Dünya'da ve Türkiye'de Yozlaşma: Nedir, Nedendir? Çıkış Var mı?



Sabahları televizyon izleme şansım neredeyse hiç olmuyor. Gün, dersler, yazılar, toplantılar… Bir bakmışım akşam olmuş. Ama bugün, gündemdeki konularla ilgili olarak eşim “Bir bak, Hakan Ural’ın yorumları çok yerinde” deyince merak ettim. Kanal D’deki Neler Oluyor Hayatta programını geriye alıp izledim. Üçüncü sayfa haberleri ya da “marazi” diye etiketlediğimiz olayları konuşurlarken Ural’ın bir cümlesi bende bu yazının kıvılcımını çaktı:

“Artık her şey yozlaştı… Her konuyu insanın yozlaşık olduğunu bilerek değerlendirelim.”

Sert bir cümle. Hatta biraz “düşürücü” bir cümle. İnsan, böyle bir cümleyi duyunca ya savunmaya geçiyor ya da içinden “Evet, galiba haklı” deyip bir tür yorgun kabullenişe kayıyor. Ben ikisinin ortasında kaldım. Çünkü uzun süredir ana haber bültenlerinde bu tür olayları özellikle izlemiyordum. Toplumun “bu kadar” yozlaştığı tespiti bana ağır geliyordu. Çoğu kişinin yaptığı gibi, belki de görmezden gelmeyi tercih ediyordum.

Ama bugün izlediklerim şunu düşündürdü: Biz neyi konuşuyoruz? Sadece olayları mı, yoksa bir “yeni normal”i mi?


"İletişim ve İlişkiler" seminerlerinin ardından...

 

İŞKUR Gençlik Projesi kapsamında 22 Aralık Pazartesi ve 24 Aralık Çarşamba günleri, Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi Frig Salonu’nda dört ayrı oturumda “İletişim ve İlişkiler” üzerine konuştuk, tartıştık, denedik, uyguladık.

Kişiler arası ilişkiler ve etkili iletişim tekniklerini; ilk oturumda teknik çerçeve, ikinci oturumda uygulama, son oturumlarda ise kişisel deneyim ve görüş paylaşımı üzerinden ele aldık.

Oturumlarda; kendini tanıma, başkalarını anlama, ilk izlenim, aktif dinleme, kendini ifade etme, ben dili, iletişim engelleri, düşünce kusurları, çatışmalı durumlarda duraklama tekniği ve nihayetinde anlamak–anlaşılmak–anlaşmak hattında iletişimin nasıl güçlendirilebileceği üzerinde durduk.

Kısa testler ve uygulamalar, örnek olay çözümlemeleri ve soru–yanıtlarla çok canlı bir öğrenme atmosferi oluştu. Katılan, katkı veren ve bu süreci birlikte güzelleştiren herkese teşekkür ederim.

 


"Blockchain ve nesnelerin interneti ekseninde dijital ekosistemler"

 
   
 

Yılın son eseri… 📚✨

Blockchain ve Nesnelerin İnterneti ekseninde şekillenen dijital ekosistemleri; teknik boyutla sınırlamadan, ekonomi–toplum–iletişim–mahremiyet gibi alanlarla birlikte ele alan disiplinlerarası bir çalışma: “Blockchain ve Nesnelerin İnterneti Ekseninde Dijital Ekosistemler”

Bu kitapta benim bölümüm: Gündem Mühendisliği: Dijital Çağda Gündem–Algı–Gerçeklik Döngüsü Üzerine Bir Model Önerisi”

Sosyal medyada bir şeyin “gündem” olması, çoğu zaman yalnızca görünürlük meselesi değil; dikkatin yönlendirilmesi, duygunun tetiklenmesi ve sonunda “gerçeklik” algısının sabitlenmesiyle ilgili. Bölümde bu süreci bir döngü modeli ile anlatıyor, tartışmaya açıyorum.

Editörlerimiz Süleyman Karaçor | Zeynep Karaçor | Burcu Güvenek’e bu güzel çalışmayı alana kazandırdıkları için teşekkürler.
Okuru bol olsun. 🙏

#dijitaldönüşüm #blockchain #nesnelerininterneti #dijitalekosistem #medyaçalışmaları #gündembelirleme #algıyönetimi #dijitalmedya #çizgikitabevi