Kırgızistan’da İnsan, Kültür ve İletişim: Neler Farklı?


Kırgızistan denilince aklınıza ne geliyor? Geleneksel kıyafetler, atlar, meralar, Tanrı Dağları, Manas Destanı… Peki, Cengiz Aytmatov’un bu toprakların yetiştirdiği büyük bir yazar olduğunu biliyor musunuz? Onun eserlerinden herhangi birini okudunuz mu mesela? Ya da Türk sinemasının unutulmaz filmlerinden Selvi Boylum Al Yazmalımın, aslında Aytmatov’un Kırmızı Eşarp adlı eserinden uyarlandığını? Hani o filmle hafızalarımıza kazınan “sevgi emektir” sözünü…

Neyse, çok uzatmayayım…

Benim zihnimde de Kırgızistan denildiğinde bu bilgi kırıntıları dışında, yeni, güncel ve bugüne ait pek fazla şey olmadığını itiraf etmeliyim.

Evet, bu kez yolum Kırgızistan’a, Bişkek’e düştü. Bu yazıda orada gördüklerimden, hissettiklerimden, beni düşündüren bazı küçük sahnelerden söz etmek istiyorum.

Kırgızistan'ın Başkenti Bişkek'te Uluslararası Kısa Film Festivali'ne konuk olduk

 

Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te, Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi İletişim Fakültesi Dekanı değerli dostum Prof. Dr. Besim Yıldırım’ın ve Radyo, TV ve Sinema Bölümü Başkanı Doç. Dr. Gökçe Yoğurtçu'nun davetiyle çok özel bir kültür-sanat etkinliğine katılma imkânı buldum. 

22 Nisan’da, Bağımsız Devletler Topluluğu, Baltık ve Gürcistan Ülkeleri 14. Uluslararası Kısa Film Festivali kapsamında düzenlenen programa katılmak, benim için yalnızca bir festival deneyimi değil; aynı zamanda sinemanın, kültürün ve akademik dostluğun bir araya geldiği unutulmaz bir hatıra oldu.

Sektör-Akademi Buluşması: Bugün Rotamız Kanal 26


Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi'nde Halkla İlişkiler ve Reklamcılık Bölümü, Basın ve Yayına Giriş dersimizi bugün dört duvar arasından çıkardık ve haberin mutfağına, Kanal 26 tesislerine konuk olduk. Medyanın tozunu ve heyecanını yerinde görelim dedik; beklediğimizden çok daha fazlasını bulduk. 

Bizi harika bir enerjiyle karşılayan Medya 26 Grup Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Yıldırım ve Fakültemizin gururu, Milli İrade Gazetesi Yazı İşleri Müdürü Onur Şentürk, bizleri ağırlamanın ötesinde tecrübeleriyle ufkumuzu ikiye katladılar. 

İletişim fakültelerinde "7+1 eğitim modeli" ne getirir, ne götürür?

 

HABER / Üsküdar Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Danışma Kurulu toplantısında, iletişim eğitiminde gündeme gelen 7+1 modeli değerlendirildi. Farklı üniversitelerden akademisyenler ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşen toplantıda modelin gazetecilik eğitimi açısından uygulanabilirliği tartışıldı.

Okullarımızı Şiddetten Nasıl Koruyacağız?

2000’li yılların başlarıydı. Bir gün aracımı servise bakım için vermiştim. Bir hocamız, “Ben seni çarşıya bırakayım” dedi. Hocamızın bir oğlu kreşte, diğeri ilkokulda öğrenciydi. Kampüste uğrayıp onları aldık. Sonra hocamız, “Şu fırından da iki ekmek alayım” diyerek arabayı yol kenarına park etti. Ben ön koltukta, çocuklar arka koltukta yalnız kaldık. Baktım çocuklar kendi aralarında kavga gürültü ediyor, birbirleriyle boğuşuyorlar. Belki konu değişir diye sordum:

“Büyüyünce ne olacaksınız?”

Biraz soluklanır gibi oldular. Büyük olan, “Ben Polat Alemdar olacağım, bu da Memati” dedi. Sonra yeniden boğuşmaya başladılar.

Daha iyi iletişim ve daha iyi ilişkiler için ‘insanları okumak’ mümkün mü?


Bu yazıda, önce kendimizi tanımanın, sonra başkalarını anlamanın önemini ve iletişim tarzlarımızın ilişkilerimize etkisini ele alıyorum.

Bazen birini görür ve ilk birkaç dakikada yakınlık kurarız. Onu anlamak ve onunla anlaşmak için fazla çabalamaya ihtiyaç duymayız. Bazen de tam tersi olur. Daha ortada hiç bir şey yokken bir huzursuzluk çöker; sesinden, sözünden, üslubundan hatta sessizliğinden bile rahatsız oluruz. Sonra küçük meseleler bile büyük sorunlara dönüşür; biz de söylenip dururuz: Niye bir türlü anlaşamıyoruz?

Yıllardır iletişim üzerine düşünüyorum. Derslerde, seminerlerde, günlük hayatta, aile içinde, kurumlarda, yöneticilerle, öğrencilerle, eşlerle, dostlarla yapılan sohbetlerde aynı manzaraya defalarca şahit oldum. İnsanların önemli bir kısmı aslında kötü niyet yüzünden değil, birbirini yeterince “okuyamadığı” için zorlanıyor diyebilirim.

Ama sorunun en can alıcı noktasının çok da uzakta olmadığını söyleyebilirim.

İnsan, Anladığı ve Anlaşıldığı İnsanla Çiçek Açar

“İnsan, anladığı ve anlaşıldığı insanla çiçek açar” düşüncesinden hareketle, Anadolu Üniversitesi'nde fakülte sekreterleri ve şube müdürlerine yönelik gerçekleştirdiğim seminer üzerinden etkili iletişimin kurumsal yaşam için neden vazgeçilmez olduğunu ele aldım.


"Her insan biraz çiçek gibidir. Nasıl ki farklı çiçeklerin güneşle, suyla, toprakla ve havayla kurduğu ilişki aynı değilse, insanların da hayalleri, ihtiyaçları, beklentileri ve
duygusal hassasiyetleri birbirinden farklıdır."

© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org