yazmalımın, aslında Aytmatov’un Kırmızı Eşarp adlı eserinden uyarlandığını? Hani o filmle hafızalarımıza kazınan “sevgi emektir” sözünü…

Neyse, çok uzatmayayım…

Benim zihnimde de Kırgızistan denildiğinde bu bilgi kırıntıları dışında, yeni, güncel ve bugüne ait pek fazla şey olmadığını itiraf etmeliyim.

Evet, bu kez yolum Kırgızistan’a, Bişkek’e düştü. Bu yazıda orada gördüklerimden, hissettiklerimden, beni düşündüren bazı küçük sahnelerden söz etmek istiyorum.

Sektör-Akademi Buluşması: Bugün Rotamız Kanal 26


Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'nde Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü, Basın ve Yayına Giriş dersimizi bugün dört duvar arasından çıkardık ve haberin mutfağına, Kanal 26 tesislerine konuk olduk. Medyanın tozunu ve heyecanını yerinde görelim dedik; beklediğimizden çok daha fazlasını bulduk. 

Bizi harika bir enerjiyle karşılayan Medya 26 Grup Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Yıldırım ve Fakültemizin gururu, Milli İrade Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Onur Şentürk, bizleri ağırlamanın ötesinde tecrübeleriyle ufkumuzu ikiye katladılar. 

Kendinizi ve Başkalarını Tanımaya Hazır mısınız? İletişim ve Davranış Tarzları Testine Katılın



NEDEN bazı insanlarla tek kelime etmeden anlaşırken, bazılarıyla sürekli "frekans hatası" yaşıyoruz? 

İş hayatında neden bazıları sonuca odaklanırken, bazıları sadece sürece ve ilişkilere önem veriyor?

Bu test, bir "etiketleme" aracı değil; sizin ve çevrenizdekilerin dünyayı hangi pencereden gördüğünü anlamanızı sağlayacak bir farkındalık haritasıdır.

🌿 İnsan, kendini tanıdığı kadar özgürdür.


Çok Yönlü Profil: İletişimin "Prizma" Etkisi


Çok yönlü profil, ayrı bir kişilik türü olmaktan çok; birden fazla eğilimin kişide birbirine yakın düzeyde bulunduğunu gösteren yorumlayıcı bir sonuçtur. Bu profil, aslında en "erdemli" ve esnek olmaya aday, ancak içsel çatışması da en yüksek olan profildir. Akademik dilde buna "Durumsal Esneklik" veya "Yüksek Uyumluluk", yaşam koçluğu dilinde ise "Denge Arayışı" diyoruz.

Genel olarak birinci ve ikinci profil arasındaki fark %10’dan azsa “çok yönlü eğilim” sizin için geçerli olabilir. Buna karşılık fark daha açıksa, ilk sırada yer alan profilin daha baskın olduğu düşünülebilir.

🌈 Çok Yönlü Profil: Prizma (Tüm Renkler / Işık)

Her durumun bir rengi, her insanın bir dili vardır. Sen hepsini bir ahenkle yansıtabilen bir denge insanısın.

  • Neden? Prizma, esnekliği ve dengeyi sembolize eder. Bu profile sahip kişiler; durumsal zekalarıyla çatışmaları çözebilir, ekipler arası köprü kurabilir ve her ortamda "dengeleyici güç" olabilirler.

  • Mottosu: "Erdem, hangi durumda hangi tarzı kullanman gerektiğini bilmektir."

  • Senin Tarzın: Koşullara göre şekil alabilen bir "Usta Sentezleyici" veya her enstrümana hakim bir "Orkestra Şefi".

  • Güçlü Yanın: Tek bir kalıba sığmıyorsun. Gerektiğinde bir Sürücü gibi kararlı, bir Analitik gibi titiz, bazen bir Dostçul gibi şefkatli, bazen de bir Ekspresif gibi ilham vericisin. Bu çok yönlülük, seni her türlü karmaşanın doğal "çözüm merkezi" yapıyor.

  • Erdemli Bir Yaşam İçin Koçluk Tavsiyesi: Bu kadar çok role bürünmek seni yoruyor olabilir mi? Başkalarına ve durumlara uyum sağlama yeteneğini kullanırken, kendi "öz sesini" ve ihtiyaçlarını duymayı ihmal etme. Her şeye yetişmeye çalışmak yerine, hangi tarzı ne zaman kullanacağını bilinçli bir seçim (hikmet) haline getir. Bu hafta, dış etkilerden uzaklaşıp sadece kendi değerlerinle baş başa kalmayı dene.

