Sayfalar

İletişim ve İlişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İletişim ve İlişkiler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Gece Vardiyasında Zihnimiz: Sosyal Medya Bizi Nasıl Etkiliyor?


TELEFONUNUZU bırakmadan uyuyamıyor musunuz? 

Belki de geceyi değil, kendinizi kaydırıyorsunuzdur... 

Dijital gece vardiyası zihninizi nasıl etkiliyor, hiç düşündünüz mü?

Sosyal medyanın artık hayatımızın sıradan bir parçası olduğu bir dönemdeyiz. Ancak bu sıradanlık, bazen olağan dışı etkiler doğurabiliyor. Özellikle gece saatlerinde yapılan uzun süreli sosyal medya kullanımı, tahmin ettiğimizden çok daha derin zihinsel ve duygusal izler bırakıyor.

Bu etkilere yakından bakmak için yürüttüğümüz araştırmada, 359 katılımcının deneyimlerini analiz ettik. Katılımcıların yaş, cinsiyet, meslek ve eğitim düzeylerine göre farklılaşan sosyal medya alışkanlıklarını inceledik. İşte öne çıkan bulgular…



Üniversite Tercihi Yaparken Nelere Dikkat Edilmeli? Hayalini Kur, Gerçeği Gör, Kararını Ver!



Merhaba genç arkadaşım,

Üniversite sınavı geride kaldı. Şimdi tercih zamanı.

Peki, bu tercih nasıl yapılmalı?
Puana bakarak mı? Sıralamaya göre mi?
Yoksa biraz hayal, biraz gözlem, biraz da kendini tanıma gerekir mi?

"Ben zaten hangi bölümü istediğimi biliyorum" diyor olabilirsin, demiyor da olabilirsin.

Ben bir öğretim üyesiyim. Bu soruları yıllardır hem sizlerden hem de anne babalardan alıyorum. Bu kez hem bir abi hem de bir yol arkadaşı olarak görüş ve önerilerimi paylaşmak istedim.

Şimdi gel, tercih yolculuğuna birlikte çıkalım.

Pişman olmayacaksın...

Kurumsal Sessizlik: Duyulmayan Seslerin Bedeli



KURUMLARDA konuşmayanları görmezden gelmek, kısa vadede konforlu bir yönetim biçimi gibi görünse de uzun vadede en stratejik fikirlerin, en güçlü bağlılıkların ve en derin motivasyonların yitip gitmesine neden olabilir.

SUSKUNLUK…

“Salla başını, al maaşını” sözünü duymuşsunuzdur.

Halk arasında buna benzer daha birçok ifade vardır: “Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın”, “Azıcık aşım, kaygısız başım”, “Ne şiş yansın, ne kebap”…

Bu sözler, yalnızca bireysel kaygıları değil; aynı zamanda kurum kültürlerindeki köklü bir sorunu da yansıtır: Suskunluk.

Manzaraya En Tepeden Bakmak

 

İlk kez o zaman anladım…

Yıllar önce, Konya Meram’da köfte yemek ve ayran içmek için küçük bir tepenin üzerine çıkalım dedik. Tepede manzaraya bakarken fark ettik ki, hemen arkada bir başka tepe daha var. Çok da acıkmamış olmalıyız ki, daha güzel bir manzara görmek için biraz daha yürüdük ve o tepeye çıktık.

Sonra bir daha… Bir daha…

Her tepeyi aştığımızda, arkasında başka bir tepenin daha olduğunu gördük.
Aşağıdan baktığımızda, öndeki küçük tepenin manzaranın tamamı olduğunu sanıyorduk. Ama her yükseldiğimizde gördük ki, daha geniş bir bakış açısı hep bir sonraki yükseklikte gizli.

Sonunda Takkeli Dağ’a bakarken anladık: Konya’da ulaşabileceğimiz en yüksek yer orası…

Navigasyon’un Öğrettikleri: “Rota Yeniden Hesaplanıyor”

Bu sabah İstanbul’dan Eskişehir’e doğru yola çıktım. Ne ilginçtir ki, aynı anda üç farklı navigasyon uygulamasını kullanmak gibi tuhaf bir deneyimim oldu. Ve yol boyunca düşündüm: Eğer navigasyon bir yaşam koçu olsaydı, onu nasıl tanımlardık? Hayatımızda nasıl bir rehber olurdu?


