.post-footer-line-1 { text-align: center !important; margin-bottom: 8px; } .post-share-buttons.goog-inline-block { display: block !important; width: 100% !important; text-align: center !important; margin: 0 auto !important; } .post-share-buttons.goog-inline-block a, .post-share-buttons.goog-inline-block iframe, .post-share-buttons.goog-inline-block span, .post-share-buttons.goog-inline-block div { float: none !important; }

İnsan, Anladığı ve Anlaşıldığı İnsanla Çiçek Açar

“İnsan, anladığı ve anlaşıldığı insanla çiçek açar” düşüncesinden hareketle, Anadolu Üniversitesi'nde fakülte sekreterleri ve şube müdürlerine yönelik gerçekleştirdiğim seminer üzerinden etkili iletişimin kurumsal yaşam için neden vazgeçilmez olduğunu ele aldım.


"Her insan biraz çiçek gibidir. Nasıl ki farklı çiçeklerin güneşle, suyla, toprakla ve havayla kurduğu ilişki aynı değilse, insanların da hayalleri, ihtiyaçları, beklentileri ve
duygusal hassasiyetleri birbirinden farklıdır."

“İnsan, anladığı ve anlaşıldığı yerde çiçek açar.”

Belki de iletişimin en güzel özeti budur.

İnsanı anlamak biraz da çiçekleri anlamaktır

Her insan biraz çiçek gibidir. Nasıl ki farklı çiçeklerin güneşle, suyla, toprakla ve havayla kurduğu ilişki aynı değilse, insanların da hayalleri, ihtiyaçları, beklentileri ve duygusal hassasiyetleri birbirinden farklıdır. Kimi ilgiyle büyür, kimi güvenle, kimi netlikle, kimi de sakin bir yaklaşımla. Bunlardan biri eksik kaldığında insan da bazen boynunu büker. İnsanı anlamak, biraz da çiçekleri anlamak gibidir.

10 Nisan’da, Anadolu Üniversitesi Personel Daire Başkanlığı Eğitim Şube Müdürlüğü tarafından düzenlenen İdari Personel Gelişim/Eğitim Programları kapsamında, fakülte sekreterleri ve şube müdürlerine yönelik “Etkili İletişim Becerileri” başlıklı bir seminer gerçekleştirdik.

Seminer boyunca iletişimin yalnızca konuşmak olmadığını; anlamak, anlaşılmak ve anlaşmak arasında kurulması gereken dengeyi birlikte değerlendirdik. Farklı insanları nasıl anlayabileceğimizi, bu farklılıklarla nasıl daha sağlıklı iletişim ve ilişki kurabileceğimizi, iletişim becerilerinin neden bu kadar önemli olduğunu konuştuk.

Web sayfamda herkese açık olarak yer alan iletişim ve davranış tarzları testinden de hareketle; yönlendirici, analitik, dışadönük, sevecen ve prizma kategorileri üzerinden insanların farklı özelliklerini birlikte düşünmeye çalıştık. Kime nasıl yaklaşmanın, kiminle nasıl iletişim kurmanın, hangi üslubun, ses tonunun ve cümle yapısının kimde daha fazla karşılık bulabileceğini ele aldık.

Biraz geçmişten, biraz bugünden, biraz da gelecekten örneklerle kimi zaman güldük, kimi zaman düşündük.

Kurumların iklimini iletişim belirliyor

Aslında kurumlar da biraz böyledir. Bir kurumun havasını yalnızca kuralları, yazışmaları ya da resmî yapısı belirlemez. O kurumda insanların birbirine nasıl seslendiği, nasıl dinlediği, nasıl geri bildirim verdiği ve anlaşmazlıkları nasıl yönettiği de en az bunlar kadar belirleyicidir. Bazen bir teşekkür, bazen ölçülü bir ses tonu, bazen de doğru anda kurulmuş bir cümle, uzun uzun anlatılan birçok şeyden daha büyük etki bırakır.

Rektörümüz Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel’in iletişim alanından geliyor olmasının, bu tür eğitim ve gelişim programlarına verilen önemi güçlendirdiğini görmek ayrıca sevindirici. Bu yaklaşımın yalnızca üniversitelerde değil, tüm kurumlarda yaygınlaşmasını diliyorum. Hatta iletişim becerilerinin, ilkokuldan başlayarak eğitim hayatının daha güçlü bir parçası olması gerektiğini bir kez daha düşünüyorum.

Katılımları, katkıları ve samimi paylaşımları için tüm fakülte sekreterlerimize ve şube müdürlerimize teşekkür ediyorum.

Nazik davetleri ve değerli organizasyonları için Anadolu Üniversitesi Rektörlüğümüze ve Personel Daire Başkanlığı Eğitim Şube Müdürlüğü’ne ayrıca teşekkür ederim.

Anlamak gerçekten masraflı iştir; emek ister, dikkat ister, samimiyet ister. Ama galiba tam da bu yüzden kıymetlidir.