  • Akademik Perspektif: Literatürde "Yüksek Öz-Denetim" (High Self-Monitoring) ve "Durumsal Liderlik" olarak tanımlanan bu yetenek, sosyal zekanın (SQ) en ileri aşamalarından biridir. Öz-farkındalık ve değerler üzerine yapacağın okumalar, bu adaptasyon gücünü kalıcı, etik ve saygın bir liderlik başarısına dönüştürecektir.


Sevecen Profil: İletişimin "Güvercin" Huzuru


Bu profile yakın kişiler insan ilişkilerinde uyum, sıcaklık, kabul ve iş birliğini önemser.

🕊️ Sevecen: Güvercin (Yeşil / Toprak)

Barışın, uyumun ve sadakatin sembolüdür.

  • Neden? Güvercin barışı, uyumu ve sadakati sembolize eder. Bu profile sahip kişiler; çatışmadan kaçınır, insanları bir arada tutar ve her ekibin görünmez "vicdanı" veya birleştirici tutkalı olurlar.

  • Mottosu: Huzur bağ kurmakla, güven sabırla başlar.

  • Senin Tarzın: Güvenilir bir liman, harika bir dinleyici ve vefalı bir dost.

  • Güçlü Yanın: İnsanlar arasındaki çatışmaları yumuşatma ve aidiyet hissi yaratma konusundaki doğal yeteneğin. Sabrın, sadakatin ve insanları yargılamadan karşılıksız destekleme gücün en büyük hazinen.

  • Erdemli Bir Yaşam İçin Koçluk Tavsiyesi: Başkalarını kırmamak için kendi sınırlarını ihlal ediyor olabilir misin? "Hayır" demek, karşı tarafa yapılan bir saldırı değil, kendine duyduğun bir saygıdır. Bu hafta, içine sinmeyen bir teklife nazikçe ama net bir "Hayır" demeyi dene.

  • Akademik Perspektif: Sosyal psikolojide "uyum odaklılık" olarak tanımlanan bu tarz, toplumsal barışın temelidir. Öz-şefkat (self-compassion) üzerine yapacağın okumalar, vericiliğini dengelemeni ve kendini korumanı sağlayacaktır.


Analitik Profil: İletişimin "Baykuş" Bilgeliği


Bu profile yakın kişiler daha ölçülü, sistematik, dikkatli ve analitik bir yaklaşım sergiler.

🦉 Analitik: Baykuş (Mavi / Hava)

Gözlemin, sessizliğin ve bilgeliğin sembolüdür.

  • Neden? Baykuş bilgeliği, keskin görüşü ve sessiz gözlemi sembolize eder. Bu profile sahip kişiler; detayları herkesten önce fark eder, riskleri hesaplar ve süreçleri mükemmelleştirerek her ortama "kalite ve güvenilirlik" katarlar.

  • Mottosu: Bilgi güçtür, doğruluk esastır.

  • Senin Tarzın: Detaycı bir araştırmacı, kusursuz bir planlayıcı ve sistemli bir düşünür.

  • Güçlü Yanın: Hataları daha oluşmadan fark etme ve karmaşık süreçleri verimli hale getirme yeteneğin eşsiz. Kararlarını anlık duygularla değil, sağlam verilerle ve stratejik bir akılla alırsın.

  • Erdemli Bir Yaşam İçin Koçluk Tavsiyesi: Bazen "mükemmel", "iyinin" düşmanıdır. Detaylarda kaybolup büyük resmi veya insan faktörünü kaçırıyor olabilir misin? Bu hafta, bir kararı %100 veri beklemeden, sadece sezgilerine ve sürece güvenerek almayı dene.

  • Akademik Perspektif: Literatürde bu profil, "eleştirel düşünme" kapasitesi en yüksek gruptur. Ancak "analiz felci" riskine karşı çevik yönetim metodolojilerini incelemen sana esneklik katacaktır.


Dışadönük Profil: İletişimin "Tavus Kuşu" Coşkusu


Bu profile yakın kişiler genellikle enerjik, görünür, konuşkan ve hareketli bir iletişim tarzına sahiptir.

🦚 Dışadönük: Tavus Kuşu (Sarı / Su)

Görünürlüğün, sosyal enerjinin ve renklerin sembolüdür.