İyi Bir İletişimci Olmanın İki Küçük Sırrı…

 

Size iyi bir iletişimci olmanın sırrını anlatmak istiyorum bu yazıda. Düşünsenize, siz de bu iki temel beceriyi öğrendiğinizde, belki çocuklarınıza, öğrencilerinize, arkadaşlarınıza anlatmak istersiniz. 

Belki bir yaz tatilinde iletişim şeklinizde fark yaratabilirsiniz.

Ne dersiniz?

Bıçağın öteki yüzü: "Biz" olmak...

 

Evliliklerinin ilk günüydü. Henüz açılmamış koliler, mutfağın köşesinde duruyordu. Yeni bir hayatın eşiğinde, biraz telaş, biraz da heyecanla yerleşmeye çalışıyorlardı. Eşi bir şeyler hazırlarken o da salata yapmak istedi. Bekâr evinden getirdiği, elinin alışkın olduğu favori bıçağını aradı. Bulamayınca, “Bıçağımı gördün mü?” diye sordu. 

Eşi bir çekmeceyi açtı, bıçağı buldu, ama önce onu kucakladı ve gülümsedi: “Artık senin, benim yok; bizim bıçağımız var.”

Bu kısa sahne, bir ilişkinin ruhunu anlatmak için yeterli: Biz olmak. 

Evlilik, yalnızca iki insanın bir arada yaşaması değil, bir ben ve sen’in yavaş yavaş biz’e dönüşmesi sürecidir. Bu süreç kolay değildir. Tıpkı bir bilgisayar oyununda seviye atlamak gibi: Sahne değişir, kurallar değişir, karakterler gelişir. Yeni araçlar, yeni güçlükler, yeni beceriler gerekir. Ve her yeni aşama, daha çok iş birliği, daha çok empati, daha fazla “biz” bilinci ister.


İyileştirici bir ilaç: Nezaket...

 

“Bir kurumda nezaket yoksa, diğerlerinin bir önemi yoktur.”

— İsimsiz ama unutulmaz bir rapor cümlesi

Bir Hatıradan Hayatın Kalbine

Yıllar önce, ülkemizin köklü kamu sanayi kuruluşlarından birini tanıtım gezisi için ziyaret etmiştim. Orada görevli bir arkadaşımın anlattığı bir hatıra, yıllardır zihnimin bir köşesinde durur.

Kalite süreçlerini geliştirmek amacıyla kurum, yurt dışından bir dış değerlendirmeci davet eder. Bu uzman kişi, tesisi en ince ayrıntısına kadar gezer, çalışanlarla konuşur, üretim süreçlerini izler. Yaklaşık bir ay süren gözlemlerin ardından, heyecanla beklenen rapor günü gelir. Yönetim Kurulu, uzunca bir toplantıda anlatılması beklenen kalın bir rapor bekler. Ancak raportör kürsüye çıkar, derin bir sessizlikte tek bir cümle kurar:

“Bir kurumda nezaket yoksa, diğerlerinin bir önemi yoktur.”

Başka da bir şey söylemez. Verdiği rapor işte bu tek cümleden ibarettir.

O an bu sözün anlamını tam kavrayamamış olsam da bir kenara not etmiştim.

Yıllar geçtikçe, özellikle günümüzü, değişen yaşamlarımızı, kurumlarımızı ve hele de sağlık kurumlarını düşündüğümde, bu cümle çok daha derin anlamlar taşımaya başladı.


Bunu Konuşmamız Gerekiyor: Cinsel Sağlık Konusunda Tehlike Büyüyor

 Birinin bunu yazması gerekiyordu. 

Yazıyorum!

Maalesef son zamanlarda gençler arasında cinsel yolla bulaşan hastalıklar konusundaki farkındalık ve bilgi eksikliği sessizce büyüyen ciddi bir soruna işaret ediyor. Bu eksiklik, artık bir halk sağlığı sorununa dönüşmüş durumda.