  • Neden? Tavus kuşu görünürlüğü, sosyal enerjiyi ve renkleri sembolize eder. Bu profile sahip kişiler; tıpkı coşkulu bir su gibi girdikleri ortamı canlandırır, ilham verir ve ekiplerin "motivasyon kaynağı" olurlar.

  • Mottosu: Hayat paylaştıkça güzelleşir, heyecan bulaşıcıdır.

  • Senin Tarzın: İlham veren bir vizyoner, enerjik bir anlatıcı ve sosyal ortamların en renkli yüzü.

  • Güçlü Yanın: İnsanları bir ideal etrafında toplama ve en gri günleri bile renklendirme yeteneğin takdire şayan. Girdiğin her ortama kolayca adapte olur, yaratıcılığın ve iyimserliğinle çevrendekilere neşe aşılarsın.

  • Erdemli Bir Yaşam İçin Koçluk Tavsiyesi: Parlak fikirlerin çokluğu, coşkun bir nehir gibi bazen yatağından taşmana ve başladığın işi bitirmeden dağılmana neden olabilir mi? Ayrıca ilgi odağı olma ihtiyacın, başkalarının sessiz çığlıklarını duymanı zorlaştırabilir. Bu hafta, bir sohbette sadece 10 dakika boyunca soru soran ve tamamen "dinleyen" taraf olmayı dene.

  • Akademik Perspektif: Retorik, iletişim ve ikna kabiliyeti en yüksek profildir. Ancak "dağınık dikkat" sendromuna karşı odaklanma teknikleri üzerine çalışmak, bu muazzam potansiyeli somut başarılara dönüştürmeni sağlar.


Yönlendirici Profil: İletişimin "Aslan" Kararlılığı

Bu profile yakın kişiler daha net, doğrudan, sonuç odaklı ve kontrol duygusu yüksek bir iletişim tarzı gösterebilir.

🦁 Yönlendirici: Aslan (Kırmızı / Ateş)

Gücün, hızın ve otoritenin sembolüdür.

  • Neden? Aslan cesareti, gücü ve doğal liderliği sembolize eder. Bu profile sahip kişiler; kriz anlarında sorumluluk alır, engelleri yıkar ve grupları hedefe doğru kararlılıkla sürükleyen "itici güç" olurlar.

  • Mottosu: Kararlılık güçtür, sonuç esastır.

  • Senin Tarzın: Dinamik bir lider, cesur bir uygulayıcı ve doğal bir öncü.

  • Güçlü Yanın: Hedeflerine ulaşma konusundaki sarsılmaz iraden ve kriz anlarında inisiyatif alma becerin eşsiz. Başkalarının takılıp kaldığı engelleri sen birer basamak olarak görür, karmaşık durumları hızla çözerek eyleme geçersin.

  • Erdemli Bir Yaşam İçin Koçluk Tavsiyesi: Hedefe koşarken ulaştığın yüksek hız, bazen yol arkadaşlarının yorulmasına veya duygusal ihtiyaçlarının gözden kaçmasına neden olabilir mi? "Hızlı bitirmek" yerine, süreci "birlikte inşa etmeyi" önceliğine alabilir misin? Bu hafta, bir karar almadan önce en az iki kişinin fikrini sormayı ve sadece dinlemeyi dene. Empati liderliğini zayıflatmaz, taçlandırır.

  • Akademik Perspektif: Örgütsel davranış literatüründe bu profil, "kriz yönetimi" ve "stratejik vizyon" kapasitesi en yüksek gruptur. Ancak güç zehirlenmesi riskine karşı Hizmetkar Liderlik (Servant Leadership) kuramlarını incelemen, etki alanını kalıcı bir saygınlığa dönüştürecektir.


Uyuşturucuyla Mücadelede Medyanın Rolü Nedir? Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlerimizle uyuşturucu ve medya konusunu konuştuk

Nasrettin Hoca bir akşamüstü, evinin önünde telaşla bir şeyler arar.

Komşusu görür, yaklaşır: “Hoca, hayırdır, ne arıyorsun?”
Hoca der ki: “Anahtarımı kaybettim.”
Komşu da insanlık hâli; eğilir, beraber ararlar.
Ararlar, tararlar… Anahtar yok!
Bir süre sonra komşu sorar: “Hoca, emin misin burada kaybettiğine?”
Hoca hiç bozulmadan cevap verir: “Yok, ahırın orada kaybettim.”
Komşu şaşırır: “E hocam, o zaman niye burada arıyoruz?”
Hoca sakince der ki: “Orası karanlık, burada lamba yanıyor.”

Bazen bir konuyu uzun uzun anlatmak yerine bir fıkra anlatmak, meseleyi daha iyi görünür kılar. Çünkü fıkra, insanın zihnindeki savunma duvarlarını indirir; gerçeği sertleştirmeden söyler.

Uyuşturucuyla mücadelede de benzer bir durum yaşıyoruz. Birçok kişi riskin farkında; “ne yapılabilir?” diye düşünmüş olanlar da az değil. Ama farkındalık ile uygulama arasındaki mesafe bazen açılıyor. Çünkü “ışığın altında” konuşmak kolay; “karanlıkta” çalışmak zor. Oysa anahtar çoğu zaman tam da o “karanlık” yerde duruyor.

Benim derdim “kimse bir şey yapmıyor” demek değil. Sahada emek veren, risk alan, gece gündüz çalışan çok insan var. Derdim şu: "Doğru yerde mi arıyoruz? Enerjimizi en etkili yere mi harcıyoruz?" Bu soruyu sormadan, iyi niyet tek başına “sonuç” üretmiyor.

 

TÜBİTAK 1001 Projeleri neden reddediliyor?



Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Gazetecilik Bölümü'ndeki arkadaşlarımızla 21 Kasım 2025 günü gerçekleştirdiğimiz söyleşide "TÜBİTAK 1001 Projeleri Neden Reddediliyor?" sorusuna kişisel değerlendirmelerim çerçevesinde yanıt vermeye çalıştım. 

Seminerin öğrencilerimize ve başka akademisyen arkadaşlarımıza da ulaşması için video kaydını kişisel YouTube kanalıma ekledim. 

Seminerin lisans üstü öğrencilerimize tez araştırması süreçlerinde, bilimsel araştırma projesi hazırlayan öğretim üyelerine proje yazma süreçlerinde ve TÜBİTAK projesi yazmak isteyenlere bu süreçte yardımcı olabilecek bazı püf noktalarını içerdiğini düşünüyorum. 

Hem derslerdan hem projelerden hem de yaptığım hakemliklerden hareketle önemli bazı hususların altını çizmeye çalıştım. 

Video kaydına şurada erişebilirsiniz: TÜBİTAK 1001 PROJELERİ NEDEN REDDEDİLİYOR?

Seminerin ilk bölümü "biraz sıkıcı" gelebilir. Ancak soru-yanıt bölümündeki kişisel deneyimlerim ve görüşlerimi ifade ettiğim bölüm sanırım daha fazla ilgi çekecektir. 

Burada aktardığım bilgiler kişisel görüş, değerlendirme ve önerilerimdir. Dolayısıyla, doğrudan TÜBİTAK'ı ve TÜBİTAK proje süreçlerini tanımlamak ve bağlamaz. Güncel ve kesin bilgi ve hükümler için TÜBİTAK web sayfasını ve TÜBİTAK'ın resmi bilgilendirmelerini takip ediniz.

Araştırma ve projelerinizde başarılar dilerim.


Gazetecilik Bölüm Başkanımız Prof. Dr. İncilay Cangöz,
seminer dolayısıyla teşekkür belgesi takdim ederken...

Ortak Akıl'dan Yol Haritasına: İTÜ'nün hedefi Dünya'da ilk 100 arasına girmek!


Bazı buluşmalar vardır; konuşulur, not alınır, iyi niyetli cümleler havada kalır ve sonra herkes kendi gündemine döner. Bazıları ise daha ilk anda şunu hissettirir: “Burada yalnızca konuşmuyoruz; geleceğe yön veriyoruz.”

İstanbul Teknik Üniversitesi’nde 26–28 Aralık tarihlerinde gerçekleştirilen Arama Konferansı benim için bu ikinci kategoriye girdi. 

Üstelik hemen ertesi gün yapılan ve YouTube üzerinden canlı yayınlanan Sorumluluk ve Etki Odaklı Araştırma Üniversitesi – 2025 Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı ile birlikte düşünülünce, sürecin değeri daha da netleşti: Üç gün, güçlü bir ortak akıl zemini kurdu; ertesi gün ise bu zemin 2026 stratejik planının içine yerleşti, hedefe, projeye ve takvime bağlandı.