Geçtiğimiz gün üroloji uzmanı bir arkadaşımla konuşuyorduk. Bana şöyle dedi:

“Gençler arasında cinsel yolla bulaşan hastalıklar salgın düzeyine ulaştı ve hızla yayılıyor. Hatta gençlerin çoğu ne yaşadığının farkında bile değil ve doktora başvurmaları gerektiğini bile bilmeden bu hastalıkları taşıyorlar. Tedavi olmayanlar başkalarına da bu rahatsızlıkları bulaştırıyor ve salgın hızla ilerliyor.”

 

Kanal 26’da medya, manipülasyon, etik ve yapay zekayı konuştuk

Jülide Aykut’un hazırlayıp sunduğu Misafir Köşesi programında derin bir sohbete daldık!  

🔍 Programda neler konuştuk? 

• Medyanın gücü: "Gündem belirleme" ve kitleleri yönlendirme etkisi nasıl işliyor? 

• Demokraside medyanın rolü: Tarafsızlık mümkün mü? Yoksa yeni kriterimiz şeffaflık mı? 

• Yapay Zeka Devrimi: Matbaa kadar köklü bir değişim kapıda! Peki etik sorunlara hazır mıyız? 

• Dijital dolandırıcılık: Sahte web sayfaları, tehlikeler ve korunma yolları…  


📌 Programı şurada izleyebilirsiniz: 

https://www.youtube.com/watch?v=_nplkwvQhl0

Akademik Dünyanın Yeni Tehlikesi: Sahte Konferans Dolandırıcılığı ve Nasıl Korunabilirsiniz?

 

Geçtiğimiz ay, Dubai’de düzenlenecek “International Conference on Media and Film Studies (ICMFS-25)” adlı akademik toplantıdan sözlü bildiri sunmak üzere kabul aldım. Resmi işlemler için üniversitemin BAP birimine başvurumu ilettim. Önceki gün, sürecin tamamlandığı bilgisini alınca, uçak ve otel rezervasyonlarına başlamak üzereyken; nedendir bilmem, içime bir kuşku düştü…

Otelden Gelen Şok Yanıt: “Böyle Bir Etkinlik Yok!”

Konferansın yapılacağı iddia edilen otelin resmi e-posta adresine “özel bir indirim olup olmadığına ilişkin” bir soru gönderdim.

Aldığım yanıt çarpıcıydı: “Belirttiğiniz tarihlerde otelimizde böyle bir organizasyon planlanmamıştır. Dolandırıcılık vakasıyla karşı karşıya olabilirsiniz.” 

Tıbbi sekreterler için eğitici eğitimleri tamamlandı

Yakın zamanda göreve başlatılacak 30 binin üzerindeki tıbbi sekretere verilecek iletişim ve ilişki yönetimine ilişkin derslerimizi tamamladık. 

T.C. Sağlık Bakanlığı tarafından "Beyaz Reform" çalışmaları kapsamında hekimlerin polikliniklerde sağlık hizmetine daha etkin odaklanmasını sağlamak amacıyla her polikliniğe bir sekreter görevlendirilmesi öngörülüyor. Bu kapsamda sağlık kurumlarında görevlendirilmek üzere tıbbi sekreter alımları devam ediyor. Proje kapsamında tüm Türkiye'de 30 binin üzerinde tıbbi sekreter göreve başlatılacak.

EĞİTİCİ EĞİTİMLERİ  

Görevlendirilecek tıbbi sekreterlerin mesleki gelişimlerine yönelik teknik konular ve sağlık iletişimi konularının yer aldığı çok yönlü eğitim programı ocak ayı içinde tamamlandı. İlk olarak İstanbul’da, ardından Ankara'da olmak üzere toplam beş farklı oturum düzenlendi.

Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi M. Burak Öztop'un öncülük ettiği eğitim programlarına Türkiye'nin farklı illerinden gelen 300'ün üzerinde eğitimci; sağlık idarecisi, sağlık görevlisi, hemşire ve tıbbi sekreterler katıldı.

SAĞLIKTA İLETİŞİM

Her bir oturumda bir tam günün ayrıldığı "sağlıkta iletişim ve ilişkiler" konusunda dört ayrı derse yer verildi: "İletişimi Anlamak ve Temel İletişim Becerileri", "Sağlıkta İletişim, Hastalar ve Yakınlarını Tanıma ve Anlama", "Sağlık Hizmetlerinde İlişki Yönetimi", "Sağlık Hizmetlerinde Çatışma ve Sorun Yönetimi"

Derslerde eğitimde özel hazırlanmış videoların yanı sıra rol model senaryoları eşliğinde uygulamaya ilişkin örnekler de canlandırılarak sunuldu. 

Anadolu Üniversitesi İletişim Bilimleri Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Yüksel'in koordinatörlüğünde yürütülen dersler, İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Yasin Bulduklu, aynı üniversiteden Doç. Dr. E. Meltem Koç ve Sağlık Bakanlığı Personeli Psikolog Aysun Turan tarafından verildi.

EĞİTİM ŞART

Prof. Dr. Yüksel,  Türkiye çapında ilk kez gerçekleştirilen bu tür eğitim programlarının sağlık alanındaki hizmeti ve memnuniyeti artıracağını belirtti. Yüksel, eğitim programı sonrasında düzenlenen değerlendirme anketi sonuçlarının da bu görüşü doğruladığını ifade etti.






Sağlığın Geliştirilmesi Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi M. Burak Öztop'a kitaplarımızı hediye ettik.

Musmutlu yıllar...

Sen, ben, o değil; biz olabildiğimizde,

Eleştiri, suçlama, utandırma, aşağılama, yargılama ve damgalamanın ötesine geçebildiğimizde,

Haklı-haksız, doğru-yanlış, güzel-çirkinin yerine saygı, sevgi ve mutluluğu daha çok düşünebildiğimizde,

Herkesin parmak izi gibi farklı olduğunu görebildiğimizde,

Farklılıklarımızı olduğu gibi kabul edebildiğimizde,

Gerçeklere saygıyı benimsediğimizde,

Yalnızca anlamak için dinleyebildiğimizde,

Empati kurabildiğimizde,

Gerçek ihtiyaçlarımızın farkına varabildiğimizde,

Hayallerimizin, beklentilerimizin, istek ve arzularımızın gerçekte ne olduğunu anlayabildiğimizde,

Kendimizi en uygun şekilde ifade edebildiğimizde,

Saygı ile ricada bulunabildiğimizde,

Kısacası doğayla, hayatla, kendimiz ve birbirimizle bağ kurabildiğimizde,

Konuşmayı sohbete çevirebildiğimizde,

İletişimi ilişkiye dönüştürebildiğimizde,

İşte o zaman hayatı bayram edebilir ve bu dünyayı cennete çevirebiliriz sanıyorum.

Herkese musmutlu yıllar diliyorum.

Sağlık, afiyet, huzur, mutluluk ve neşe ile...

Erkan Yüksel

Bir pazar macerasının sonu...


Sebze-meyve pazarına gitmeyi, taze ürünler almayı seviyorum. Çocukluğumdan gelen bir alışkanlık belki de. Bilemiyorum… Uzun süredir, hatta yıllardır Eskişehir’de pazara gitmiyordum. Pandemi döneminde yazlıktaydım ve bu alışkanlığıma geri döndüm. Eskişehir’e gelince devam etmek istedim.

Üniversite için tercih öncesi...


Haydi, gözlerinizi kapatın ve beraber bir hayal kuralım. İstediğiniz fakülteyi kazanmış, mezun olmuşsunuz. Aradan da 5 yıl geçmiş. O anı hayal edebilir misiniz? 

Ne yapıyorsunuz? Neredesiniz? Kimlerle birliktesiniz? Hangi şehirde, hangi işte, nasıl bir pozisyondasınız? Kazancınız nasıl? Evli misiniz? Bir gününüz nasıl geçiyor? Mutlu, huzurlu, sağlıklı mısınız? Geleceği nasıl görüyorsunuz? Başka neler var? 

Şimdi, tercih zamanı... 



 

Sağlık İletişiminin Farklı Boyutları Nelerdir?

“Sağlık iletişimi” denilince kim ne anlıyor? Ne anlaşılması gerekiyor? Bu şemsiye başlığın altını nasıl doldurmak lazım? Bu yazıda “Sağlık Haberciliği” kitabımızda da irdelediğimiz bu sorulara kısaca yanıt vermeye çalıştım.