Bu sürece, İTÜ Rektörü Prof. Dr. Hasan Mandal hocamızın davetiyle katıldım. Üç gün boyunca İTÜ’yü daha yakından tanıma, İTÜ’lülerle kaynaşma, onları dinleme ve anlama fırsatı buldum. Yeri geldikçe de bir iletişimci akademisyen, gazeteci ve medya temsilcisi olarak farklı bir pencereden gördüğüm noktaları paylaşmaya çalıştım. Son oturumda ise “ekosistem ve iletişim” başlığındaki grubumuzun sözcüsü olarak İTÜ’lü Oğuzhan Öztürk ile birlikte sunum yapmak benim adıma ayrıca anlamlıydı.

Bu yazıda bir toplantı tutanağı gibi ortaya çıkan tüm görüşleri değil ama bir üniversitenin kendi pusulasını netleştirdiği o “tasarım ve karar” hâlini kişisel izlenimlerimle anlatmak istiyorum.

 


"İletişim ve İlişkiler" seminerlerinin ardından...

 

İŞKUR Gençlik Projesi kapsamında 22 Aralık Pazartesi ve 24 Aralık Çarşamba günleri, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Frig Salonu’nda dört ayrı oturumda “İletişim ve İlişkiler” üzerine konuştuk, tartıştık, denedik, uyguladık.

Kişiler arası ilişkiler ve etkili iletişim tekniklerini; ilk oturumda teknik çerçeve, ikinci oturumda uygulama, son oturumlarda ise kişisel deneyim ve görüş paylaşımı üzerinden ele aldık.

Oturumlarda; kendini tanıma, başkalarını anlama, ilk izlenim, aktif dinleme, kendini ifade etme, ben dili, iletişim engelleri, düşünce kusurları, çatışmalı durumlarda duraklama tekniği ve nihayetinde anlamak–anlaşılmak–anlaşmak hattında iletişimin nasıl güçlendirilebileceği üzerinde durduk.

Kısa testler ve uygulamalar, örnek olay çözümlemeleri ve soru–yanıtlarla çok canlı bir öğrenme atmosferi oluştu. Katılan, katkı veren ve bu süreci birlikte güzelleştiren herkese teşekkür ederim.

 


Van Gezimizin Ardından: Canavar Yok Ama “Can” Var


"Van" denilince aklıma eskiden ne gelirdi?

Ortasından işlek bir mecburiyet caddesi geçen, “klasik küçüğün büyüğü” bir Doğu Anadolu şehri…

Yanılmışım.
Van kesinlikle bu tarife uyan bir şehir değil. Büyükşehir adının hakkını veren, hatta doğunun metropol kentlerinden biri diyebilirim. Hatta biraz “reklamı yapılsa”, birçok kişinin gidip görmek isteyeceği, farklı açılardan “gizli/saklı” güzellikler barındıran nadide bir şehir.

İtiraf edeyim, bu gezi benim için sadece bir yolculuk değil, bir önyargı testi oldu.

Nasıl mı böyle bir izlenime kapıldım?
Anlatayım…

Ama baştan söyleyeyim; bu Van’a ilişkin önyargılarımı yıkan, beni şaşırtan pek çok anıyla dolu, Van’ın hak ettiği gibi uzun bir yazı.

 


Van ekibimiz: Prof Dr Erkan Yüksel, Meyra Çetinkuş, Öğr Gör Nuray Pelin İlkyaz,
Öğr Gör Hilal Sarıkaya Arslantaş,Habibe-Ceyhun Çetinkuş.

Kariyer Planlaması dersimizin konuğu: Deniz Açık

Kariyer Planlaması dersimizin bu haftaki konuğu, Anadolu Ajansı Bursa Bölge Müdürlüğünde Başmuhabir olarak görev yapan değerli mezunumuz Deniz Açık’tı.

Dersimizde hem kendi kariyer yolculuğunu anlattı hem de Anadolu Ajansı’nın çalışma düzeni, haber akışı ve ajanstaki kariyer olanakları hakkında öğrencilerimize kapsamlı bilgiler verdi.

Ayrıca gençlere bir ağabeyleri olarak, meslek yolculuklarında dikkat etmeleri gereken noktalara dair samimi ve yol gösterici öneriler paylaştı.

Hayatımızı ne belirler: Şans mı, kader mi, tercihler mi?

 


Kendinizi ne kadar şanslı hissediyorsunuz?

Ne kadar şanslı olduğunuzu değerlendirecek olsanız, kendinize 10 üzerinden kaç verirdiniz?

Bu yazıda şans, kader ve tercihlerimiz üzerinde durmak istiyorum.
Yukarıdaki soruya verdiğiniz yanıtı aklınızda tutun ve yazıyı öyle okuyun…

© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org