 

Hemşirelik Bölümü’nde "Etkili İletişim Becerileri Konferansı"



Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Sağlık Bilimleri Fakültesi Evde Hasta Bakımı Hemşireliği Lisansüstü Eğitim Programı kapsamında, Anadolu Üniversitesi (AÜ) İletişim Bilimleri Fakültesi Basın ve Yayın Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Erkan Yüksel, Evde Sağlık Eğitimi İletişim ve Danışmanlık İlkeleri dersine konuk oldu.
 
Moderatörlüğünü Dr. öğretim üyesi Figen Çavuşoğlu’nun yürüttüğü çevrimiçi konferansta Prof. Dr. Erkan Yüksel “İletişim Becerileri” konulu sunumunu hemşirelik lisans ve lisansüstü öğrencilerine yaptı. Sunum, öğrencilerin ve öğretim elemanlarının yoğun ilgisi ve katılımıyla gerçekleşti.

"İletişim Becerileri" Dersi Olmalı

 

İletişim; anlamak, anlaşılmak ve anlaşmaktır.

Peki, kolay gibi görünen bu üç kelimenin altını doldurmak, hakkını vermek, uygulayabilmek o kadar kolay mıdır? Nasıl olsa herkes iletişimi bilir, öyle değil mi?

Onun için zaten hiçbir okulda insanlarla nasıl daha iyi iletişim kurabileceğimize yönelik herhangi bir ders alınmasına ya da verilmesine gerek yoktur. Herkes konuşmayı bilir, herkes laf söylemeyi bir şekilde öğrenmiştir. Herkes duygu ve düşüncelerini ifade etmeyi becerebilir? Öyle değil mi?

Pek de sanmıyorum. Eğer öyle olsaydı bu kadar basit iletişim sorunlarıyla ve bu sorunların yarattığı sonuçlarla bu kadar fazla karşılaşıyor olmazdık.

Üniversitenize hoşgeldiniz...


Zorlu bir maratonun ardından yalnızca Türkiye’nin değil, dünyanın sayılı üniversitelerinden olan Anadolu Üniversitesi’ne kayıt yaptırabilme fırsatını yakalayabilmiş şanslı öğrencilerimize öncelikle “hoş geldiniz” demek istiyorum.


İlerleyen günlerde Anadolu Üniversitesini ve öğrencilerine sunduğu geniş imkanları daha yakından tanıyarak, buradaki öğrenim hayatınız boyunca Anadolu Üniversiteli olmanın farkını ve ayrıcalığını yaşayacaksınız.


Öncelikle, ülkemizin en güzel üniversite kampuslarından birinde eğitim almanın keyfine varacaksınız. Kampusün güzelliklerini keşfettikçe bu keyfiniz daha da artacak. Daha sonra her biri birbirinden değerli, alanının en iyileri arasında gösterilen hocalarımızla tanışacak ve onlardan dersler alacaksınız. Her konuda sizlere yardımcı olmaya istekli idari personelimizin yakın ilgisi ile karşılaşacaksınız.  Fakülte ve yüksekokullarımızda öğrencilerimizin hizmetine sunulan, çağın gerektirdiği en ileri teknolojik altyapıyı kullanmaya başlayacaksınız. Önceleri izlemeye başladığınız birbirinden güzel kültürel ya da sosyal etkinliklerin zamanla bir parçası haline geleceksiniz. Her geçen gün sizin için ayrı bir deneyim olacak ve bu deneyimler yaşamınızın bundan sonrasına yön verecek.


Anadolu Üniversitesi’nden yalnızca birtakım dersler görüp, yüksek notlar alıp, mezuniyet diploması ile ayrılmayacaksınız. Bu üniversiteden Anadolu Üniversiteli kişiliği ve kimliğiyle mezun olacak ve bu mezuniyet sonrasında da üniversitenizle iletişiminizi sürdüreceksiniz.


Bu arada, birkaç noktanın altını çizmek istiyorum.

© Prof. Dr. Erkan Yüksel | www.erkanyuksel.org